İnanın veya inanmayın, (gerçi insansanız kesinlikle daha iyi olur) fark etmez. Tecavüz kültürü vardır, bu bir gerçek.

Vardır, çünkü etrafımızda o cinsiyetçi gülümsemelerini takınmış “erkektir yapar” diyen insanlardan geçilmez. Vardır, çünkü en iyi ihtimalle beş kadın üniversite öğrencisinden biri tacize uğramaktadır.

Bir kadın ve bir insan olarak ben bunu kabul edilemez buluyorum. Ve çocuklarımı, cinsel şiddeti normalleştiren bu tecavüz kültürüne boyun eğecek kişiler olarak yetiştirmeyeceğime söz veriyorum.

Bu yüzden, şimdi çocuklarıma bununla savaşmayı öğretmenin tam zamanı. Bir dakika, aslında onlar doğdukları anda bu eğitime başlamıştım bile. Yanlış okumadınız: Bu eğitimi dört yaşındaki oğlumla bir yaşındaki kızıma bebekliklerinden beri veriyorum.

Klavye kahramanları silahlarına davranmadan belirteyim: Çocuklarıma başlı başına tecavüz kavramı nedir anlatmıyorum. Yapmaya çalıştığım şey, onlara, nasıl kendilerine ve başkalarına saygılı, iyi bir insan olunur, bunu öğretmek.

Ve bunu günlük hayatımızla ilintili küçük derslerle yapıyorum. Bazıları bunun doğrudan tecavüz kültürüyle alakalı olmadığını düşünebilir. Fakat bu anlattıklarım, oğlumun yetişkin biri olduğunda kadınlara nasıl davranacağı, kızımın bedenini nasıl tanıyıp bileceği ve her ikisinin de kendilerini istemedikleri bir cinsel müdahaleden nasıl koruyacakları konularında gerekli temel bilgiyi oluşturuyor.

İşte çocuklarımın mutlaka bilmesi gerektiğini düşündüğüm 13 şey.

DERS 1: Hayır, hayır demektir. Konu ne olursa olsun.

Bu tabiri oğluma ilk söylediğimde, tabii ki cinsel boyutuna girmemiştim; kelimeler beni çok etkilerler. Sonuçta kelimelerin azımsanamayacak bir gücü var ve sizin emirlerinize amadeler. Mesela, oğluma “Hayır dedim. Hayır, hayır demektir,” dediğimi, sonra sıkıştığımda veya bezdiğimde sözümden döndüğümü düşünün. Bunu nasıl algılar? Biraz sinirlenirse, belki bir süre öfke nöbeti geçirirse eninde sonunda ona hayır diyen kişiyi pes ettirebileceğini düşünür. Benim ona verebileceğim hayır cevabı, dondurma almasına izin vermemek ya da “yeter bu kadar çizgi film, hadi bakalım” demekten ibaret olabilir, ama olsun. Hayır, hayır demektir, o kadar.

DERS 2: Gıdıklamak iyidir, ama gıdıklanan kişi de bunu istediği sürece.

Yukarıda bahsettiğim düşünceyi oturtmak adına uyguladığım bir şey bu. Malum, çocuklarımla hayatım gıdıklama seansları şeklinde geçiyor. Bu esnada oğlum dur dediği anda, ki bu en çılgın kahkahalarımızın ortasında da olsa, duruyorum. Ona gerçekten durmamı isteyip istemediğini soruyorum, bazen devam etmemi istiyor. Bazen ise dur ihtarı uzun süreden sonra geliyor. Fark etmeksizin o ne diyorsa ona uyuyorum. Sözünü dinleyip gıdıklamayı bıraktığımda, ona çok temel bir ders vermiş oluyorum: Aslolan senin rızandır ve senin bedeninle alakalı kararları sen verirsin.

DERS 3: Kimseye sarılmak zorunda değilsin; buna akrabaların, kardeşlerin ve ben de dahil.

Arkadaşlar ve akrabalar iyi niyetli olabilirler, çocuğunuzu görmek için can atıyor olabilirler ve bu heyecanlarına karşılık bulmak istiyor da olabilirler. Fakat bazı günler çocuklarım aynı şekilde hissetmeyebilir ve yetişkinler de buna gücenebilir. İşte bu hakikaten kötü. Psikologlar, çocuklara bedenlerinin sahibinin kendileri olduğunu öğretmede bunun iyi bir yol olduğunu söylüyor. İşte bu sınırları öğrenmek, çocuklara, başka yetişkinlerle yaşanabilecek potansiyel tehlikelerden kaçınmada yardımcı olabiliyor. Çok üzgünüm Mildred Teyze; kesin bir izin almadıkça, eller aşağı!

DERS 4: Oğlunuzun küçük kız kardeşi ağlıyorsa, onunla ilgilenmek için yaptığınız işi bırakın.

Tabii ki, bunun bir sebebi, bebeğime bir şey olmamasını istemem. Öte yandan, oğlumun birini nasıl dinlemesi, onunla nasıl empati kurması ve de nasıl doğru şeyi yapması gerektiğini öğrenmesini istiyorum. Belki de kızımın (bir yaşında) ağlamasının sebebi, oğlumda önceden olan bir kitabı almak istemesidir. Diyelim ki mesele bu, nasıl olacak? Bu durumda oğlum, kardeşine başka bir kitaba bakmasını önerebilir ya da kitabı onunla beraber okuyabilir. Çözüm herhangi bir şey olabilir, önemli olan, kardeşine herhangi bir şey olduğunda ne yapması gerektiğini düşünüyor olması. Kızımın açısından baktığımda, her ne kadar kendini tam anlamıyla ifade edemeyecek yaşta olsa da, ağladığı veya karşı çıktığı şeyin ne anlama geldiğini bilmesi gerek.

DERS 5: Empati kurmayı öğrenin; iyi öğrenin hatta.

“Sadece ben, hep ben” balonunun dışına çıkmazsanız, yaptığınız hareketlerin başkalarını ne şekilde etkileyeceğini nasıl anlayabilirsiniz ki? Empati kavramı, çocuklarıma verdiğim bu derslerin tam kalbinde yer alıyor ve bu sadece tecavüz kültürüyle ilgili bir şey de değil. Eğer oğlumun arkadaşıyla bir sorunu olursa, ona şunu soruyorum: “O çocuk sana öyle söylediğinde nasıl hissettin?” Cevabını duyduktan sonra (genelde “beni kötü hissettirdi,” oluyor) hemen şunu soruyorum: “Peki, sen ona böyle söyleyince, o nasıl hissetmiştir sence?” Çocuklarınıza böyle davranmadığınız müddetçe, onları kafalarında bu bağlantıları kurma fırsatından yoksun bırakmış oluyorsunuz.

DERS 6: Feminizm iyi bir şeydir.

Bunun hakkında daha önce yazmıştım, oğluma feminist olmayı öğretmek ona verebileceğim en büyük hediyelerden biri. Feminizm kötü bir kelime değil. “İstemezükçüler” için bir kez daha basitçe anlatmama izin verin. Feminizm erkeklerden nefret etmek değil. Kadın olduğunuz için özel bir muamele görmek değil. Mağduru oynamak da değil. Tüm insanların eşit olması ve eşit muamele görmesi anlayışı da düşündüğünüz kadar devrimci bir anlayış değil.

DERS 7: “Erkektir yapar” cümlesi bu evde yasak.

Bu konuda daha açık olamam herhalde. Oğlumun şimdiki ve gelecekteki davranışları, toplumsal cinsiyetinin basmakalıplaşmış hatalarının getirdiği deneyimlerle şekillenmeyecek. Evladım, öncelikle bir insan, sonra bir erkek çocuk.

DERS 8: Sindirilmiş birini görürsen, onun hakkını savun.

Zorbalık çoğumuzun tahmin ettiğinden çok daha erken yaşta başlayabilir. Çözümün bir parçası değilsen, demek ki sorunun bir parçasısın; çocuklarım büyüdüğünde, umuyorum bu cümleye uyacaklar. Birisi cinsel tacize veya cinsel istismara maruz kalırsa, müdahil olacaklar; çalıştıkları yerlerde veya spor yaptıkları salonun soyunma odasında, cinsel ayrımcılığa mahal vermeyecekler.

DERS 9: Neden özür dilediğini açıklamak zorundasın.

Yanlış bir şey yaptığında, üstünkörü bir “özür dilerim” lafı yeterli değil. Bir çocuk neden “özür dilerim” dediğini anlamıyorsa, söylediği şey boş kelimelerden ibarettir. Anladığını düşünüyor olabilirsiniz, haklı olma ihtimaliniz de yüksek; fakat, genellikle, çocuğunuz özür diliyor çünkü ondan beklenenin tekrardan sizin gözünüze girmesi ve sonra topunu oynamaya devam etmesi olduğunu biliyor. Ben, bundansa, oğluma neden özür dilediğini açıklaması için ısrar ediyorum: “Sana bağırdığım için özür dilerim,” veya “oyuncağımı kırdığım ve kardeşimi ağlattığım için özür dilerim.” Aştığı sınır ne olursa olsun, bunun gerçekten farkında olması gerektiğini ve bu hatasının da neden üstünün kapanmaması gerektiğini öğretiyorum ona.

DERS 10: Benim bedenime de saygı duymalısın.

Yanlışlıkta saçımı çektiysen, özür dilemelisin. Konuşmamın orta yerinde kolumdan çekiştirmeye başlayamazsın; onun yerine şunu demelisin: “Anneciğim, ilgine ihtiyacım var.” İstediğin olmadığı zaman bana sert tepkiler veremezsin. Ben de insanım, diğer herkes gibi. Yani kısacası, kime saygı göstereceğini seçmek durumunda değilsin çünkü bütün insanlar saygıyı hak eder.

DERS 11: Evet güzelsin, aynı zamanda çalışkan ve zekisin de.

Bu kızımın başına geldiği kadar oğlumun başına da geliyor, ama kızımın başına gelince daha sert çıktığımı söyleyebilirim. Çocuklarıma, insanları değerlendirirken dış görünüşlerinin ötesine odaklanmaları gerektiğini söylüyorum hep. Umuyorum onlar da ileride, insanları obje olarak görmeyecekler ve bunu yapanlara karşı tavır alacaklar.

DERS 12: Vücudumuzun bölümlerinin gerçek isimlerini kullanırız.

Bu konuda biraz psikotiğim, itiraf edeyim. Kocam bir gün “sosis” dedi, oğlum bunun çok gülünç olduğunu düşündü ve o an bende şalterler attı. Uzmanlar, penis, testis, vajina ve vulva gibi yerinde isimlerin kullanılmasının çocukları sapıklardan uzak tutmada yardımcı olduğunu söylüyorlar. Böylece, çocuklar bilinçaltlarında vücutlarına dair bir utanma duygusu taşımamış oluyorlar. Ayrıca, Allah korusun, herhangi bir taciz olayı olduğu takdirde, sonrasında bunu doğru bir şekilde anlatabilmeleri sağlanmış oluyor. Bir diğer mesele, karşı cinsin mahrem bölgeleri için böyle “şirin” kelimelerin kullanılmasının, karşı cinsin mahremine saygısızlıkla ve mahremin anlamını yitirmesiyle sonuçlanabileceğini düşünüyorum. Kabul ediyorum, bunu her zaman uygulayabilmek benim için de kolay değil, ara sıra ergen çocuk mahcupluğu yaşamıyor değilim. Ama hiçbir zaman da bu kuralımdan şaşmadım.

DERS 13: Nazik ol.

Bu, en basit ve en önemli dersimiz. Eğer nezaket, diğer insanlarla ilişkinizde yönlendirici bir etken ise doğru yoldasınız demektir.

Tüm bunlar kulağa fazla geliyor, biliyorum. Fakat bu “ders verme” anları geldiğinde, yapmanız gereken şey temel ebeveynlik, fazlası değil. Birisi çocuklarınıza uygunsuz bir şekilde dokunduğunda ne yapmaları gerektiği ve “yabancılara karşı dikkatli olmak” gerektiği gibi konularda onlarla konuşuyorsanız, zaten bahsettiğim konuşmaları yapıyor olmalısınız. Tüm bunlardan sonra, bilmeyerek, çocuklarınızı sapıklara karşı savunmasız bırakmak ya da bir sonraki Brock Turner’ı yetiştirmek istemezsiniz. İster misiniz yoksa? Biliyorum istemezsiniz.

Yazar: Dawn Yanek
Çevirmen: Emir Melek
Kaynak: The Huffington Post 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.