Site icon Düşünbil Portal

Bedeninin sana ait olduğunu nereden biliyorsun?

Paylaş

Bedeninin sana ait olduğunu nereden biliyorsun?” sorusu kulağa net bir cevabı varmış gibi gelir. Büyük ihtimalle, senin içüdüsel tepkin, bunu öylece bildiğini söylecektir. O senin bedenin, daima orada ve sen onu seçerken herhangi bir sıkıntı yaşamadın. Ancak, bedensel iyeliğe nasıl sahip olduğumuzu tanımlamak, şaşırtıcı derecede karmaşıktır.

Bedeninize olan bağınızın, kendi bedeninizi, başkalarınınkinden ayırt etmekten kaynaklandığını söyleyebilirsiniz; ancak New York Üniversitesi‘nde biliş bilimi filozofu Frederique De Vignemont, bu varsayımın, temel problemi atladığına işaret etmektedir. Buenos Areas’ta yakın zamanda Zihnin Bilimsel Çalışmaları Derneği’nde bedensel iyelik üzerine ders veren De Vignemont “senin, zaten, senin olanla olmayan arasındaki ayrımı” varsaydığını söyler.

Alternatif olarak, bazıları, bedensel iyeliğin duyumsamadan kaynaklandığına inanır. Bu yüzden, içerisinde duyularımızı hissedebildiğimiz ve kullanabildiğimiz alan mülkiyet sahibi olduğumuz alandır. Ancak, bu fikre, uzuvlarına sahip olduklarını inkar eden hastalar tarafından -duyumsamaya sahip olsalar dahi- meydan okundu.

Belki de, bedensel iyelik, kontrolden kaynaklanmaktadır? Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, hareket edebildiğimiz ve etkileyebildiğimiz her türlü alanın bizim bedenimiz olarak düşünülmesi gerekirdi; ancak, De Vignemont, kötürüm olanlar ve kendi bedenleri üzerinde kontrolü olmayanların bedensel iyelik duyularını kaybetmediğine işaret ederek, “Açıkçası, bedensel kontrolün, bedensel iyelik duyusu için geçerli koşul olduğunu söyleyemeyiz,” diyor.

De Vignemont, bunun yerine, bizim bedensel iyelik duyumuzun onu koruma ihtiyacından geldiğini öne sürer. “Bedeninizi size ait olarak hissetmenizin nedeni, bu bedenin hayatta kalmakla mücadele eden beden olduğunun farkında olmanızdır,” diyor. Bu durum, hayatta kalma içgüdüsü üzerinde, iyelik duygusu edindiğimiz alanı korumak için güçlü bir istek yaratır.

Zihnin bedenle ilişkisinin kalbi olan bu soruyu yanıtlarsak, geleceğe dönük değerlendirmelere sahip olabiliriz, der De Vignemont. Fiziksel bedenimizle nasıl ilişki kurduğumuzu anlamlandırmanın, sanal gerçeklikte, beden-benzeri deneyimler oluşturmak konusunda yardımcı olabileceğini düşünüyor. Ayrıca bu, bir organı alınmış insanların, protez uzuvlarını daha iyi somutlaştırmalarına yardım edebilir ve yakın gelecekte kendimiz için ek bedensel parçalar yaratmamıza yardımcı bile olabilir. “3. bir kol gayet kullanışlı olabilirdi,” diyor De Vignemont, “Ama nasıl çalışırdı?”

Daha yaygın olarak uygulanabilir klinik perspektiflerden bakıldığında, beden iyeliğini çözümlemek, beden acıyı işledikçe, zihnin beden ile ilişkisini açığa çıkararak acının tedavi olmasına da yardım edebilir.

Çok az insan bu anlayışla ilgili herhangi bir sıkıntı yaşarken, bedeninin senin olduğuna dair net bir argüman sunmak kafa karıştırıcı görünebilir. Ancak, tam anlamıyla, bedensel iyeliği anlamak için, der De Vignemont, “sadece bedensel sınırların farkında olmak yeterli değildir. Bu sınırlara bir değer atfetmeniz gerekir.”

Yazar: Olivia Goldhill
Çevirmen: Damla TUFAN
Kaynak: Quartz 


Paylaş
Exit mobile version