İşçi sınıfının yarısını diğer yarısını öldürmesi için tutabilirim.”
-Jay Gould

Metanoia Films yeni bir belgesel piyasaya sürdü: Plutokrasi: Böl ve Yönet (Plutocracy: Divide et Impera). Film yapımcısı Scott Noble tarafından yönetilen çok parçalı bir dizinin başlangıcı niteliğinde. Film, Birleşik Devletler’deki demokratik seçkinliğin anayasal köklerini, sanayileşme sürecinde emek hareketinin ortaya çıkmasını ve halkın seferberliğini sabote etmek için özel sermayenin uyguladığı çeşitli planları inceleyen zengin bir tarihsel mozaiğin parçalarını bir araya getirir. Senaryoyu düzenlemeye yardım eden yazar filmin zamanı iyi değerlendirdiğine inanıyor.

Filmin belirgin kısmını kavrayabilmek için seyircilerin, şu anda West Virginia’da federal savcının kömür girişimcisi Don Blankenship’e birçok güvenlik yönetmeliğini ihlal etmesi ve bu ihlalleri gizli tutması sebepleriyle hakkında açtığı davadan daha ötesine bakması gerekmiyor. 2010’da bir yeraltı patlaması Blankenship için çalışan dokuz madenciyi öldürdü. Bu, 40 yıldan fazla zamandır gerçekleşmiş en kötü maden faciasıdır.

Amerikan işçi hareketinin tarihini bilenler, bu tür bir trajedinin neredeyse tecrit edilmiş bir olay olduğunu söyleyecektir. Örneğin, 1907’nin Aralık ayında West Virginia’da 360’tan fazla çalışanın ölümüne sebep olan Fairmount Corporation’a ait kömür madeni patlaması. Gerçekten de, kömür endüstrisinin ilk elli yılı boyunca Birleşik Devletler’deki kaza oranları o kadar yüksekti ki, Amerikan İç Savaşı’ndaki savaşlara kıyasla daha çok sayıda işçi sakatlandı ve öldürüldü.

Bunun gibi tehlikeler kömür madenleriyle sınırlı değil. Genişleyen Amerikan endüstriyel durumu ölçeğinde, çalışanlar düşük maaşlar için uzun saatler uğraşıp dururken her gün ölümcül tehditlerle karşı karşıya kaldı. Eyaletlerarası Ticaret Komisyonu tarafından arşivlenen kayıtlar 1899’da yaklaşık 22,000 demiryolu çalışanının öldürüldüğünü veya ciddi şekilde yaralandığını gösteriyor. Pittsburgh’taki Homestead Steel fabrikasında çalışan kabaca her 11 çelik işçisinden 1’i iş başındayken genellikle uykusuzluk sebebiyle hayatını kaybetti.

Bu dönemde, iş dünyası menfaatleri, büyük şehir merkezlerinde gelişen yozlaşmış politik mekanizmalarla etkileşimde bulunmak için finansal kaynaklarını sonuna kadar kullandı. Rüşvetler o kadar rutin hale geldi ki Cornelius Vanderbilt ve Jay Gould gibi finansçılar rüşvet sınırlarını gizlice görüşmek zorunda kaldı. Ve sıradan insanlar sonunda daha iyi çalışma koşulları için baskı yapmaya başladığında, siyasi mekanizmalar halkın muhalefetini yumuşatmak ve protestocuları şiddetle disipline etmek için kendi şirket yöneticileri adına polis güçlerini görevlendirdi

1800’lerin sonunda işçilerin iş dünyası liderleri, politikacılar ve polisle olan kolektif deneyimi, organize olmak için ilk kez bazı girişimlere sebep oldu. Yine de Plutokrasi’de canlandırılan olaylar, iş dünyası liderlerinin ve kurumlarının zaten örgütlendiğini gösteriyor. Güçler, işçinin yeni çabalarını zayıflatmak için bir dizi strateji uyguladı.

Örneğin, işçileri ırk, etnisite ve beceri düzeyi bakımından bir birleriyle yarıştırmak için böl ve yönet taktiklerini ustalıkla kullandılar. Sanayiciler “Üçlü İttifak” gibi birleşik çok ırklı grupların oluşturduğu tehlikeyi çok iyi anladı. Dolayısıyla yöneticiler, mümkün olan her durumda, grevcileri aşağılamak ve “saldırgan zenci grevcilerin çeteleri hakkında”, doğrudan ırkçı düzenlemeler yapmak için basındaki temaslarını kullanarak, onlara müdahale etmeye çalışan herkesi döverek, ırkçı gerginlik ve parçalı birliktelik için ısrar etmeye çalışıyorlardı. Aslında, sınıf dayanışmasından duyulan korkunun, güneydeki ırk ayrımcılığına bir tetikleyici olarak hizmet ettiği iddia edilebilir.

Bu tekniğin başarısı, modern toplum için ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Kimlik politikaları, genellikle bölünmeleri artırarak sınıf analizini değiştirmiştir. Gazeteci Matt Taibbi dirayetle şu dinamiği yansıtıyor: “kültürel iç savaş, ne kadar bölünmüş olursanız olun.” Plutokrasi, Amerikan tarihini sınıf bilincinin prizması yoluyla yansıtarak kendini ayırır ve bunu yaparken dikkate değer bir netlik kazandırır.

Sonra ücretli askerler meselesi söz konusu. İtip kakılmalar başlayınca ve protestolar patlak verince endüstri kaptanları değişmeyen şekilde kaba kuvvete başvurdu. Müdahale etmek ve kirli işeri için özel güvenlik güçlerini işe aldılar: Sendikalara casus olarak sızmak, tacizleri meşrulaştırmak için sahte bayrak operasyonları sahneye koymak ve grevci işçilere saldırmak. Bu ajanlar Baldwin-Felts Dedektif Ajansı, Pinkerton Dedektif Ajansı ve Thiel Dedektif Servisi gibi birliklerden sağlandı.

Eğer işçiler, bir şekilde 1892’deki Homestead Grevi veya Blair Dağı Muharebesi (İç Savaş’tan bu yana Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tek başına en büyük silahlı ayaklanma) sırasındaki gibi sermayenin kiralanmış ordularını bunaltmada başarılı olsaydı, iş dünyası liderleri de kendi kozlarını ortaya çıkaracaklardı ve hükümet birliklerinden yardım isteyecekti. Oysa bu her zaman zaferi garantilemezdi. Bazı durumlarda, 1877’deki Büyük Demiryolu Grevi’nde olduğu gibi, devlet milislerinin grevciler üzerine ateş açmayı reddettiği istisnai örnekler de vardı.

Yönetmen Scott Noble tutkusunu ve enerjisini kamu hizmetinin temelde ne olduğu tarafına kanalize etti. Noble, hayati bilgileri zorlayıcı bir biçimde aktaran; ender antika kitle iletişim araçlarını çağdaş film çekimleri ile harmanlayıp güçlü bir deneyim yaratan, kendine özgü alışılmamış bir tarzı uyguluyor. Aydınlatıcı ve aynı zamanda özellikle çevrimiçi videolar akışına alışkın mobil cihaz jenerasyonu için de hazmı kolay.

İnternet sitelerinin depolarında biriken ısı tüketimi ve kalp krizinden ölen insanların haberleri, gelecek şeylerin bir işaretidir.

Fundamentalizm toplumunu pazarlamak için ideolojik bir alternatifin olmaması, yerini, dar bir görüşle sınırlı bir gezegenden sonsuz büyüme talebinde bulunmaya bırakmıştır.

Başka bir deyişle, kendini yenileyen yöneticiler ve ekonomik verimlilik arayışı ile ortadan kaldırılacak Yeni Anlaşma döneminin kalıntılarını bekleyin. Politika girişimleri, imtiyaz sözleşmesine yönelik bir dizi medya organı, küresel bir gözetim aygıtı ve militarize polis tarafından arttırılacak.

Eğer Plutokrasi bir ders sunuyorsa o şudur: tarih, iş dünyası seçkin sınıfının ve onların hükümetteki siyasi ortaklarının yalnızca işçi sınıfı onları buna zorladığında gerçek ayrıcalıklar verdiğini ortaya koyar. İddia edildiğine göre Franklin Roosevelt’in başkanlık görevi sürecinde aktivistlere dediği gibi “Sizinle aynı fikirdeyim, bunu başarmak istiyorum, şimdi bana bunu yaptırın.” Eşitsizliğin arttığı ve sendikaların yavaş yavaş ortadan kaldırıldığı 10 yıllık bir eğilime tanık olun. Milyarderlerin gölge ön seçimler uyguladığı işlevsiz bir siyasi sistem. Bu gelişmeler ortalama bir işçi için iyi bir sonuca işaret etmemektedir. Dolayısıyla, işçi sınıfı hareketinin yürek parçalayıcı çatışmaları er geç yeni baştan başlatılacaktır. Plutokrasi, geçmiş mücadelelerle şekillenir ve sürece liderlik edebilecek yollar üzerine görüş sağlar.

Filmin Linki : filmsforaction.org

Yazar: Bill Blunden
Çeviren: Elif Baştan
Kaynak: filmsforaction.org

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.