Resimleri dünyayı görme şeklimizi sorgularken o aslında basit ve gündelik nesneleri kullandı. 50 yıl önce ölen Belçikalı sürrealist ressam René Magritte, resim fırçası olan bir filozoftu.

Dali’nin yaptığı bir resme baktığınızda bir rüyaya daldığınızı hissedebilirsiniz, ancak 15 Ağustos 1967’de ölen René Magritte’in resimleri daha düşünsel bir yaklaşımı benimsiyor. Bu, Frankfurt’taki Schirn Kunsthalle’de 70 sürrealist tablonun sergilendiği “İmgelerin İhaneti” sergisinde açıkça gösterilmişti.

Schirn yöneticisi Philipp Demandt’e göre, René Magritte farklı görsel imgeleriyle 20. yüzyılın en ünlü ve etkileyici sanatçılarından biri.

(Şapkalı adam) “L’heureux donateur” [Mutlu Bağışçı] Belçikalı sürrealist sanatçı René Magritte tarafından yapılan melon şapkalı birçok adam resminden biridir. Olağan, gündelik durumların gizli olduğu resim alıntılama tekniği ve yinelenen motifler kullanmıştır. 20. yüzyıl ressamı Magritte de tıpkı resimdeki adam gibi siyah takım elbise giyip melon şapka takmayı severdi.

Sözler ve imgeler arasındaki zıtlık

(Bu bir pipo değildir)
Sanatçının en ünlü resimlerinden biri 1929 yapımı “La trahison des images” [İmgelerin İhaneti] resmidir ve bu resim Los Angeles County Museum of Art koleksiyonunun parçasıdır. Frankfurt sergisinde resmin 1935 versiyonu Fransızca yerine İngilizce açıklamayla sergilenmektedir.
Frankfurt’taki sergi Magritte’in felsefe incelemesiyle ilgiliydi. Resimleri imgeler ve dil arasındaki ilişkiye değiniyor ve sergi, en ünlü resimlerinden biriyle aynı ismi paylaşıyor: “Bu bir pipo değildir.”

Magritte, imge ve yazı arasında bir zıtlık kurarak gerçekliği temsil etme olasılıkları konusundaki şüphelerini ifade ediyor ve gerçeklik algımızı sorguluyor.

Sözcük içeren resimler, René Magritte’in gerçeklik üzerine olan sanatsal görüşüydü, tıpkı yukarıdaki “ciel” [gökyüzü] gibi. Resim her şeyden önce sadece bir resimdir, demişti bir keresinde. Ne en özenli şekilde çizilmiş bir elmayı yiyebilirsiniz, ne de çizilmiş bir pipoyu doldurup içebilirsiniz.
Dil, “Bir başlık, resmi tamamlayarak onu meşru kılar” diyen bu ressam için her zaman önemli olmuştu.

Magritte’in diğer çalışmaları resim yapmanın tanımı ve keşfiyle ilgilidir. Magritte’in resimde izlediği yarı bilimsel yöntem, sanatçının basit cevapların insanı olmadığını gösteriyor. Doğrusu basit realizme güvenmezdi.

(Saklı yüzler) Magritte’in annesi 1913 yılında kendisini boğarak intihar etti; bu 14 yaşındaki Magritte için travmatik bir deneyimdi. Bedeni sudan çıkarıldığında geceliği yüzünü sarmıştı, tıpkı 1928 yapımı “Les Amants” [Aşıklar] eserindeki yüzleri örten kumaş gibi.
Sürrealistlerin amacı insanların bir şeyleri görmeye, deneyimlemeye ve düşünmeye alışkın olduğu şekli sarsmaktı. Belçika sürrealizminin en önemli temsilcisi olarak görülen Magritte, sürrealist meslektaşlarının bu beklentilerine epey ironiyle karşılık verdi.

(Gökyüzü, elma, perde) Magritte’in en ünlü üç motifi, bu 1962 yapımı “Le beau monde” [Güzel Dünya] resminde bir araya geldi. Sanat eseri, Sotheby’ın 2014’deki açık artırmasında rekor bir fiyata, yaklaşık 9 milyon euroya satıldı.
Kehanetlerle ya da öngörülerle hiç ilgilenmemişti. Ve her şeyden önce kendisini bir sanatçı olarak değil “düşünen, aynı zamanda resim yapan bir insan” olarak görüyordu. Magritte daha sonra Georg Wilhelm Friedrich Hegel ve Martin Heidegger gibi Alman filozofların ve Fransız filozof Maurice Merleau-Ponty’nin çalışmalarını yoğun bir şekilde okudu.

Perdeler Magritte’in favorisi olan, yinelenen bir temaydı; milattan önce 5. yüzyılın ikinci yarısında, Zeuxis ve Parrhasius isimli iki Yunan ressam arasındaki “kim daha gerçekçi resim yapabilir” yarışması efsanesine gönderilen bir selamdı. Parrhasius bir perde resmiyle yarışmayı kazanmıştı.

(Platon’un mağarası) Magritte, yukarıdaki 1935 yapımı “La condition humaine” [İnsanlık Durumu] adlı eserde Platon’un ünlü mağara alegorisine gönderme yapıyor gibi görünüyor. Magritte, Yunan filozofun anlatımını kendi sanatsal güzellik, gerçeklik ve yaratıcı süreç incelemesi için kullanmış.
Magritte, eserlerinde felsefi soruları sanatsal bir şekilde bir araya getirmişti. Yine de bu ona o zamanın filozofları tarafından tanınırlık sağlamadı. Fransız post-yapısalcı filozof Michel Foucault, sanatçının ölümünden 6 yıl sonra yani 1973 yılında “Ceci n’est pas une pipe” [Bu Bir Pipo Değildir] denemesinde Magritte’i onurlandırdığında bu durumu değiştirdi.

Popüler kültürde Magritte

Şapka, elma ya da perde gibi nesneler kullanan René Magritte’in görsel dili genelde aşırı basitliğe dayanıyordu ki bu da eserlerini bilhassa kolaylıkla hatırlanabilir yapan şey. Zira onun eserleri popüler kültürün sevilen ögeleri.

Magritte, 1936 yapımı “La lampe philosophique” [Filozofun Lambası] isimli otoportresinde kişinin sadece kendi zihninin varolduğundan emin olduğunu öne süren tekbencilik felsefi görüşünü eleştirmişti. Bu sanat eseri de Platon’un mağara alegorisine gönderme yapıyor. Ressamın 1954’te yazdığına göre düşünmek “tek ışık”tır.
1936 yapımı “La Lecture défendue” [Yasak Yazın] eseri, işaret eden bir parmak ve hiçbir yere götürmeyen bir merdivenle birkaç olası yoruma açık. Bu eser, ya sürrealist şair Louis Aragon’un o zamanlar yasak kitaplar indeksinde [“index” Fransızca’da işaret parmağı demektir] yer alan erotik romanı “Le Con d’Irène”e gönderme yapıyor, ya da arkadaşı Irène Hamoir’a saygı göstergesi olabilir.
Magritte’in eserleri gibi reprodüksiyonu kolay ve erişilebilir resimler sosyal medyada özellikle başarılılar. Sanatçı sosyal medyanın bulunuşundan çok önce, 1967 yılında ölmüş olsa da eserlerinin reprodüksiyonları #renemagritte etiketi altında bulunabilir.


Yazar: Julia Hitz

Çeviren: Tual Şekercigil
Kaynak: DW 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.