Sizi hem güldürüp hem düşündüren bir komedyen hatırlıyor musunuz? Belki George Carlin? Richard Pryor? Ya da belki Bill Hicks? Sadece en iyi komedyenler bunu yapabilirler ve ikisini de yapabilen birini bulmayı başardığınızda bu hep bir gülümsemeyle hatırlayacağınız bir andır. Keşke bugünlerde komedisi eski komedi tanrılarının felsefi yönü ile uyuşan birileri olsaydı.

Sizlere yeni bir felsefe palyaçosu önermemize izin verin.

Komedinin ‘filozof kralı’ Louis C.K. Onun eserlerini duymuş ama en iyi şakalarından bazılarının arkasında ciddi bir felsefe olduğunu fark etmemiş olabilirsiniz. Louis C.K., kendi popüler televizyon yayını Louie’de, şişman, yaşlı, depresif, kel ve boşanmış olarak kendisinin hafif kurgusal bir versiyonunu oynar. Daha depresif bir versiyonu olmakla birlikte temelinde kendisini oynamaktadır. Televizyon şovunda Louie mutluluğa uzanan yolda bir dizi komik absürt engeller ile karşılaşsa da, her şeye rağmen, depresif olmaya yatkınlığı da dahil olmak üzere, esasında hayattan zevk alır.

 “Oh hayır, bilinmeyeni biliyorum,” der Louie bir bölümde. Aynı zamanda bizden hayatın ne kadar iyi olduğunu anlamamızı ister. “Sıkıldığını” söyleyen kızını yanıtlarken şöyle der:

“’Sıkıldım’ demek söylemesi gereksiz olan bir şeydir. Demek istediğim hiçbir yüzdesini görmediğin harika, büyük ve muazzam bir dünyada yaşıyorsun. Kendi zihninin bile sonu yok; içine doğru sonsuza kadar uzanıyor,  anlıyor musun? Yaşıyor olduğun gerçeği harika bir şey o yüzden ‘Sıkıldım’ demeye hakkın yok.”

Louis’nin karakteri ve bir yere kadar gerçek olan adam, ilk kez Albert Camus tarafından tanımlanan ve sıklıkla ‘Absürt Kahraman’ denen şeyin tezahürleridir. Kimdir bu kahraman? Hayatın absürt ve anlamsız olduğunu anlayan ancak yine de içinde ki neşeyi bulan kişidir. Bizi ölüm, anlamsızlık ve doğru olanı yapma konusunda ki problemler gibi korkunç şeylere gülmek için cesaretlendirirken Louie, bu açıdan bir çeşit kahramandır.

Ölüm, kesinlikle onun en sevdiği konudur. En iyi stand-up şovlarından pek çoğu zekice bu konuyu işler. Louis’in stand-up yazma sistemi mükemmeliyetçidir ve sadece hepimizi çeken en iyi şakalar bir yıllık kullanımdan sonra kaldırılmak üzere onun standart repertuvarına girebilir. Ölüm hepimizi beklediğinden bu konu sıklıkla uygundur.

Martin Heidegger tarafından açıklandığı gibi, ölüm hepimizin daima ilerlediği tek şeydir. Benzer şekilde Louise bu gerçeği seyirciye birkaç kez hatırlatmadan ölüm hakkındaki bir programa başlamaz. Ölüm konusu varoluşçu filozoflar için çok önemlidir, bu filozoflar arasından Nietzsche, Sartre ve Heidegger ölümü anlayışta ki en önemli problemi hayatın bitişi olarak görmüş ve bunu bütün çalışmalarının odak noktası yapmışlardır.

Louis bunu ölümün özellikle, kaçınılmaz olduğunu bilmemize rağmen ondan kaçınmaya ya da onu görmezden gelmeye çalıştığımızda nasıl çılgınca komik olabileceğini göstererek devam ettirir. Bu tavrın beyhudeliğine dikkat çeker ve ölümü bir çocukla saklambaç oynamak kadar sıradan bir mesele haline getirir. Bu iki şeyi küçümsediğinden değil – sadece ikisinin de ne kadar kaçınılmaz, benzer ve kasıtlı olmaksızın komik olduğunu göstermek için. 

İyi bir komedyen sizi ağlayana kadar güldürebilir. En iyi komedyenler sizi düşünene kadar güldürebilir. Az önceki şakanın gösterdiği gibi, Louis en iyilerden biridir. Time dergisinin “İnsan olmanın anlamı üzerine düşünceler” adını verdiği şeyi verirken bizi güldürür, kısa bir süre için dertlerimizi unutturur ve sonra daha az önce çok iyi bir şekilde dalga geçtiği problemlerle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek şekilde hayatlarımıza dönmemizi sağlar.

Yazar: Scotty Hendricks
Çevirmen: Cansu İrem MERİÇ
Kaynak: Big Think 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.