Paylaşmak güzeldir..

Bizler, sanatın kalpleri değiştirebileceğine inanıyoruz. Ve onlara güç verebileceğine. Sanat, insanlara yaşadıklarını hissettirebilir. Sanat, erkek ve kadının ruhuna erişebilir. Sanat, topluma şuur getirir. Bizleri daha iyi bir birey yapar. Sanat, evrensel olabilir. Sınırsız, her türlü dinden ve ırktan bağımsız. Sanat bir ilah olabilir. Ama bir dekor asla! Gerçek bir silah! Hedef vurulmalı.”   Alfredo    

Çığlıklar ve nefes kesilmesine eşlik eden solgun, karanlık ve beyaz bir silah görüntüsü. Bir el silah atışı ve ölümcül bir silah değil, sanatsal bir performans sergileyen tabanca namlusundan bir kağıt patlaması. Achero Mañas’ın yönettiği nispeten az bilinen ve İspanyol sinemasının bir örneği olarak çalışılmış Noviembre’in (2003) açılış görüntüsü. Son derece kısa olmasına rağmen, bu ön provizyon sahnesi, performansın ve gündelik hayatın karışımı ve temsille gerçeklik arasındaki ilişkiyi içeren bir bütün olarak filmin anahtar temaları ve fikirlerini mikrokozmik olarak şekillendiriyor. Noviembre, şu an üzerinde çalışmakta olduğum filmlerden birisi ve tez bölümlerimden birine dayanarak, bir kitap önerisinin bir parçasıdır ve bu yazı, filmi daha ayrıntılı olarak düşünmem için bir başlangıç ​​noktası oluşturmaktadır. Aşağıda, Noviembre’nin kastettiği performans mirasının yanı sıra filmin seyirciliğin politikası üzerine yansımasını ele alacağım. Bu yazının ötesinde, izleyicilik etiğini ve sağaltıcı potansiyelini bu filmde daha da açmakla ilgileniyorum ve bu açıdan ölümü içeren anları çözümlemeye meraklıyım. Noviembre, bir filmden ziyade, sanatın radikal potansiyeli hakkında, yalnızca yirmi birinci yüzyılın İspanya’sı bağlamında değil aynı zamanda daha geniş küreselleşen dünyamız hakkında da güçlü bir siyasi ifade üreten sanatsal bir manifestodur.

Familia, gibi Noviembre de oyunculuk ve performans vasıtasıyla temsil ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi eğlenceli bir biçimde sorgular. Her iki film de bir aktör grubuna odaklanırken, Familia doğum gününde ailesini taklit etmek için yalnız orta yaşlı bir adam tarafından işe alınan aktörler grubuna odaklanırken Noviembre, bağımsız ve etkileşimli sokak tiyatrosu aracılığıyla, sanatın devrimci potansiyelini ortaya çıkarmak isteyen yaratıcı gençlerden oluşan bir gruba odaklanır. Film, başrol oyuncusu Alfredo (Óscar Jaenada) ve yoldaşlarını izleyerek performans parçalarını ve gelişmekte olan kişisel ilişkilerini belgeler ve her ikisi de film ilerledikçe daha dramatik ve yoğunlaşır. Kurgusal olmasına rağmen, film kendisini bir belgesel olarak sunmaktadır ve filme, başkahramanlarının orta yaşlı bireyler olarak, gelecekte tanımlanamayan bir anda röportajları serpiştirilmiştir. Böylece, Noviembre’de performans çoklu metasinamik seviyelerde işlev görür.

‘Azgın Lady’

Tiyatroyu sokaklara çekme felsefesiyle, Alfredo ve Noviembre’deki meslektaşlarının performans bölümleri, Demokrasiye geçiş kalıntılarının ve bu karmaşık siyasi dönemde ortaya çıkan karşı-kültürün açıkça altını çizerler. Bir örnek ve net referans, çalışmaları ve yaşamıyla, Ocaña kült belgesel filminin konusunu oluşturan Endülüs performans sanatçısı ve ressam José Ángel Pérez Ocaña’dır. (Katalan tiyatro yönetmeni ve film yapımcısı Ventura Pons’un yönettiği “Ocaña: Aralıklı Bir Portre”.) Alfredo ve diğerleri, performanslarını bir tiyatro gibi çerçevelemek yerine Madrid sokaklarında çeşitli karakterler sergilerler. Filmde Alfredo’nun kadın arkadaşlarından biri ‘La dama caliente’ (‘Azgın Leydi’), Ocakña’nın açığa vurucu gösterilerine saygı duyarak altına giydiği müstehcen iç çamaşırını ortaya çıkarmak için eteğini kaldırır. Diğer bölümler arasında, kıyafetler giyen ve sirk palyaçolarını andıran makyaj yapan grubun Madrid metrosunda müzikal performans sergilediği “Punkis alegres” (‘Mutlu Punk’lar’);

‘Mutlu Punklar’

anneleri rolünü oynayan kadının gönülsüzce sanatçı arkadaşlarını takip edip i ve azarlandığı, kırmızı makyajlı, vücutları boyanmış ve büyük boy bebek bezleri giymiş halde olan oğlanların sokaklarda isyan çıkardığı “Querubines del demonio” (‘Şeytan’ın Kervanları’);

‘Şeytanın Kervanları’

ve gençlerin Çingene, uyuşturucu bağımlısı ve engelli karakterler de dahil olmak üzere toplumun dışladığı yabancılar olarak giyinip Madrid şehir merkezinde para dilendiği “Los olvidados” (‘Unutulmuş’). Tiyatro müdahaleleri giderek daha cesur hale geldiğinde, grup, onları tutuklayan ve tiyatroda kullandıkları eşyalara (aksesuar, dekor, kostüm) defalarca el koyan polislerle sürekli sorun yaşamaya başlarlar. Grubun tiyatral mekânı ihlal etmesi ve gerçekle temsili kaynaştırma girişimleri, yalnızca performans uygulamalarının kökenindeki ahlaki, siyasi ve hatta devrimci potansiyeli bileştirerek yerel yetkililere tehdit olduğunu ortaya çıkarır.

Tiyatro prensiplerinin ana öğretilerinden biri Madrid’deki El Prado müzesindeki bir anda vurgulanan seyirci katılımını içerir. Sahne, Diego Velázquez’in Las Meninas’ına (‘Nedimeler’1656) yakın çekimle başlar ve burada ayrıntılı olarak Familia’yav da bir gönderme bulunmaktadır. Alfredo ve Lucía, kız arkadaşı ve sanatçı dostu, resmin önünde dururlar. Birbirlerine, dingin tonlarda başlayıp gitgide hakaret içeren bir dizi söz söylerler ve Alfredo Lucia’yı kucaklamadan önce, kendini iyi hissetmediğini ve başının döndüğünü söyler. Yere düşer ve vücudu kontrolsüz bir şekilde çırpınır. Lucía müze rehberlerinden biri olarak yardım isteyerek onu rahatlatır. Kamera vücuduna yaklaşır, yüzüne zum yapar. Başını çevirir, gözlerini kocaman açar ve Lucía’ya dil çıkarır. Bu hareket başka bir performans oluşturur. Müzeyi terk ederken, Lucía bir şekilde Alfredo’yu kızdırır. Orta yaşlı Lucia, bu andan itibaren performans gruplarında ‘Belgesel Tiyatrosu’nun doğduğunu dış ses olarak seyirciye söyler. 

‘Las Meninas’ Nedimeler

Velâzquez’e atıf hiçbir zaman tesadüfî değildir. Familia incelemesinde tartıştığım gibi, Velázquez’in Las Meninas’ı temsil ve gerçeklik arasındaki uçurumu ortaya koyarak perspektif ve temsil ile oynuyor. Daha da önemlisi, Las Meninas ile Noviembre’nin ortak noktası izleyicinin ve seyircinin davranışıdır. Velázquez’in eserleri, görünmezliğinin ressam için görünürleştiğini, ama kendisi için ilelebet görünmez olan bir surete sokulduğunu gören izleyiciyi sorgular. Benzer şekilde, Alfredo ve Noviembre’deki yoldaşları tarafından üretilen performans parçaları, her günkü senaryolarda, habersiz seyirci yaratmayla ilgilenirler. Her iki durumda da, izleyiciler söz konusu eserlerin bir parçası haline gelir, estetik alanlarında aktif katılımcı olurlar. Las Meninas ile Noviembre’deki performans parçaları ve filmin kendisi, dinamik, ahlaka dayalı ve politik açıdan bilinçli bir görüntüleme modunda olan seyirci rolünü talep eder.

Bu görev, filmin en çok son sahnesinde belirgindir. Döngüsel bir hareket, bizi açılış dizisine geri döndürür, Noviembre’nin dramatik çözülmesi, tabancanın bir atışıyla sona erer. (Seyretmeyenler için spoiler vermeyeceğim.) Alt yazı “Art arte cargada de futuro” (‘Sanat içinde geleceği barındıran bir silahtır‘) olarak geçer. Bu kapanış sahnesinin güçlü sembolizmi, topluluğun sokakta sahnelediği ve yoğun müdahale ile grup üyelerinin ceza almasıyla sonuçlanan oyunu ‘Atentado’ (Cinayet) başlıklı dramatik bir performans parçasını, Kraliyet Sahnesi’nde seyrediyor olmalarıdır. Başka bir tarihsel referansta*, bu performans parçaları sürrealist André Breton’un bildirisini hatırlatıyor: “En saf sürrealist eylem, dolu silah atan bir kalabalığın içine yürümek olacaktır.” Noviembre, terörizmin hem yerel hem de ulusal seviyelerde popüler hayal gücünü meşgul ettiği bir zamanda yapıldığı göz önüne alındığında, sanat ve eylemlilik arasında, terörizm ve edimsellik arasında ilginç paralellikler çiziyor. Kapanış mantrasıyla Noviembre, çağdaş küreselleşen dünyamızdaki performans politikalarını ve politikaların performansını açığa çıkarıyor.

“Dünyayı değiştirmek istemiştik ama perişanca yenildik. Şimdiyse, değişmemek için, ben dünyaya direniyorum.”
Lucia

(*Referans: Foucault, Michel. The Order of Things. London: Routledge, 2005.)

Çevirmen: Gözlem Küçük
Kaynak: spanishcinephilia.wordpress.com

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Düşünbil Portal, bilim, felsefe ve psikanaliz alanlarında yazılı ve görsel içerikli makale, deneme ve çeviri yayınlayan çok içerikli bir portaldır. Genel okur-yazar kitlenin bilinçlenmesini ve farkındalık kazanmasını amaçlamaktayız. “Düşünen her insan gençtir” vizyonu ile her genç insana hitap etmeyi amaçlayan Düşünbil Portal, dergi ve etkinliklerle bu amacını geliştirmektedir.