Paylaşmak güzeldir..

Hannah Arendt yaşamını yitireli kırk yıldan fazla oldu. Ancak kendisinin bir çok insanda uyandırdığı hayranlık uçup gidecek gibi gözükmüyor.

Bilakis son birkaç yıl içerisinde yalnızca yazarlar, Holokost araştırmacıları veya felsefe öğrencileri değil film yapımcıları da onun çalışmalarını yeniden değerlendirmeye başladılar. 2012 yılında Alman yönetmen Margarethe von Trotta, yazar/filozof hakkında biyografik bir film çekmiş ve filmin adını basitçe “Hannah Arendt” koymuştu. Şimdiyse İsrailli yönetmen Ada Ushpiz “Vita Activa: Hannah Arendt’in Ruhu”yla karşımıza çıkıyor. Film, Alman Yahudisi siyasi göçmenin 1906 yılında doğumundan 69 yıl sonrasına, New York’taki son günlerine değin adımlarını takip ediyor.

Arendt, Alman akademisinin iyi kurumlarında okudu ve Alman filozof Martin Heidegger’in vesayeti altındaydı. Hitler’in 1933’te iktidara gelişiyle birlikte Paris’e kaçtı. Orada Siyonist girişimler de dahil olmak üzere çeşitli Yahudi meselelerine müdahil oldu. İsviçre’de gerçekleşen 1935 Siyonist Kongresi’ne bile katıldı. Yaşamının “Yahudi Sürgünü” olarak tanımladığı sekiz yılında yoğun bir biçimde mülteci olarak yaşamanın, toplumda “fazlalık olmanın” hissettirdikleri üzerine yazdı. 1939 yılında bir Fransız toplama kampında sürgün edilmiş “vatansızlar” denilen diğer yüzlerce Alman Yahudisinin yanına katıldı. Nazi Almanyası Fransa’yı işgal ettiğinde kamp Nazilerin geçici konaklama alanı haline geldi. Ancak Arendt önce İspanya’ya sonrasındaysa Portekiz’e kaçmayı başardı ve en sonunda ömrünün geri kalanını geçireceği New York’a ulaştı.

1961’de Arendt’in mutlu bir evliliği vardı, New York’ta bir eğitmendi ve felsefi çalışmalarını yayınlamaktaydı. İşte tam da o zaman New Yorker için Eichmann davasını takip etmek ve raporlamak üzere İsrail’e gitmeyi kabul etti. O zamana değin düşünceli bir siyaset teorisyeni olarak önemli ölçüde dikkatleri üzerine çekmişti. Ancak Kudüs’e yolculuğu yaşamını tamamıyla değiştirecekti.

Arendt, dava boyunca kendisini bir suikastçının mermisinden korumak için hazırlanmış cam bir kabine hapsolan Eichmann’ı dikkatli bir biçimde gözlemledi. O “nihai çözüm”ün arkasında yer alan ve Avrupa’daki Yahudilerin toplu kıyımından sorumlu olan cani bir teknokrat mıydı? Yoksa kendisinden başkasını düşünemeyen, yalnızca işini yapan, tepeden gelen emirleri dinleyen, etkin bir bürokrat mı? Arendt bunu anlamakta zorlandı. 1963 tarihli “Eichmann Kudüs’te: Kötülüğün Sıradanlığı Üzerine Bir Çalışma” isimli kitabında Eichmann’ın Holokost’taki rolü bağlamında sahip olduğu ahlaki kabahati en aza indirgedi. Bunu yaparak birçok dostundan, çalışma arkadaşından ve geniş ölçekte Yahudi cemaatinden uzaklaştı.

Olumsuz tepkiler oldukça yaygındı. İnsanlar öfkelendi ve onun Eichmann’ın eylemlerine bahane ürettiğini düşündüler. Ek olarak Arendt gettolardaki Yahudi organizasyonlarının oldukça etkili ve örgütlü bir doğaya sahip olması nedeniyle Nazilerin Yahudilere daha büyük zulümler yaşatabildiğini ve daha fazla Yahudi’yi ölüme gönderebildiğini ifade etti. Bu birçokları tarafından katil Eichmann’ın savunusu ve Yahudi kurbanlara yönelik bir saldırı olarak yorumlandı.

Bugüne değin Arendt’in çalışmaları tartışmalı olmayı sürdürdü. Yönetmen Ushpiz, Arendt’in kim olduğuna ve kişisel yaşamındaki hangi unsurların onu böylesi çokça tartışılan sonuçlara ulaştırdığına dair bir perdeyi aralamaya çalışıyor.

Ushpiz, belgeselin anlatımında Arendt’in sözcüklerini kullanmış. Belgeselde birçok araştırmacıyı, Arendt’in eski öğrencilerini ve başka ilgili tarafları bir araya getiriyor. Röportaj yapılan isimler Arendt’i ve çalışmalarını nasıl gördüklerine dair genişçe bir yorum sunuyorlar. Kimse onu suçlamak, kınamak veya alkışlamak için orda bulunmuyor. Arendt’in geçmişini ve yaşam hikâyesini didikleyerek Ushpiz, Arendt’i anlamamıza yardımcı oluyor. Aynı zamanda Ushpiz bir emsal teşkil edebilecek nitelikteki arşiv görüntülerinden oluşan bir koleksiyonu bir araya getirmeyi başarmış. Ancak bazen film yapımcısının neden o kareyi seçtiğini net bir şekilde anlayamadığımız eski video kayıtlarına yer verilmiş. Muhtemelen bunun nedeni de başka türlü ekrana yansıtacağı bir şey bulunmuyor oluşuydu.

Film, Fransız ve Alman televizyon kanalları için Arendt’le yapılmış olan röportajları da içeriyor. Röportajlarda Arendt gerçekten muhteşem ancak seçtiği kelimeleri ve belirli konulardaki sınıflandırma çabalarını anlamak oldukça güç. İncelikli bir dil kullanan ve Amerikalı izleyicilerin anlamakta zorluk yaşadığı tarihsel bir bakış açısına sahip muhteşem bir filozof. Bu durum kelimelerinden anlam çıkarmanın zorluğundan değil, çoğu zaman o kelimelerindeki derin anlamı kavrayışta sıkıntı yaşamamızdan kaynaklanıyor.

“Vita Activa: Hannah Arendt’in Ruhu” oldukça tartışmalı bir aydının, onun yazılarının ve felsefesinin uzunca bir çalışması. İki saatten uzun, sıklıkla kavraması güç ve zaman zaman genel kamuoyundan ziyade akademik bir çevreye hitaben hazırlanmış gibi görünen bir film. Elbette Arendt kolayca anlaşılabilen biri değil ve yazar/yönetmen Ushpiz izleyicilerin bu kadının karmaşık fikirlerini kavrayabilmesi için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış.

Arendt, büyük kahramanı ve eski aşkı Heiddegger’in cansiperane bir Nazi doktrini takipçisi olması gerçeğinden tiksiniyordu. Arendt bilmecesi, onun savaştan yıllar sonra Almanya’da bir dizi ders verdiği süreçte güya nefret ettiği Heidegger’i görmeye gitmesi ve onu hor görmek yerine savunması, hatta bazı çalışmalarının yayınlanması için ona yardımcı olması nedeniyle giderek karmaşıklaşmıştı.

Film, eleştirmenlerin konuşmasına müsaade ederken, en önemlisi Arendt’in kendi kelimelerinin onun adına konuşmasına olanak sağlıyor.

Eric Goldman, Yeshiva Üniversitesi’nde sinema alanında misafir profesör ve Yahudi sineması üzerine dersler veriyor.

Yazar: Eric Goldman
Çevirmen: Mert Can Yılmaz
Kaynak: jewishstandard.timesofisrael

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Düşünbil Portal, bilim, felsefe ve psikanaliz alanlarında yazılı ve görsel içerikli makale, deneme ve çeviri yayınlayan çok içerikli bir portaldır. Genel okur-yazar kitlenin bilinçlenmesini ve farkındalık kazanmasını amaçlamaktayız. “Düşünen her insan gençtir” vizyonu ile her genç insana hitap etmeyi amaçlayan Düşünbil Portal, dergi ve etkinliklerle bu amacını geliştirmektedir.

Comments are closed.