Paylaşmak güzeldir..

Donald Trump, son başkanlık münazarası boyunca Hilary Clinton’ın “açık sınırlar” düşüncesini destekleyip desteklemediğini anlamaya çalıştı. Çünkü Wikileaks’in sızdırdığı son belgelere göre Clinton bu konuya çok uzak durmuyordu. Trump’ın ve destekçilerinin endişelerinin bir kısmı Hilary Clinton’ın sınır güvenliği ve ticari ilişkiler konusunda yeterince güven verici olmadığının düşünülmesinden kaynaklanmaktadır. Ancak bu endişeye neden olan asıl faktör, Clinton’ın Amerika’yı da kendine katabilecek bir dünya hükümeti formunu destekleme ihtimalidir.

Amerikan popülasyonunun büyük bir kısmı, dünya hükümetinin benimsenmesinin Nazi Almanyası, Sovyet Rusya veya Orwell’ın 1984 kitabındaki üst devlet tarzında totaliter bir rejim yaratacağından korkmaktadır. Toplumun bir kısmına göre bu gibi bir hükümet tarzı onların özgürlüklerinin kısıtlayacaktır. Silahlar yasaklanacak, evrensel sağlık hizmetleri başlayacak, vergiler artacak ve en nihayetinde diktatörlük kurulacaktır.

Dünya hükümeti fikri her ne kadar çağ ötesi gibi gözükse de aslında uzun zamandır tartışılmaktadır. Antik Mısırlılar, Çinliler ve Yunanlar tarafından da değerlendirilmiş ve hatta birçok fatih ve ülkücü tarafından da gündeme getirilmiştir. Günümüzde uluslararası bir hükümet formu konusundaki en büyük çaba Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından harcanmaktadır. Bu iki kuruluşta da bu fikri desteklemeyen kişiler ve oldukça önemli meseleler vardır. Zira, Büyük Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılmak için başlattığı “Brexit” tartışması, aslında bürokratik ve herkes için faydalı olmayan uluslarüstü bir birlikten memnun olunmadığının önemli bir göstergesidir.

Dünya hükümetinin olası avantajlarından biri, evrensel olarak uygulanabilir düzenleyici bir sistem olmasıdır. Buna göre, dünyadaki herkes üretim kalitesi ve güvenliğinde aynı standartlara ulaşmak ve kirlilik, çatışma çözümü vb. gibi konularda sorumluluk sahibi olacaktır. Öncül ülkelerin ulusal savunma bütçesi için para ayırmaya ihtiyacı olmayacak, bu parayı başka projeler için kullanabileceklerdir. Sonuç olarak, ticaret önünde daha az engel olacaktır.

Dünya hükümetinin bir diğer getirisi de felaketler, savaşlar, salgınlar gibi birçok küresel tehdit karşısında daha korunaklı bir pozisyona sahip olabileceğimizdir. Ayrıca öncül ülkeler arasında yaygınlaşacak bir bilgi paylaşımı, yaşam standartlarını ve bilimsel ilerlemeyi arttıracaktır.

Dünya hükümeti fikrinin belki de en ilginç destekçilerinden biri Albert Einstein’dı. Einstein’a göre Dünya Savaşları’nın nedenlerinden biri aşırı milliyetçilikti. 1947 yılında, “bir Alman vatandaşı olarak, aşırı milliyetçiliğin milyonlarca insana trajedi yaşatan bir salgın gibi nasıl yayıldığını gördüm,” diye yazmıştır.

Einstein’a göre milliyetçilik bir “salgın”dı ve bu sebeple sınırların olmadığı, ülkeler üzerinde güç sahibi olan uluslararası bir hükümetin olduğu bir dünyanın nasıl olacağını görmek istemişti. I. Dünya Savaşı sırasında da muhtemel “Avrupa Birleşik Devletleri” fikrini desteklemiş ve 1945 yılında Birleşmiş Milletler’e evrilen, 1919 yılında kurulan Milletler Cemiyeti oluşumunu memnuniyetle karşılamıştır.

Einstein, Birleşmiş Milletler’in gücü üzerinde olabilecek kısıtlamaları tahmin etmiş ve daha sonra bu tahminleri gerçekleşmiştir. Bu kurumu, savaşları engelleme konusunda yetersiz kalan ulusal hükümetlere karşılık gelen bir danışma kuruluşu olarak görmüştür. Ona göre, yalnızca bir dünya hükümeti böyle bir güce sahip olabilecektir.

Kendisini dünya vatandaşı olarak gören Einstein, bununla ilgili şöyle demektedir:

“Yahudi bir aileden geliyorum, İsviçre vatandaşıyım ancak herhangi bir devlete veya millete bağlı olmayan bir insan evladıyım.” 

İleride dünya hükümeti kurulsa da veya dünya, büyük bir ortaklık tarafından yönetilse de her iki durumda da çeşitli birlikler olacaktır. Milliyetçilik ise Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ve Avrupa’daki milliyetçi eylemlerce varlığını bildiren ve göz önünde bulundurulması gereken bir güçtür.

Yazar: Paul Ratner
Çevirmen: Deniz Saldıran
Kaynak: Big Think 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Lise yıllarından beri İngilizce-Türkçe çeviriler yapıyorum. 3 senedir İspanyolca öğreniyorum ve mezun olduktan sonra İspanyolca çeviriler de yapmayı hedefliyorum. Önümüzdeki sene yayınlanacak olan bir kitabın çevirmenliğini yapıyorum. Üniversitenin ilk yıllarında okulun çeşitli öğrenci kulüplerinin çıkardığı dergilerde editörlük yaptım. Ayrıca yine bu dergilerde yazılarım ve çevirilerim yayınlandı. Dil öğrenmeyi, kitap okumayı ve seyahat etmeyi çok seviyorum.

Comments are closed.