• 28 Ağustos 2017
  • Düşünbil Portal
  • 0
Paylaş

75 yıl önce bu hafta ölen melankoli yazarı Fernando Pessoa, on yıllar sonra Portekiz’de yaratacağı etkiden muhtemelen habersizdi. Pessoa, yeni edebiyat öğrencileri ve kendisinin çalışmalarını yeniden keşfeden eski okuyucuları tarafından hâlâ okunuyor. O, Lizbon’un güzel Brasileira kafesinin dışında heykel formunda ölümsüzleşti ve gösteriler, sergiler, filmler ona sürekli övgüler düzüyor. Hatta müzeye çevrilen eski evinde langırt masası bile var –11 ahşap Pessoa, sanatsal ve edebî figürlere karşı yarışıyor.

Pessoa’nın kişiliğini çevreleyen kült cezbedicidir çünkü hayatta olduğu sırada nispeten daha az tanınıyordu ve ani ölümünden sonra kendini yazarların en “çeşitlisi” olarak açığa vurdu. Ölümünden sonra bir valizde, Pessoa’nın hayatta olduğu sırada yaratılan neredeyse 80 “kişi” ya da “heteronim*” tarafından yazılmış 25.000 sayfadan fazla el yazması bulundu. Bunlar büyük meselelere farklı açılardan yaklaşan edebî ikinci-benlikler idi: Yaşam, ölüm, modern bıkkınlık; ve rasyonel düşünce ile insanî duygular arasındaki fikir ayrılığı.

Her heteronim biyografik, psikolojik, politik, dinsel ve fiziksel olarak betimlenmişti ve ana karakterler birbirine bağlıydı. Örneğin Alberto Caeiro, Ricardo Reis –bir doktor ve klasikçi– ve Álvaro de Campos –gemi mühendisi, züppe ve gezgin– tarafından görülen bir ülkede yaşayan eğitimsiz, işsiz bir adamdı. Üçü de şairdi; kendi tarzları ve inançları doğrultusunda yazıyor, birbirlerine ters düşüyor ve birlikte, yazma eylemi sayesinde kendini içselleştirmenin varyasyonları için bir tür manifesto oluşturuyorlardı.

Bernardo Soares ana karakterlerden bir diğeriydi; çalışmanın, yaşamın ve şehrin sıkıcılığına, arzunun boşunalığına boyun eğmeyi detaylarıyla anlatan bir kâtipti. Huzursuzluğun Kitabı –Pessoa’nın ölümünden neredeyse 50 yıl sonra yayımlanan, tamamlanmamış, üstünkörü karalanmış kağıt parçalarında bulunan yazılardan oluşan bir derleme– dikkatli, varoluşçu okumalar içindi. Pessoa’nın Portekizcede “kişi” anlamına geldiği gerçeği okuyucuların gözünden kaçmaz. Pessoa karakterlerinin karamsarlığı, Portekiz’in dışında az tanınmış olmasının (geç de olsa çalışmalarının İngilizce ve diğer dillere çevrilmiş olmasına rağmen) tek mantıklı sebebinin, şöhretli ama umutsuz adamın “kendini anlaşılmaz hâle getirdiği” şeklindeki modernist açıklamasına doğrudan uyar. Yeni heteronimler de hâlâ buna maruz kalmaktadır, tıpkı koronun içine yazılmış –19 yaşında, fena hâlde kambur– tek kadın sesi, Maria José’nin son keşfi gibi.

Takma adlar –Radclyffe Hall gibi erken 20. yüzyıl kadın yazarları cinsiyetlerini gizlemek için kullanıyorlardı– nadir değildir. Fakat Pessoa’nın yaptığı, gizlenmenin ötesine geçer. Çeşitli karakterlerin ömür boyu süren işçiliği, Fernando Pessoa’nın kendisine sır olarak kalmasına yol açar. “Gerçek” bir hayat yaşama sorunundan kaçınan yazar Álvaro de Campos, “Fernando Pessoa, açık konuşmak gerekirse, yoktur” diye yazmıştı.

Tüm bunların sonucu her şeyi gören, her şeyi bilen bireysel yetenek fikrine, yazar mitine meydan okumaktır. Yapıbozumcuların dil ve anlama saldırmasından, tarihi ve düşünce sistemlerini parçalara ayırmasından çok önce, Pessoa aynada kendine baktı ve herkesi aynı anda gördü. Pessoa’nın dünyasında şu fikir göze çarpar; herkes eşittir, fakat aynı zamanda farklıdır – ve bu onu, modern edebî kahramanların en insancılı yapar, 75 yıl sonra bile.
Portekiz halkı Pessoa’yı keşfetmeye devam ediyor –bunun bir sebebi ülkelerinin şu anki kötü ekonomik durumu olabilir, belki de, onun yaratmış olduğu ve tıpkı internet gibi, insanların çeşitli kişilikler vasıtasıyla kendilerini ifade edebilecekleri ve düşünce özgürlüğünün her daim ego ve statünün yanında gelmek zorunda olmadığı hayalî dünyanın payı bunda daha büyüktür. “Ruhum gizli bir orkestradır; İçimde hangi enstrümanlar çalıyor ve gıcırdıyor bilmiyorum; Yaylar, arplar, davullar…” diye yazdı Bernardo Soares. “Kendimi yalnızca bir senfoni olarak duyumsarım.”

*“Heteronym” kelimesi için dilimizde tam bir karşılık yoktur; bu kelime edebiyatta, şairane tarzı, estetik anlayışı, felsefesi, sosyal kimliği, toplumsal cinsiyeti ve hatta dili farklı olan, bağımsız alternatif kişilik anlamına gelir.


Yazar: Syma Tariq

Çeviren: M. Kaan Erdoğan
Kaynak: The Guardian

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

 


Paylaş

Düşünbil Portal

Düşünbil Portal, bilim, felsefe ve psikanaliz alanlarında yazılı ve görsel içerikli makale, deneme ve çeviri yayınlayan çok içerikli bir portaldır. Genel okur-yazar kitlenin bilinçlenmesini ve farkındalık kazanmasını amaçlamaktayız. “Düşünen her insan gençtir” vizyonu ile her genç insana hitap etmeyi amaçlayan Düşünbil Portal, dergi ve etkinliklerle bu amacını geliştirmektedir.

https://www.dusunbil.com