Paylaşmak güzeldir..

İnsanların çiğneme, höpürdetme, çıtırdatma veya hapur hupur yeme sesleri bazılarını öfkelendirebilir. Şimdilerde bilim insanları bu garip durumun nörolojik sebebini keşfettiler.

Mizofoni denilen şey, çevremizdekiler tarafından çıkarılan ve belirli aralıklarla tekrarlayan sesleri duyduğumuzda, içimizde oluşan nahoş duyguları anlatmaktadır. Bu sorunu yaşayan insanlar klavye tuşlarının sesinden, cips paketinin hışırtısından ve dudak şapırtılarından dolayı kızgınlık veya öfke duymaktadırlar.

2000 yılından bu yana bu durum bir rahatsızlık olarak kabul edilmekle birlikte, nedeni ve prevalansı üzerine araştırmalar sınırlı olmuştur. Zihinsel Bozuklukların Teşhis ve İstatistik El Kitabı‘nda bununla alakalı (DSM-5) resmi bir ölçüt yoktur ve bunu yaşayan insanlar genellikle ciddiye alınmamaktadır.

Ancak, 2014’te Journal of Clinical Psychology‘de yayınlanan bir araştırma, nüfusun yüzde 20’sinin bundan etkilenmekte olduğunu öne sürmekte olup Australasya Psikiyatri’de 2015 yılında yapılan bir çalışmada bu durumun, obsesif kompülsif bozukluk ve ankisiyete ile ilişkili olduğu ve potansiyel olarak kendi başına bir bozukluk olarak da düşünüldüğü belirtilmiştir.

Şimdilerde, İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yönetilen bir ekip, beyin frontal lobu mizofonik olanlarda seslerin tetiklediği duygusal tepkiyi açıklayabilecek değişikliklerin kanıtını buldu.

Bu durumu yaşadıklarını söyleyen 20 gönüllüden oluşan bir test grubuna, kaynar su ısıtıcısı gibi nötr, bebek ağlaması gibi sinir bozucu sesler; solunum sesleri gibi ‘tetikleyici’ sesler veya çiğneme dahil tekrarlayan sesler dinletildi.

Nörofizyolojisi bulunmayan 22 gönüllüden oluşan bir kontrol grubunun nörolojik ve fizyolojik verileri ile karşılaştırıldı.

Hiçbir grup, nötr veya sinir bozucu seslere fazla tepki vermedi. Bununla birlikte, ‘tetikleyici’ sesler geldiğinde, test grubundaki kişilerde kalp hızı ve cilt iletkenliği önemli ölçüde arttı.

Beyin taramalarında ayrıca deneklerin nörolojisinde belirgin bir farklılık olduğu ortaya çıktı. Mizofoni olanlarda, tetikleyici sesler frontal lob ve anteriyor adular korteks (AIC) de dahil olmak üzere beynin çeşitli bölgelerinde artmış aktivite ile korelasyon gösterdi.

AIC, frontal lobu ve parietal lobu beynin temporal lobundan ayıran derin katmanda yer almaktadır. Duygusal deneyimi yönetmek de dahil olmak üzere bir tür veri alışverişi görevinden sorumludur. Ayrıca dış dünyadan gelen sinyalleri vücut içindeki bilgilerle bütünleştirmede bir rol oynar.

Tetikleyici sesler, aynı zamanda, mizofonisiz olanların AIC’sinde bir tepki yarattıysa da frontal loba ait beynin iki kısmı arasında daha yüksek bir kontrol seviyesine işaret ettiği gibi, bu alanların aktivitesinde belirgin bir artış olmadığı görüldü.

Mizofoni hastalarında AIC ve frontal lob aktivitesini arttırmasının yanı sıra ventromedial prefrontal kortekste (vmPFC), hipokampusta ve amigdalada da aktivite artışı görüldü. VmPFC’nin yapısının ölçümlerinde bu bölgenin daha kalın, yalıtıcı miyelin kılıflarına sahip olduğu ve bunun da sinirlerin mesaj iletimine yardımcı olduğu gözlemlendi.

Bunlar birlikte ele alındığında, mizofonisi bulunanların, bazı seslerle ilişkili mesajların yayılmasını kontrol etmek için mücadele eden beyinlere sahip olduğu görülür.

Hepimiz biraz rahatsızlık hissine kapılabiliriz, ancak mizofonili olmak, can sıkıcı bir sesi öfkeli bir tecrübe haline getirir; beynin farklı kısımlarında ‘kavga veya uçuş’ tepkileri ile ilerler.

Ekip lideri Sukhbinder Kumar, keşfinin önemini şöyle açıkladı: “Mizofonisi bulunan birçok insan için mutluluk verici bir haber, çünkü ilk defa beyin yapısında ve bu tür hastalarda işlev bakımından bir farklılık olduğunu gösterdik.”

Ne yazık ki mizofonili olanlar için bu keşif kolay bir tedavi vaat etmiyor. Bununla birlikte, hepimiz bundan muzdarip insanlara empati duyabilir ve çiğnerken ağzımızı kapalı tutabiliriz.

 

Yazar: Mike Mcrae
Çevirmen: Bünyamin Tan
Kaynak: Science Alert

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır

 

 

 


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu, aynı üniversitede Klasik Türk Edebiyatı alanında yüksek lisansını tamamladı. Birçok uluslararası hakemli dergilerde akademik makaleleri yayımlanmıştır. Dil, edebiyat, tarih, arkeoloji, felsefe gibi pek çok alanda çalışmalar yapmaktadır. Bilim ve Gelecek dergisi kolektif çeviri ekibinde yer almakta ve Evrimsel Antropoloji web sitesinde bilimsel haberler yayınlamakta olup MEB’e bağlı bir lisede Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmaktadır.

Comments are closed.