Paylaşmak güzeldir..

İp/Ölüm Kararı’nda, Manhattan’daki lüks apartman dairesinde boğularak sandığa saklanan ceset, işe yaramadığı halde saklanan bir şey değil, Alfred Hitchcock’un üzerine çalıştığı 1948 yılında neredeyse dolaptan hiç çıkarılamamış alt metin olan eşcinsellikti. Film, John Dall ve Farley Granger ikilisinden (ikisi de Hollywood’un Sorma-Söyleme topluluğundan), senarist Arthur Laurents’in bıraktığı gizli kıvrımlara kadar eşcinsel imalarla doluydu (Joan Chandler’in şüpheci sözü “Ne kadar da garip” her zaman evin modunu düşürdüğü görülür). İki hazırlık öğrencisi olan alaycı Brandon (Dall) ve ürkek Phillip (Granger)’in, kolejde öğrendikleri Nietzsche’nin üstünlük felsefesini uygulamak için arkadaşlarını öldürmeleri, gerçek olan Leopold ve Loeb cinayet davasına dayanır, fakat Hitchcock, eşcinseller için öcü kısaltmasını kullanmaktan ziyade şiddetin onlarda baskıdan dolayı nasıl patlak verdiğini incelemekle ilgileniyordu. Ülke, barbarlık ve cinsellikle ilgili mecburi-sansür uygulanan bir mayın tarlasıydı,  olay dizisinin ana unsurlarının açıkça bildirilmesi yerine ima edilmesi gerekliydi. Gerçekten de açılıştaki kamera duruşu, çiftin penceresine, sola kaydırmadan önce sokağa bakıyor. Cinayet, içeride kapanmış perdelerle gizli bir şekilde yapılıyor, bu da sadece yönetmenin yaşam ve ölümü ayıran küçük alanın farkındalığını değil, ne kadarının gösterilebildiğini de aktarıyor.

Kurbanın çığlığı bizi içeri ve Hitchcock’un üslup deneyine alır: İp/Ölüm Kararı bir dizi uzun çekimlerle bir seri olarak çekildi, her çatlak düzeltimi, devam eden tek bir görüntü hissi yaratmak için tutuldu, böylece Hitchcock ahlaki bir karar öne sürdü (Sukurov’un tutumunun tarihsel bir perspektif oluşturduğu Rus Hazine Sandığı’ndan neredeyse 50 yıl önceydi.) Brandon ve Phillip, arkadaşlarını boğazlıyor ve salonda bir sandık içine saklıyorlar, daha sonra ölen adamın aile ve arkadaşlarını eve partiye davet ediyorlar. Tabut üzerinden yemek servisi yapılıyor, bu Brandon’a göre bir “sanat eseri” ve “şaheseri” birbirinden ayıran türden korkunç dokunuştur. Tohumları katillerin zihnine eken profesör Rupert Cadell olarak James Stewart’ın girişinde iyi ve kötü arasındaki keskin çizgi düzenli bir şekilde ortaya çıkar. Oysa ki, resmin ahlaki karışıklığı Hitchcock’un manevi değerleri indirgeyici etkilere karşı el altında tutması için sürekli hareketli kamera kullanımından kaynaklanıyordu. Misafirler, Brandon ve Rupert’in dehşet verici şakalarıyla eğlenirken, Hitchcock görüntüyü nazikçe sağa kaydırıyor. Ölen adamın babası (Cedric Hardwicke) camdan dışarıya bakıyor, asla gelmeyeceğini bildiğimiz oğlunu bekliyordu. Bu hareket, karakterlerin üstünlük felsefesinin çekiciliğini, gerçek dünyada bir kez ortaya çıktıktan sonra sonuçlarıyla muhteşem bir şekilde bağlıyor. Sadece “bir oyun kaydetmekten” ziyade, boğucu uzun çekimler, kesimin rahatlığını reddederek etik düşünceye dalmaya zorluyor (bu, yönetmenin röntgenci dünyasında, öbür tarafa bakmak anlamına gelirdi.)

Rupert cinayetleri “Çoğu için suç, bazısı için bir ayrıcalık” olarak sınıflandırırdı, fakat Hitchcock’un İp/Ölüm Kararı’nda ben-bir-kamerayım/göz-bir-kameradır tekniği 2. Dünya Savaşı sonrasında hala gizli olan Nazi-Süperman kalıntısından fazladır. İlk görüldüğünde, ikili, hayatı vücudundan süzülüp giden kurbanlarını boğuyordu. Brandon ve Phillip kendilerini cinsel bir birleşme sonrası beceriksizce temizler gibi, sinirleri yatıştırmak için de sigarayla tamamlayarak yeniden toparladılar. İşledikleri suç, açıkça başka bir yasadışı eylemi temsil ediyordu. Yasaklanan (eşcinsel) seks ve vahşi şiddet Cinayet! ve Trendeki Yabancı filmlerinde gibi film yapımcılarına eşcinsel kötüleme görevini yerine getirecek cephane oluşturabilir (bu, diğer hırslı tehditkâr aktörün uysal Granger’i mat etmesinden farksız değildi). Hitchcock’un tuhaf bir şekilde dikilen kaygılara karşı duyarlılığını ele aldığımızda, yine de, cinayeti öğretmenlerinin öğretilerinin sapkınlığı kadar, birbirlerine ifade etmelerine izin verilmeyen hislerden dolayı ortaya çıkan sapıklık olarak görmek de aynen geçerlidir. Hitchcock görevi gereği partinin sonunda normalliği geri getirerek yabancılaşmış muhabbet kuşları Joan Chandler ve Douglas Dick’i eve gönderir, ama asıl ilgisi toplumun doğurduğu “canavarlara” ve kendini beğenmiş öğretmenin kendi kaçınılmaz rolünün onların durumunda olduğunu fark etmesidir. Hitchcock’un ölüm ve seks temalarının, bir tabancanın pencereden dışarıya iklimsel boşalmasıyla sonuçlanması uyuyor. Gerekli bir an olarak, üç karakterin ayılarak kaçamak bakışlarıyla yalnız bırakılmaları, mantığa aykırı olarak özgürleştiriyor.

Yazar: Fernando F. Croce
Çeviren: Çağın Nevruz Özsoy
Kaynak: slantmagazine

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Düşünbil Portal, bilim, felsefe ve psikanaliz alanlarında yazılı ve görsel içerikli makale, deneme ve çeviri yayınlayan çok içerikli bir portaldır. Genel okur-yazar kitlenin bilinçlenmesini ve farkındalık kazanmasını amaçlamaktayız. “Düşünen her insan gençtir” vizyonu ile her genç insana hitap etmeyi amaçlayan Düşünbil Portal, dergi ve etkinliklerle bu amacını geliştirmektedir.