Paylaşmak güzeldir..

Batı kanonundan pek az filozof hayatları boyunca Jean-Jacques Rousseau (1712-1778) kadar eziyet görmüştür. Eğitim üzerine yazdığı muhteşem felsefi romanı Emile (1762)’nin yayınlanmasının ardından politik ve ekümenik kınamalara maruz kalan ve hali hazırda Fransız Aydınlanmacılarıyla yaşadığı kırılma sebebiyle bir entelektüel yarı-münzevilik halinde olan Rousseau, hayatının geri kalanını devamlı bir kaçış halinde, hayatına karşı kurulan komplolar yüzünden korku içinde geçirmiştir. Rousseau, ömür boyu kötü muameleye maruz kaldıktan sonra felç geçirerek hayatını kaybetmiştir. Ki bu da acı bir ironidir zira Rousseau zamanının en bilinir insanlarından biridir.

Rousseau’nun ölümünden kısa bir süre sonra, kişisel eşyaları arasında Yalnız Gezenin Düşleri başlıklı el yazması metin koleksiyonu bulunmuştur. Şimdilerde, uzmanların Rousseau’nun yayınlamaya niyetli olduğu konusunda hemfikir oldukları bu metinler on ayrı “yürüyüş” bölümüne ayrılmış, her bölümde yazarın hayatının akışını etkileyen olaylar ve bu baht dönüşlerinin ruhunda yarattığı etkiler konu alınmıştır. Bu bağlamda, Düşler, otobiyografik özellikler taşır.

Bu özellikler düşünüldüğünde, kitabı Montaigne‘in Denemeler’i ya da Augustine‘in İtiraflar‘ıyla kıyaslamak kaçınılmazmış gibi görünebilir ancak Rousseau’ya göre böyle bir benzerlik söz konusu değildir. Düşler’in yazılma sebebi, halka hitap etme kaygısından ziyade kişisel amaçlardır. Rousseau şöyle der:

“Artık dünyada yalnızım, kendimden başka kardeşim, komşum, arkadaşım ya da ait olduğum bir cemiyet yok. Peki her şeyden ve herkesten soyutlanmış olan ben, neyim? Bana kalan tek şey buna bir cevap aramak.”

Şüphesiz bu ilginç bir sorudur. Ancak tarihi ya da özel bir merak dışında, hayli kişisel bir metin olan Düşler kimin ilgisini çeker ki? Görünüşe göre Rousseau fark etmeden bunun cevabını da vermiştir.

“Benliğimi bütünüyle kendi kendime konuşmanın tatlı rahatlığına bırakıyorum, insanların benden alamayacağı tek şey bu. Günlük huzurlu yürüyüşlerim, sonrasında unuttuğuma pişman olduğum derin düşüncelerle dolu oluyor. Aklıma gelmeye devam eden bu fikirleri oturup yazacağım, sonrasında yazdıklarımı okuduğumda, onları yazarken aldığım hazzı tekrar hatırlayacağım ve geçmişin tekrar doğmasını, varlığımın ikiye katlanmasını sağlayacağım.”

Rousseau’nun burada değindiği nokta çok çarpıcı, söylediğine göre Düşler, hayatının geri kalanı boyunca tekrar tekrar okuyacağı bir hatıralar koleksiyonudur. Diğer bir deyişle, bu hatıralar bir adamın, dış dünyayla temastan yoksunken, kendi başına nasıl felsefe yapabileceğinin bir örneğidir. Bu girişimin benzersizliği kesinlikle abartı değildir.

Birkaç istisna dışında ve Doğu klasiklerinin de haricinde, bir başına felsefe yapma sanatının inceliklerini gösteren metinler pek nadir bulunur ve bunun geçerli bir sebebi vardır. Antik filozoflara göre, Batı felsefesi şehre bağımlı bir faaliyettir. Yani, felsefeyi canlandıran soruların hepsinin insanlığın ortak kaygılarıyla bağlantısı vardır. Düşler’de Rousseau, şehirden kovulan bir bireyin, yalnızca toplumsal bağlam içindeyken ulaşılabileceği düşünülen mutluluğa tek başınayken nasıl ulaşabileceğini gösteriyor.

Tabi ki Düşler’in tarif edilmesi zor anlatım biçimi ve Rousseau’nun kıvrak zekâsı, bu yorumun aktardığından daha derindir. Rousseau, Kant veya Hegel gibi sistemle içli dışlı bir filozof değildi. Yazım tarzının muğlaklığı ve teskin edici güzelliği sık sık eleştirmenlerin onu yanlış yorumlamasına sebebiyet vermiştir. Dolayısıyla ilk bakışta Düşler, erken felsefi fikirlerle çelişiyormuş gibi görünebilir.

Tecrit edilmişlik hissi, zulüm ve toplumdan hoşnut olmama hali hepimiz için çok tanıdıktır. Rousseau’nun Düşler‘i bu hoşnutsuzluğun şifası olabilir ve yüzeysel olarak bile olsa, “varoluşun tatlı hissiyatı”nı ve buna eşlik eden mutluluk hissini yakalamamızı sağlayabilir.


Yazar: David Bahr
Çeviren: Sezen Kiraz
Kaynak: Forbes

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık öğrencisi, bekâr ve bir kedi annesi, antropoloji, tarih, dilbilim ve tiyatroyla ilgili eline ne geçerse okuma meraklısı, hayattan en büyük beklentisi çok iyi bağlama çalmak olan fazla bozkırlı bir genç kadın.