Sınırlı benlik bilinci olan, simüle edilmiş hiper-sofistike karakterler olarak geniş bir bilgisayar simülasyonunda yaşadığımız fikri, kafayı bulmuş felsefe öğrencilerinin gecenin bir yarısında yaptıkları yatakhane toplantısından ortaya çıkmış bir şey gibi duruyor.

Fakat bu saçma bir fikir midir? Bu fikre getirilen ilk itiraz şu: Nasıl bilebiliriz ki? Nihayetinde bilgisayar simülasyon karakterleri programcılar tarafından tasarlanmışlardır ve dünyanın sınırlarının ötesine geçme yeteneğine sahip değillerdir. Bir oyunda bir karakter çıkmaza girdiğinde bir tarla veya orman görüntüsü karşınıza çıkar; aslında oyun tasarımcıları çevreyi yaratmaya hiç gerek görmemişlerdir. Biz öngörülen oyun alanına geri dönene kadar karakterimiz aptalca oyun kenarına çarpmaya devam eder.

Ancak bu karakter çıkmaza girdiğini biliyor mu? Eğer evren bir simülasyon ise, bunu kimler yönetiyor? Ve neden? Filozof ve gelecek bilimci Nick Bostrom, Tesla,Space X’in kurucusu Elon Musk ve diğer birkaç düşünür tarafından desteklenen bir teori olan “simülasyon argümanı”na hoş geldiniz. The New Yorker’dan Joshua Rothman şöyle diyor: “Bu senaryoyu yıllardır bir çok insan hayal ediyor. Fakat son zamanlarda  bazı filozoflar, fütüristler, bilim kurgu yazarları ve teknolojik ilerlemelere dine yakın bir inancı olan teknologlar simülasyon argümanının makul olmadığını fakat kaçınılmaz olduğunu düşünüyorlar.”

Din benzeri eğilimlerinden dolayı bu teknologlar ve fütüristler, yaratıcı-tanrıyı bir yaratıcı-kodlayıcı ile yer mi değiştiriyorlar?

Bu sorunun yanıtı için Bostrom’un 2003 tarihli makalesini referans alabiliriz. Bostrom, binlerce yıldır inanılmaz ileri bir medeniyet tarafından işletilen bir “ata simülasyonu”’nda yaşıyor olabileceğimizi düşünüyor. Musk gibi, Rothman da bu konuda şöyle diyor: “Şu anda simülasyon dışında yaşamaktan çok bir simülasyonun içinde yaşamaya daha yakınız.” Bu olasılık; seçimlerimizin gerçekliği, ahlakın anlamı, eylemlerimiz ve insan kimliğinin doğası hakkında her türlü rahatsız edici soruyu gündeme getiriyor. Bunlar, filozofların (ve Philip K. Dick‘in) her zaman sormuş olduğu sorulardır, ancak yakın zamana kadar kendi hipotezlerinin bağımsız olarak teyit edilmesini çok az talep etmişlerdir. Kimi fizikçiler de “evrenimizin objektif bir gerçeklik olmadığını” keşfetmeye başlamışlardır.

Teknolojinin gelişmesindeki üstel hız göz önüne alındığında bu gerçekten çok mantıklı; şuanki düşünme kapasitemizle, kendi gerçekliğimizi gelişmiş simülasyonlarla birkaç nesil çalıştırabileceğiz, tabii kendimizi yok etmez ya da ilgimizi kaybetmezsek. Bu, programı kimin çalıştırdığı sorusuna verilebilecek bir cevaptır. Interstellar’da ölen insanlara yardım etmek için geri dönen ulu varlıklar için Rothman şöyle diyor: “Simülasyon argümanında kutsallık yoktur, simülasyonun dışındaki insanlar tanrı değildir,” uzalı da değildir, “onlar biziz.”

Yazar: Josh Jones
Çeviren: Meltem Çetin Sever
Kaynak: Open Culture

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.