Site icon Düşünbil Portal

Affetmek ve Affetmeye Dair (2)

Paylaş

(Yazının 1. Bölümü Bulunmaktadır.)

Peki ya affetmeyi reddetmek? Bazı koşullanmacılar bazı affetme durumlarının hoş görülemez olduğunu ve affetmeyi reddetmenin bazı durumlarda zorunlu olduğunu savunurlar. Ancak yakın zamanlarda değerlendirmesini kısmen haklı çıkarmış olsa da, Murphy bu görüşü desteklemiştir. Diğerleri daha incelikli bir açıdan bakarlar. Örneğin; Hieronymi söz gelimi kurbanlar için güçlü toplum desteği olması durumunda koşulsuz affetme ihtimaline imkan verir. Tersine, koşullanmacı olmayanların affetmeyi reddetmenin en fazla hoş görülebilir olabileceğini ama asla zorunlu olamayacağını söylemeleri muhtemeldir. Affetmeyi reddetmeyi hoş görmeye meyillilerdir. Muhtemelen kırgınlıklarına kök salmış, ellerini dayanışma için suçlulara uzatamayan hatta hepimizin aynı ahlaken bozuk tabiatı paylaştığımızı algılayamayan kişiler olarak affetmeyeni, dolaylı bir şekilde erdemli kişiden biraz daha aşağıda görürler. Fakat koşullanmacı olmayanların çoğu, insan korkularının çokluğu göz önüne alındığında belirli durumlarda kurbanların sadece affetmekten aciz, veya isteksiz, olmalarının anlaşılabilir olduğunu kabul ederler.

Bana, affetmeyi reddetmenin, özellikle çok ciddi suçlar için, insanlığa karşı yaygın zulüm veya suç vakalarının kuralcı bir yönü olabilir gibi geliyor. Ne sadece hoş görülebilir veya anlaşılabilirdir ne de tahmin edildiği gibi insanidir. Zulmü affetmeyi reddetmek ahlaki bir duruşla eşdeğerdir veya ahlaki bir duruşun dışavurumudur ve hataya direnmede güçlü bir yol olabilir.

Jeffrey Murphy, Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’deki, köpeğine taş attığı için sekiz yaşındaki korkmuş bir çocuğu çaresiz annesinin gözleri önünde öldürmek amacıyla köpeklerini gönderen bir general örneğine atıfta bulunur. Bu, zalimce ve ilk bakışta affedilmez bir suç işleyen birinin örneksel bir anlatımıdır. Bundan daha kötü olaylar hayal etmek zor olsa da, insanlık tarihi diğer birçoğunun yanı sıra Nazilerin, Arjantin Askeri Cuntası’nın cinayetleri ve Ruanda soykırımı gibi hayal gücüne meydan okuyan olaylarla doludur. Bunlar, suçlunun pişman olmadığı ve eylemini hala bir şekilde haklı gördüğü ciddi suç olaylarıdır.

“Gerek kurbanın haklarını görmezden gelerek, gerekse ahlaki tedavi talep edemeyip hataya karşı koyamayarak kurbanın haklarını savunamayan herhangi bir affetme şekli hoş görülemez, çünkü Kant’ın özsaygı ödevini ihlal eder.”

Aşağıdaki üç değerlendirme, affetmemek için kuralcı nedenler olarak verilebilir. Öncelikle, affetmeyi reddetmek kurbanın özsaygısını yükseltmek için bazen gereklidir. Gelin burada görüşün Kantçı versiyonu olarak gördüğüm kısmına odaklanalım. Kant, affedici olmak için eksik erdem ödevimiz olduğunu öne sürdüğü bölümü aşağıdaki yorumla bitirir:

[fakat] [affetme ödevi] hatalara karşı uysal hoşgörülerle karıştırılmamalıdır […]

diğer insanların yaptığı hataların tekrarını engellemek için […] sert yoldan vazgeçmek; çünkü o zaman bir insan, haklarını bir kenara atıp diğerlerinin ezmesine izin vermiş olur ve böylece kendine olan ödevini ihlal eder.

Yukarıdaki bölümü, özsaygı ödevini ihlal ettikleri için bazı affetme şekillerinin hoş görülemez olduğunu savunduğu şeklinde yorumladım. Bu bir değer verme, saygı duyma ve akıl sahibi olarak birinin onurunu diğerleriyle aynı seviyede görme ödevidir. Gerek kurbanın haklarını görmezden gelerek, gerekse ahlaki tedavi talep edemeyip hataya karşı koyamayarak kurbanın haklarını savunamayan herhangi bir affetme şekli hoş görülemez, çünkü Kant’ın özsaygı ödevini ihlal eder. Kant özellikle tekrar eden hatayı engellemekle ilgilenir ki bu da en azından bazı koşulsuz affetme şekillerinin hoş görülemez olduğunu gösterir. Kant bazı koşulsuz affetme şekillerini hoşgörülü karşılar, çünkü kurban belki de baskıcı bir toplumsal düzeni alt üst etmeyi başararak haklarını savunmak için zaten öyle çok savaşmıştır ki affetmek özsaygısından taviz vermesini gerektirmez. Mandela ve Gandhi bu türün örnekleri gibi görünüyorlar. Fakat ikincil ve üçüncül kurbanların da affetme konumunda oldukları görüşü son zamanlarda yazarlar arasında kabul görmüştür.

Affetmeyi reddetmenin ikinci nedeni – aynı zamanda ikincil ve üçüncül kurbanlar için de geçerli olan – affetmeyi reddetmenin hatayı tüm boyutlarıyla kınama yolu olmasıdır. Affetmenin hatayı kınama yolu olduğu konusuna sık sık değinilmiştir ama affetmeyi reddetmek hatayı açıkça daha etkili kınar. Neticede, “suçluya karşı hataya tutunma”ya devam etmek bir hatayı açık yüreklilikle kınama yoludur.

Affetmeyi reddetmenin üçüncü bir nedeni, ahlaki düzenle dayanışmadır. Hallich ‘A affedilmez’ cümlesini A’yı affeden birinin ahlaki suçlamayı hak ettiği anlamına gelecek şekilde tanımlamayı önermiştir. Acımasız suçlara karşı hissedilen kindar duygulardan vazgeçmeyi reddetmenin bazı durumlarda birinin temel ahlaki değerleri kabul ettiğini ve hata yapılanlarla dayanışmasını göstermesinin sembolik bir yolu olabileceğini savunur. Bunu yapamamak bu nedenle ahlaki suçlamaya neden olur.

Bazıları, ciddi suç olaylarını affetmeyi reddetmeyi önererek nefret ve intikamı önerdiğimden endişelenebilirler. Fakat affetmenin alternatifi mutlaka nefret dolu veya yasadışı intikam değildir. Suçlunun haklarını ihlal eden herhangi bir intikam veya öç şekli elbette ki hoş görülmez. Eğer biri çoğulcu bir affetme örneğini kabul ederse, o zaman affetmeyi reddetmek hoş görülebilir davranışlar ve eylemler çokluğuna yol açabilir. İnsan dayanışmasına gelince, kişisel olarak ben bunu zulüm suçlularını affetmeyi reddeden veya affedemeyen Primo Levi ve Jean Amery’nin yanı sıra Simon Wiesenthal gibi Holokost’tan kurtulanlara, Esther Mujawayo gibi Ruanda Soykırımı’ndan kurtulanlara ve Plaza de Mayo anneleri gibi Arjantin Askeri Cuntası’ndan kurtulanlara kadar götürmeyi tercih ederim.

Yazan: Paula Satne
Çeviren: Ayça Sofu
Kaynak: iainews.iai.tv

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.


Paylaş
Exit mobile version