Paylaşmak güzeldir..

“Entelektüellerin görevi, doğruluk üzerine konuşarak yalanları ortaya çıkarmaktır” diyor Noam Chomsky, kendisi için bir dönüm noktası sayılan “Entelektüellerin Sorumluluğu” adlı savaş karşıtı makalesinde. New York Review of Books’taki bir yazıda da belirttiği gibi Chomsky, entelektüellerin eğitimlerini ve bilgiye erişimlerini Amerikan Emperyalizmine karşı kullanmakla yükümlü olduklarını söylüyor.

Makalenin başlıca argümanı (düşünürlerin, sosyal gelişim konusunda yapabilecekleri en iyi şey, iktidar sahiplerinin gizlemek istediklerini ortaya çıkarmaktır) Chomsky’nin fikirlerini anlamak konusunda oldukça önemli. Chomsky’nin analizlerinin tüm yanları, günümüzde sol tandanslı entelektüellerin sağ görüşlü milliyetçileri nasıl yeneceklerini ve sosyalist hareketi nasıl canlandıracaklarını anlamak adına gayet değerli noktalar içeriyor.

Entelektüeller ve Savaş

Her ne kadar Chomsky günümüzde en çok bilinen solcu entelektüellerden biri olsa da, “Entelektüellerin Sorumluluğu”nu yayınlayana kadar pek de popüler değildi.

1928’de Philadelphia’da Yahudi bir aileye doğan Chomsky, küçük yaşlardan itibaren uçlarda yaşıyordu. Çocukken, faşizmden kaçan göçmenlerin çalıştırdığı anarşi bürolarını ve kitapçılarını keşfetti; 10 yaşındayken Barcelona’nın Franco karşısındaki yenilgisine ağıt niteliğindeki ilk siyasi makalesini yazdı. Yine de gençliğinde siyasi görüşlerini kendine sakladı ve her dilin görünen yapısının altında gizli, derin bir yapı olan “evrensel dil bilgisini” bulmaya çalışan, öncü bir dilbilimci olmaya yoğunlaştı.

Savaş karşıtı hareket, Chomsky’yi, seçkin bir MIT profesörü olmanın getirdiği konumu kullanarak, Amerika’nın dış politikasına meydan okumaya itti. Amerikalıları savaşın gerçek sebepleri ve sonuçları hakkında bilgilendirmeyi amaçlayan eğitim hareketinde görev aldı. Savaş karşıtı gösterilerde tutuklandı (ilk olarak Mart 1967’de Pentagon’da, ki burada Norman Mailer’la hapishane komşusu oldu).

Ama Chomsky dikkatleri aktivist olarak değil, yazar olarak çekti. “Entelektüellerin Sorumluluğu” ilk olarak Chomsky’nin konuşma yaptığı Harvard Hillel Topluluğunun dergisinde yayınlandı ve New York Review of Books’ta yayınlanmasıyla çok büyük bir etkisi oldu. Öylesine etkiledi ki, New York Review makalenin liberal konularda oldukça radikal fikirler içerdiğini belirterek tekrar bastı.

Chomsky, Vietnamdaki korkunç yıkımların sebebinin imtiyazlı hatalardan kaynaklı olduğunu biliyordu. Amerikalılar ise güney Vietnam’ı, komünist saldırılarından koruduklarını sanıyorlardı. Özünde Güney Vietnam’ın varlığının tek sebebi Amerika’nın birleşik Komünist Vietnam fikrini reddetmesiydi. Gizli şüphelerine rağmen, Lyndon Johnson, Amerikalılara savaşı kolayca kazanabileceklerini söyledi. Savaşta ölen ya da ömür boyu sürecek psikolojik, fiziksel hasarlar alan askerlerin hiçbiri neden savaştıklarını gerçek anlamda bilmiyordu. En azından 1968’e kadar ana akım medya Amerika’nın Kuzey Vietnam’a attığı bombalarla, kimyasal silahlarla Vietnamlılara verdiği zararları sakladı.

“Entelektüellerin Sorumluluğu”nda Chomsky’nin hedefi politikacılar değil, liberal tarihçi Arthur Schlesinger gibi Amerika’nın Vietnam politikasını savunan entelektüellerdi. Chomsky, Schlesinger ve benzerlerini savaşa yanlış sebepten dolayı karşı çıktıkları için eleştirdi. Chomsky’ye göre Schlesinger ve diğerleri dünya siyaseti konusunda koyu realist imajı yaratmalarına rağmen Amerikan amaçlarının tamamen saf ve eleştirilemez olduğunu var saydılar. 2 yıl sonra, ilk ve en iyi kitabı Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler’de Chomsky bu tarz entelektüelleri, devlet gücüne yalakalıklarından dolayı “yeni mandarinler” olarak damgalıyor.

Chomsky, “uzmanlar tarikatı” na karşı entelektüellere, Amerikan emperyalizmine karşı çıkmak ve kurbanlara yardım etmek için göreceli olarak devlet baskısına karşı olan özgürlüklerini kullanmalarını isteyen bir entelektüel sorumluluk anlayışını önermektedir. “Entelektüeller devletin yalanlarını ortaya çıkarma gücüne sahiptir,” diyor Chomsky, “tutumları sebep ve sonuçlarıyla ve belki de gizli amaçlarıyla analiz edebilirler. En azından Batı dünyasında siyasi özgürlüklerinden dolayı böyle bir güce sahipler.”

Chomsky’nin Bilinci

Oldukça azarlar ve imalı bir ton yazılmış olan makale, Vietnam Savaşı ya da daha genel anlamda Amerikan Emperyalizmine karşı yazılmış mükemmel bir eleştiri. Fakat her ne kadar entelektüellerin ahlaki sorumlulukları konusunda ikna edici gözükse de siyasi analiz konusunda yetersiz gözüküyor.

Chomsky’nin, linguistik becerilerini de kapsayan akılcı felsefesi; tüm insanların aynı sonuçlara varmak zorunda olduklarını ima ediyor. Yalnızca tek bir doğru vardır ve bunu kabul etmeyen herkes güç tarafından yozlaştırılmıştır. Benzer şekilde, Chomsky’e göre, eğer bize dayatılan zararlı illüzyonlardan sıyrılmayı başarırsak sosyalist bir toplum düzeni sağlayabiliriz. “Radikal bilincin ortaya çıkışı, mitolojiden kurtulmuş, objektif düşüncenin tabii sonucudur.”

Yalnızca yalanları gün yüzüne çıkararak toplumsal değişim sağlanamaz elbette. Ve tek bir mutlak doğruluk inancı, demokrasi için yıkıcı olan dogmatizmi doğurur. Anlaşmazlıkları bireylerin ahlaki güdüleri hakkındaki problemler haline getirmek bağnazlığa sebep olacaktır, dahası, karma politikaları imkansızlaştıracaktır. Radikaller, Vietnam Savaşı’nı bitirmek gibi somut amaçlara ulaşabilmek için yardıma muhtaç, ki bu da liberalleri kötülememek demektir. Ayrıca, Chomsky’nin siyaset ahlakı zaman zaman Amerikan gücünü, kapsamını ve tutarlılığını abartan bir çeşit Mani dinine sebep olur.

“Entelektüllerin Sorumluluğu”nda, gerçeği söyleme özgürlüğüne sahip, bağımsız aydınları da selamlar Chomsky. Fakat aydınlar toplumsal normlardan kopuk değildir ve asla olamazlar. Hangi gerçeklerin söylendiği düşünürün korkaklığına, cesaretine değil; siyasi güçlerin dengesine bağlıdır. Zira Chomsky’nin müdahalesi de ancak savaş karşıtı hareketin yükselişi sayesinde gerçekleşti.

Güç ve Gerçek

Gücün doğruluğu üzerine konuşmaktan ziyade Sol, şu anki iktidar yapısını incelemeyi ve hatalarını bulmayı sağlayan bir analize ihtiyaç duyuyor; ancak bu şekilde kısa sürede zaferler kazanılabilir ve toplumsal yapı düzenlenebilir. Böyle bir inceleme sayesinde düşünürler, Trumpizm’e karşı kavgaya katkıda bulunabilirler ve sosyalist bir alternatif bulunabilir.

Her ne kadar mükemmel olmasa da, Chomsky’nin entelektüel ödev kavramı bu çaba konusunda önemli bir katkı olarak yerini koruyor. Aydınların, ayrıcalıklarından utanmak yerine sahip oldukları pozisyonu yararlı şekilde kullanmaları gerektiği konusunda ısrarcı davranıyor.

50 yıldır Chomsky böyle yapıyor. O, doğru şartlarda, gerçekler hakkında konuşmanın radikal bir eylem olabileceğini gösterdi. Yazıları sayesinde Amerikan emperyalizmine sert bir şekilde meydan okuyor. Bu tehlikeli dönemlerde, Chomsky’nin savunduğu ve gösterdiği cesarete her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Gerçekler hakkında konuşmak aydınların sorumluluğudur. Aynı zamanda, arzuladığımız değişimin mümkün olduğunu göstermek de yine onların sorumluluğunda.

 

Yazar: Daniel Geary
Çeviren: Şebnem Ertan
Kaynak: Jacobin Mag 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

ODTÜ Felsefe bölümü öğrencisiyim. Ankara’da doğdum. Küçük yaşlarda başlayan kitaplarla samimiyetim beni her zaman daha çok okumaya ve yazmaya yöneltti. Mezun olduktan sonra küçük bir sahaf açıp bir yandan da felsefi metin çevirileri yapmanın hayallerini kuruyorum. Japon kültürüne büyük bir hayranlık ve saygı duyuyorum. Bir ağacın tepesine çıkıp, kitap okumayı da pek severim.