Paylaşmak güzeldir..

Victor Hugo’nun Sefiller romanının (1862) –gişe rekorları kıran sahne şovlarına ve sayısız filme konu olmuştur- kendi el yazısıyla yazdığı örneği (ilk kez Avrupa’nın dışına çıkmıştır) State Library of Victoria’ya ulaştı.

Son günlerde Melborune’a hac seferleri düzenlenmeye başlayacak mı? Ya da bir filozof ve kritik kuramcısı Walter Benjamin’in ileri sürdüğü gibi –bu durumda- sanatsal değeri olan orijinal el yazma eserin etrafındaki aurayı yok eden sonsuz sayıdaki yeni basım, çeviri ve adaptasyon aracılığıyla büyük ölçekte tüketim malzemesi mi olacak?

National Library’de Treasures Gallery’de yapılan son sergilerin başarısı, profesyonel baskı ve yapımların başaramadığı, sosyal yaşamın zevkini sunma yetisine sahip el yazması orijinal eserlere karşı duyulan güçlü bir isteğe işaret etmektedir.

Antikalar üzerine yazılar yazmış olan popüler bilim ansiklopedisti Pliny the Elder M.S. 77 yılında bu konuya parmak basmış ve şunları söylemişti:

…çok sıradışı ve inanılmaz olan şudur ki sanatçıların son çalışmaları ve bunların bitmemiş resimleri, bitirmiş oldukları eserlerinden daha çok hayranlık uyandırırlar; çünkü onlarda sanatçıların gerçek düşünceleri ve onlardan geriye kalan ön çizimler görülmektedir.

Bizler hala, dahiyane bir çalışma olması kaydıyla, bitmemiş çalışmaların bize daha güzel fikirler verdiğini düşünmekteyiz. Buna iştirak etmek için estetik başarıya hayran olmak istiyoruz; ama aynı zamanda nasıl meydana getirildiklerini de anlamak istiyoruz. Kabaca incelendiğinde edebi eserlere ait el yazma eserler geçmişteki anı yaratmak için kullanılan materyal formunda olup hayatın elle tutulur yanıdırlar.

1976’da, Victor Hugo ile çağdaş olan Dickens’ın aylık olarak yayımlanmak üzere tefrika şeklinde hazırlamış olduğu ve benim en sevdiğim, uzunca bir romanı olan, sonradan Number Plans adını alan Little Dorrit (1855-57) romanına ait el yazma örneğine göz atmıştım.

Melbourne’da sadece yüksek lisans tezi hazırlıyordum ve hemen hemen Penguin karton kapaklı kitaplarına yakın tipte olan şu 800 sayfalık mamutların bazılarından üretilen Number Plans’ın düzgün bir baskısı ile aldatılmıştım. Benim için onlar Dickens’. Fakat burada, Londra’daki Victoria and Albert Museum’da kafama dank etmemiş olan bazı şeylerin fiziksel kanıtı bulunmaktaydı.

Benim için, ortaya çıkan şifreli arsa tapularının mürekkep rengi ve açık renkte eklemelerindeki ince değişiklikler ne ise Dickens’ın aylık olarak 32 sayfa yazdığı Number Plans’a sonradan ekleme yapmak için geri dönmesi de oydu. Bu sebeple Plans içine ayrıntılar ekledi, altı ay sonra yazdığı bir mektubunda söylediği gibi daha önce başka biri tarafından sahiplenilmeye elverişli olduğunu tespit etmiş olmalıydı.

Diğer taraftan romanın eklenen kısmının izi nasıl sürülebilir? Romanın sahip olduğu ritim ve tematik gelişimin her biri ile gayret dolu her bir 32 sayfalık tefrikanın yazımı bir ay içerisinde veya bir aydan fazla bir zamanda nasıl olmuştur ve böylece bunlardan 20 tanesi roman daha gözden geçirilmeden veya değiştirilmeden içerisinden nasıl çıkarılmıştır?

Böylelikle roman benim için o anda başka bir boyut kazanmıştı.

El yazma eser, zihnin isabetli devrimleri, iptal ettiği kısımlar, değişiklikler, sarf ettiği çabası ve yazma süreci üzerine ışık tutmaktadır. Edebiyat eğitimim Dickens konusunda beni tamamen hazırlıksız yakalamıştı: profesyonel ve sanatçı Dickens yaşamını kazanmak için yazmıştı.

 O zamandan beri elime geçen D. H. Lawrence, Joseph Conrad, olağanüstü Jerilderie Letter’ın eserlerinin yanı sıra Henry Lawson’ın While the Billy Boils (1896) eserine ait yazıcıdan geçen gazete sütunlarını revize ederek ve çokça gözden geçirerek inceledim. Her biri kendi varoluş tarihinin sorusundan kaçınmaktadır.1990’lardan beri bu eserlere ait materyallerinin incelenmesine duyulan ilgi yeniden başladı (kendi el yazmaları, kendi gazete kitap baskıları) ve eserlerin meydana çıkma ve yaratım sürecine tanıklık eden materyallerin incelenmesi kaçınılmaz oldu. Bu esas noktadır. State Library’deki sergi büyük bir kalabalığı çekerse bu durum araştırmanın seyrindeki değişimden doğan (kaçınılmaz) ama yavaş etkiden dolayı olacaktır.

Ziyaretçiler ne görecek? Sergide Hugo’nun 1845-48 yılları arasında yazdığı ve 1860-61’de revize ettiği Sefiller romanına ait el yazmasının birbiriyle bağlantılı iki örneğinden biri olacaktır. Daha sonra eklemeler ve revizyonlar yapmak üzere her sayfada bıraktığı boşluğun her birinin sağ kısımlarına notlar aldı.

Ve bunu çokça yapmıştı. İki farklı örnek arasındaki boşluk göz önüne alındığında romanın vurgularının yeniden düşünülmesi, hatta değiştirilmesi Hugo’nun siyasette yer aldığı bir dönemin kanıtıdır. Bu yüzden de ikinci örnek daha ince olup 12 yıllık aradan sonra el yazısının özellikleri değişmiş ve yazı yazma süreci kısalmıştır ve kız kardeşi ile sevgilisinin de eli değmiştir.

Bizim için bu klasik eserde onların da bir payı bulunmaktadır.

Çeviren: Bünyamin TAN
Kaynak: the conversation 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu, aynı üniversitede Klasik Türk Edebiyatı alanında yüksek lisansını tamamladı. Birçok uluslararası hakemli dergilerde akademik makaleleri yayımlanmıştır. Dil, edebiyat, tarih, arkeoloji, felsefe gibi pek çok alanda çalışmalar yapmaktadır. Bilim ve Gelecek dergisi kolektif çeviri ekibinde yer almakta ve Evrimsel Antropoloji web sitesinde bilimsel haberler yayınlamakta olup MEB’e bağlı bir lisede Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmaktadır.

Comments are closed.