P.dentata karıncaları, yaşlandıkça deformasyon belirtisi göstermeyen az sayıda türden biri.

Hemen hemen her canlı, zamanın yıkıcı etkilerine yenik düşer. Bir zamanlar çevik ve güçlü olan beden ve zihin en nihayetinde yaşlılık baş gösterdiğinde, aniden çöküverir. Ancak, bu genelleme, öyle görünüyor ki, en azından bir karınca cinsi için geçerli değil.

ABD’nin güneydoğu bölgesinin yerlisi Pheidole dentata, ölümsüz değil. Fakat, bilim insanları, onun hiçbir yaşlanma belirtisi göstermediğini keşfetti. Yaşlı işçi karıncalar aynı genç karıncalar gibi küçüklere bakıyor, yiyecek arıyor ve avlarına saldırıyorlar. En ilginci de, beyinleri tıpkı gençlerinki gibi tıkır tıkır çalışıyor.

p.-dentata-2

“Gerçekten de, bu karıncaları görüntülemeyi başardık. Ölçüm yaptığımız yaşam süresi boyunca, -ki muhtemelen doğal şartlar altındaki süreden daha uzundur- hiçbir gerileme belirtisi göstermediler” diyor  Boston Üniversite’sinde karıncalar üzerine doktora tezi hazırlayan Ysabel Giraldo.

Bu tür bir yaşlanmaya meydan okuma becerisi, hayvanlar alemi için bile çok nadir. Örneğin, çıplak kör fareler, neredeyse 30 yıl yaşıyor ve ömürleri boyunca dinç ve sağlıklı kalıyorlar. Yaşlandıkları halde hala üreyebiliyorlar ve asla kansere yakalanmıyorlar. Ancak, hayvan nüfusunun ezici çoğunluğu, yaşlanma halinde aynı biz insanlar gibi fiziki deformasyonla karşılaşıyor.

Aynı çıplak kör fareler gibi, karıncalar da genellikle oldukça organize kolonilerde yaşıyorlar. Giraldo’ya göre, P.dentata’yı araştırmalar için cazip kılan tam da bu sosyal karmaşıklık. İnsanlar da geniş ölçüde sosyal yaratıklar. Ki, bu özellik, daha sağlıklı yaşlanmayla bağdaştırılıyor. Buna karşın, hayvan deneyleriyle yürütülen birçok yaşlanma araştırması fareler, solucanlar, meyve sinekleri gibi daha izole yaşam süren türleri hedef alıyor.

“Belki de, sosyal bileşken önemli olabilir” diyor Giraldo ve ekliyor: “Bu, yaşlanmanın nöro-biyolojisini  anlamak için gerçekten heyecan verici bir sistem olabilir. “

Laboratuvarda, P.dentata işçi karıncalar genellikle yaklaşık 140 gün yaşıyorlar. Giraldo, karıncaların dört yaş aralığına odaklanmış: 20-22 gün, 45-47 gün, 95-97gün, 120-122 gün. Karıncaların ne kadar yaşlı olduğunu tahmin eden daha önceki çalışmalardan farklı olarak, onun çalışması, karıncaları pupa aşamasından erişkinliğine kadar takip ederek gerçek yaşlarını belirliyor. Sonra da onları bir dizi teste tabi tutuyor.

p.-dentata-3-768x384

Araştırmacılar, karıncaların larvaya ne kadar iyi baktıklarını, her bir karıncanın gençleri taşıma ve besleme sürecine ne sıklıkta katıldığını izlediler. 20 günlük ve 95 günlük karıncaların, böceklerin yiyecekleri takip için bıraktıkları gammaz kokuyu ne kadar iyi takip ettiklerini karşılaştırdılar. Karıncaların ışığa nasıl tepki verdiklerini, küçük bir tabaktaki karıncaların bir çizgiden kaç kere geçtiklerini sayarak ne kadar aktif olduklarını test ettiler. Ve, son olarak karıncaların canlı ava (bağlanmış meyve sineği) nasıl tepki gösterdiklerini belirlediler.

Giraldo, yaşça büyük karıncaların bütün bu görevlerde yetersiz performans sergileyeceğini öngördü. Fakat yaşlı böcekler, iyi bakıcılar, mükemmel iz sürücülerdi; hatta 95 günlük olanlar kokuları genç meslektaşlarından daha uzun süre takip edebiliyorlardı. Hepsi, ışığa başarılı şekilde tepki verdi ve yaşlı karıncalar daha aktifti. Her yaştaki karınca, (altçeneleriyle bacaklarını çekiştirerek) sineğe aynı agresiflikle saldırdı.

Sonra araştırmacılar, 20 günlük karıncalarla 95 günlük yaşlı türdaşlarının beyinlerini karşılaştırdı. Ölmek üzere olan hücreler aradılar. Yaşla bağlantılı hiçbir büyük farklılık bulamadılar. Yada ölen hücrelerin konumlarında bir değişiklik yoktu. Bu da gösterdi ki yaş, belirli beyin fonksiyonlarını etkilemiyordu.

Karıncalar ve diğer böceklerin beyinlerinde, mantarımsı yapı denilen kısımlar bulunur. Bunlar, bilgileri işleme, öğrenme ve hafıza için önemlidir. Araştırmacılar aynı zamanda, yaşlanmanın bu yapılanmaların sinaptik komplekslerinin öz kütlesini -nöronların birbirine bağlandığı alanlarda- etkileyip etkilemediğini görmek istediler. Cevap yine hayırdı.

Yaşlı karıncalar, ne serotonin ne de dopamin seviyelerinde bir düşme yaşamadılar. Ki, bu iki beyin kimyasalının azalması sıklıkla  yaşlanmayla bağıntılıdır. Örneğin, insanlarda, serotonin azalması Alzheimer hastalığı ile ilişkilidir.

Giraldo, bu araştırmanın yaşları bilinen karıncalardaki davranışsal ve sinirsel değişimlerin gözlemlendiği ilk çalışma olduğunu söylüyor. Deneyle ilgili bulgular, Royal Society Raporlar dergisinde de yayınlandı. Bilim insanları, arılarla da benzer deneyler yaptılar. Fakat, sonuçlar oldukça karmaşıktı. Bazı çalışmalar, biyologların ‘ihtiyarlık’ olarak adlandırdığı, yaşlanmaya bağlı gerilemeler tespit ederken, bazıları böyle bir bulguya rastlamadı.

P.dentata‘ya dönersek, hiç kimse onların bu kadar genç kalmasını beklemiyordu.

Illinois Urbana Campaign Üniversitesi entomolojistlerinden Gene E. Robinson, “Bu karıncalarda, ihtiyarlama olmayışı gerçekten de çok şaşırtıcı” diyor. “Teori, performanstaki düşüşlerin yaşam süresiyle kabaca bağlantılı olduğunu öngörüyor.”

Şimdilik bu çalışma, soruları cevaplamaktan çok yenilerini su yüzüne çıkarıyor, diyor Giraldo. Örneğin, P.dentata’nın nasıl deformasyon göstermeden ilk günkü fiziksel özelliklerini koruduğu hala bir sır.

Aynı zamanda, eğer karıncalar yaşlanmayla birlikte fiziksel gerileme yaşamıyorlarsa, neden ölüyorlar? Vahşi doğada karıncalar, yırtıcıların varlığı, hastalıklar ve doğal ortamın laboratuvar şartları gibi kontrollü olmaması nedeniyle muhtemelen 140 gün bile yaşamıyorlar. İkinci baharlarına kadar yaşayabilen şanslı karıncalarsa, ölmeden önce ani bir gerileme yaşıyor olabilir diyor Giraldo. Ancak bundan emin değil, çünkü çalışması bir karıncanın son anlarını takip etmek için tasarlanmamış.

Aynı zamanda Illinois Arı Araştırmaları Tesisleri direktörü olan Robinson: “Bu bulguları, diğer sosyal böceklerle çalışarak genişletmek çok önemli” diyor. “Bu karınca türü eşsiz olabilir, yada sosyal böcekler arasında geniş bir örnekler topluluğunu temsil ediyor olabilir; bu da bizleri yaşlanma bilimini daha büyük hayvanlarla ilgili ipuçları için kullanmaya yönlendirebilir.”

Her halükarda, öyle görünüyor ki bu karıncalar için önemli olan oldukları değil hissettikleri yaş.

Kaynak: Smithsonian Mag