Paylaşmak güzeldir..

“Genç bir kinikten kadar trajik başka bir şey yoktur, çünkü bu, kişinin hiçbir şey bilmemekten geçip hiçbir şeye inanmamaya başlaması demektir,” der Maya Angelou, kötülük karşısında gösterilmesi gereken cesaret üzerine düşünürken. 

“Çığlık atmaya ihtiyaç duyduğun durumlar için çığlık atmacalı bir şarkı bilmek iyidir.” (İllüstrasyon: Maurice Sendak)

Şimdilerde, toplumsal ve siyasal gerçekliğimiz katlanması zor bir karmaşıklık girdabına tutulurken, bir öz-koruma mekanizması gibi çalışan kinizmin içine çekilmek oldukça cazip geliyor. Buna direnmeyi sağlayan cesaretin kazanılması ise çok daha zor bir hal alıyor. 

İngiltereli yazar Caitlin Moran ise How to Build a Girl isimli romanında bu konu hakkında şöyle yazıyor: 

“Kinizm varsayılan dil haline geldiğinde, oyunbazlık ve yaratıcılık imkansız olur. Kinizm, bir kültürü tıpkı çamaşır suyu gibi aşındırır, milyonlarca küçük, fidan misali fikri silip yok eder. Kinizm, otomatik cevabın “Hayır” olmaya başlaması demektir. Kinizm, her şeyin hayal kırıklığıyla biteceğini varsayıyorsun demektir. 

Ve işte bu da insanların nihayetinde neden kinik olduklarının sebebi: Çünkü hayal kırıklığından korkuyorlar. Çünkü birilerinin onlardan faydalanacağından korkuyorlar. Çünkü saflıklarının onların kötülüğü için kullanılacağından korkuyorlar.”

Akla, Descartes’in korku ve umut arasındaki ilişki hakkındaki düşüncelerini getiren bir kısımda şöyle yazıyor Moran:

“Kinizm, en nihayetinde, korkudur. Kinizm derinize değer ve değdiği yerde kalın, kara bir kabuk oluşmaya başlar. Tıpkı böceklerin zırhları gibi. Bu zırh kalbinizi hayal kırıklığından korur, ancak neredeyse hiç yürüyemez bir hale getirir sizi. Bu zırh üstünüzdeyken dans da edemezsiniz.”

Moran, Angelou’yu hatırlatır bize: 

“Gençlerin kinik olmasındaki en derin ironi şu ki en fazla hareket etmesi, dans etmesi ve güvenmesi gerekenler onlar. […] Genç insanlar kinik ve küçümseyici olduklarında, kendi geleceklerini kendi elleriyle mağlup ederler. ‘Hayır’ deyip durursanız, geriye yalnızca, siz doğmadan önce diğer insanların ‘Evet’ dediği şeyler kalır. Sahiden, ‘Hayır’ diye bir seçenek yok.”

 

Yazar: Maria Popova
Çeviren: Sezgi Alçiçek
Kaynak: Brainpickings

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

 


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünde lisans eğitimi aldı. Gaia Dergi'de editör olarak çalıştı. Daha sonra, medya ve kültür konularında çevrimiçi yayın yapan Farazi Dergi'yi kurdu. Bu dergide sinema, edebiyat ve kültürel teoriler ekseninde yazıyor.