Akım/ Stil: Akademik sanat
Ülke: Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu)
Yıllar: 1842 – 1910

Peki, O Kimdi?

Osman Hamdi Bey’in birçok rolü vardı – müze müdürlüğü / küratörü, akademisyen, arkeolog, belediye başkanlığı – ama burada onun sanatına odaklanmak istiyorum. Hamdi Bey, İstanbul’dan (o dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası) geldi ve bir Avrupa akademik sanat stilini benimseyerek Paris’te sanat okudu. Hamdi Bey’in eserleri için önemli olan şey, o dönemler Avrupa Oryantalist tablolarında tasvir edilen şeylerden çok İslam’ın, Osmanlı İmparatorluğunun ve Orta Doğu’nun çok farklı bir versiyonunu gösteriyor olmasıdır.

Avrupalı ressamlar İslam’dan ve Ortadoğu‘dan büyülenirken, yanlışlıkla bu dünyayı aykırı erotizm, vahşet ve egzotizm dünyası olarak tasvir ediyorlardı,  Hamdi Bey gerçeğe daha yakın sahneleri barındıran resimler yaptı. Avrupa sanat tarihçilerinin ortak düşüncesi, Hamdi Bey’in bir şekilde “cevap vermesi” ya da Avrupa Oryantalist Resim anlayışını yıkmasıdır.

Bu belki Orta Doğu kadınlarının Avrupalı sanatçılar tarafından yapılmış tabloları ile Hamdi Bey’in Osmanlı kadın resimlerinin karşılaştırılmasıyla en iyi şekilde gösterilebilir. Avrupa resimlerinde Ortadoğu kadınları genellikle çok cinsel ilişkiye girmiş ve çoğunlukla haremde yer alırlardı. Avrupalı erkekler hareme giremezlerdi bu nedenle pek çok açıdan haremler Ortadoğu’nun hayali ahlaksızlığının sembolü haline geldi. Avrupalılar, yüzlerce seks kölesinin durgun bir çöküş ortamında, harem kapılarının arkasında yaşıyor olduğunu hayal ediyorlardı. Harem kadınları müstehcen, fetiş ve egzotik şekillerde resmedildi.

‘Haremde Banyo’ 1830 Philippe-Jacques van Bree Tipik Avrupa Oryantalist Harem Sahnesi

Buna karşılık, Osman Hamdi Bey’in Osmanlı kadını sahneleri, genellikle müzik aletleri çalmak veya okumak gibi eğitim faaliyetlerinde bulunduklarını göstermektedir. Her ne kadar hepsi de haremlerde yer almasalar da, tabloları Haremlerin sadece Müslüman evlerde bulunduğu ve  kadın aile üyeleri, kadın görevliler ve ergenlik öncesi erkek çocuklar için ayrılmış olan bir yer olduğu gerçeğini yansıtır (Genellikle kraliyet, aristokrat ve üst sınıf ailelerde). Osmanlı İmparatorluğunda haremler, kadınların eğitildiği ve  saygın bir şekilde yetiştirildiği alanlardı.

‘Kur’an Okuyan Kız’ 1880 Osman Hamdi Bey

Osman Hamdi Bey’in Jean-Léon Gérôme ve Gustave Boulanger gibi Avrupalı oryantalist ressamlarla Paris’te sanat okuduğu dikkat çekiyor. Dolayısıyla, Batı Oryantalizmine karşı direndiğini savunan birçok sanat tarihi araştırması olsa da, bazı araştırmalar da bu duruma meydan okumadığını öne sürmektedir. Türk tarihçi Edhem Eldem, siyasi görüşleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için Osman Hamdi Bey’in babasına yazdığı kişisel mektuplardan birine değiniyor.  Mektubunda  Hamdi Bey, Osmanlı kültürünü oldukça eleştirel bir biçimde yazıyor: “Sevgili ailem ve diğerleri hariç, lütfen, Sevgili Baba, sadece etrafınıza bakın! Ailelerde ne görüyorsun? Yolsuzluk, ahlaksızlık, kavgalar ve boşanma dışında hiçbir şey yok. Köleliğe maruz kalmışlardır ve ahlaklarını cariyelerde kaybederler. Şunu unutmayın ki sevgili babam, Müslümanların geleneklerini böyle yıkarak, Avrupa geleneklerini övüyor değilim.  Onlara da çok itirazım var ancak yine de şunu söylemeliyim ki, sadece evlilik dışı, ahlaksız, çürümüş, baştan çıkmış olsalar onları tercih ederim.”  Eldem, bu mektuba dayanarak Hamdi Bey’in “batılı” oryantalizmin güçlü bir temeline “sahip olduğunu ve yaygın olarak düşünüldüğü gibi Batı Oryantalizmine pek fazla meydan okumadığını savunuyor.

Biraz da Dedikodu

İlginçtir, Hamdi Bey’in hayatında iki eşi vardı – ikisi de Fransız, ikisi de Marie olarak adlandırılıyordu. (Sanırım çok özel bir tipe sahipti.) İkinci eşi daha sonra adını Naile Hanım’a çevirdi. Marie’den iki (Fatma ve Hayriye) Naile’den üç (Melek, Leyla ve Nazlı) olmak üzere beş çocuğu vardı. Neredeyse tüm aile üyelerini ve kendini sanat çalışmalarında model olarak kullandı.

‘Naile Hanım’ 1910 Osman Hamdi Bey

Eserlerinden Seçkiler

‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ 1908 Osman Hamdi Bey

Kaplumbağa Terbiyecisi muhtemelen Osman Hamdi Bey’in en ünlü eseridir ve 2004 yılında bir Türk sanatçının en pahalı satılan tablosu olarak  (3.5 milyon dolar) rekora imza atmıştır. Resimle ilgili birçok farklı yorum var – kimileri yavaş hareket eden kaplumbağaları kendi sanat sürecinin bir simgesi olarak yorumlarken kimileri de 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan etkisiz reformların simgesi olarak yorumluyor. Terbiyeci,  geleneksel bir Osmanlı dini kıyafeti giyiyor ve kaplumbağaları geleneksel ney flütle eğitiyor.

‘İki Müzisyen Kız’ 1880 Osman Hamdi Bey

Bu resim, Osman Hamdi Bey’in Osmanlı kadını mizansenlerinin bir diğer örneğidir. Buradaki kadınlar, iki geleneksel Türk enstrümanı çalıyorlar: büyük telli bir çalgı olan tambur ve def. Basık perspektif ve modellerin kullanımı, Osman Hamdi Bey’in İslam minyatürlerinden esinlenmiş olabileceğini gösteriyor.

“Cami Kapısı Önünde Konuşan Hocalar” 1891

Birçok yönden, Osman Hamdi Bey, Batının şiddet ve erotik fantezilerinin karşısında eğitim ve toplum gibi olumlu değerlere dayanan bir İslam imgesi yaratmayı başardı. “Cami Kapısı Önünde Konuşan Hocalar”, entelektüalizmin ve konuşmanın nitelikleriyle – Caminin temsil ettiği gibi – İslama bağlanır. Aynı zamanda, caminin topluluk için bir buluşma yeri olarak rolünü de gösterir.

Çevirmen: Gözlem Küçük
Kaynak: howtotalkaboutarthistory.com

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.