Çıplak beden insanlık kadar eskidir. Ama, nudizm klüpler ve topluluklar halinde organize olan sosyal bir yapı olarak 1920’lerin İngiltere’sinde ancak olgunlaşabildi. Uygulayıcıları farklı çevrelerdendi ve “fiziksel kültür”e ilgisi olanları da kapsıyordu. (Günümüzde bu kavramla vücut geliştirmeyi ve güzellik yarışmalarını kastediyoruz.). Çoğu, vejeteryan ve çiğ yemek diyetlerini içeren doğal sağlığa ve doğa yürüşlerinden yogaya uzanan yeni egzersiz yöntemlerine ilgiliydi.

Nudizm özellikle sanatçılar ve entellektüeller tarafından özgür düşünceyle ilişkilendirilen daha kapsamlı, ilerlemeci bir takım uygulamaların parçası olarak benimsendi. Çoğu,  çoktandır süregelen, İngilizlerin çabalarından çok daha popüler ve daha büyük ölçekli Alman nudist geleneğinden ilham alan enternasyonalistlerdi. Onlara göre soyunmak daha büyük bir idealin fiziksel, zihinsel ve spiritüel özgürleşmeye giden  yoluydu.

Bu bağlamda, nudistler için birinin kıyafetlerini örgütlenmiş gruplar içinde çıkarması yeryüzünde cennetten başka bir anlama gelmiyordu. Coşkun bir nudist 1933’te Gymnos (Düşünen Nudistler İçin) dergisindeki yazısında şöyle bir iddiada bulunmuştur:

Nudizm bütünüyle yenilenme anlamına geliyor, yanlışı doğruyla; esareti özgürlükle; ikiyüzlülüğü ve samimiyetsizliği amaç ve azmin gerçekliğiyle değiştiriyor, hepsinden öte, zihni yüceltiyor ve ruhun bugün medeniyet diye bildiğimizle ilişkili tüm aşağılık ve adi şeylerin çok üzerindeki zirveler için mücadele etmesine yol açıyor.

Medeniyetin- burada modern, makineleşmiş ve endüstrileşmiş anlamına geliyor- yozlaştığı düşünülüyordu. Bu yozlaşmış dünyanın sorunları çağdaş giyecekteki yanlış olan her şeyde görülüyordu.

Spielplatz Nudist Kampı’nın Reklamı, Sağlık ve Verimlilik Dergisi, 1935. Başlık: “Cennet’teki Nudist Tatilin! Klübeni Ayırt!

Modanın ölümü

Nudizm ütopyacı ve hayalperestse elbise ister istemez onun tersiydi: Distopik ve hapsedici. Giysiler coşkulu erken nudistler tarafından kendi yayımlarında “pis kumaş hapishaneleri” ve “medeniyetin ve geleneklerin çilekeş insanlığa vurduğu demir zincirler” olarak tarif edilmiştir. Hastalık “Genellikle, bedenin giyeceklerin karanlık duvarları içindeki esaretinin kaçınılmaz sonucu” olarak görülmüştür. Bu kadere boyun eğmektense iki savaş arası dönemdeki nudistler alternatif bir yaşam tarzı önerdi, Güneşlenme İncelemesi’nden Sağlık ve Verimlilik’e kadar her dergide ilan ettiler: “Giysiler öldü.”

Güneşe tapınma. Sağlık ve Verimlilik dergisi, 1935.

En ateşli savunucularından bazıları için çıplaklık modern hastalıklara kesin bir çözüm öneriyordu. Fiziksel ve zihinsel faydaları hissedilmek isteniyorsa hiçbir şey hiçbir zaman giyilmemeliydi. Heveslileri nudizmin Londra sokaklarında norm haline geleceği, her aklı başında medeni insanın… nudist olarak yaşayacağı” ve “kıyafetlerden temelli kurtulacağı” zamanı dört gözle bekliyordu. Bazı nudistler vücutların sıcaklık ya da korunma için giysilere ihtiyaç duymayacak şekilde evrimleşeceğini öngördü; baştan ayağa soyunmanın sonucu olan sağlıklı ve dinç olan vücutlar iklim değişikliklerine karşı dayanıklı olacaktı. Nudizmin en ateşli erken uygulayıcılarından bazıları dağlara tırmandılar, hatta çıplak olarak kayak yaptılar.

Ama diğerleri bu tür uygulamaları olağan dünyadan uzaklaşma olarak gördüler. Daha uyumlu sesler “giysinin önemli bir yer kapladığını ama ancak saplantılı birinin giysinin tamamen ortadan kaldırılmasını hedefleyeceğini” savunmuştur.

Kamusal alanda çıplaklığın eskiden (günümüzde de ) dava edilebilir bir suç olduğunu hatırlamakta fayda var. Özel “güneş klüplerinin” ve “güneş banyosu cemiyetlerinin”, iki savaş arası yıllarda, katı üyelik prosedürleriyle kurulması nudistlerin tutuklanmasını önledi ve saygınlığın korunmasını sağladı. Nudizmle ilgili görüşler eğlendirenden açıkça korkutan görüşlere kadar çeşitlilik gösteriyordu; nudist dergiler ana akım basının nudizmin ahlaksız hatta “şeytanca” olduğunu iddia eden makalelerini düzenli olarak derliyordu. Objektif incelendiğinde bile, nudizm çoğunlukla eksantirik görülüyordu, sonuç olarak tarikatçılıkla itham edilmekten korkanlar tarafından “mantıklı” ya da rasyonel bir yaklaşım benimsenmişti.

Sussex’te Güneşlenme. Sağlık ve Verimlilik dergisi, 1935.

Nudizmi daha ılımlı bir çizgide yaşayanlar giyinme ve soyunma uygulamalarında değişikliği şartların izin verdiği sürece gerekli olduğunu kabul etti. Bu daha pragmatik  yaklaşım uygun koşullar altında minimum giysiyle arada sırada gerçekleşen güneş banyosunu sağlığa iyi geldiği için destekledi. Bu yaklaşım bazılarını ülkede çokça görülen güneşsiz günlere yönelik, nudistler için kıyafet tasarlamaya itti. Tasarlama tutkusu makulden gülünç giysilere çeşitlilik gösterdi.

Nudist’in giysi dolabı

En eksiksiz tasarı 1933’te, Modern Yaşamda Nudizm adlı kitabın yazarı Maurice Parmaleetarafından sunuldu. Bir şekilde korunmaya ihtiyaç duyulduğunda giyilecek, açık, havadar, vücudu gerekenden fazla örtmeyen kumaş parçaları önerdi.

Bu pratik önermelere ek olarak giyim tarzlarında cinsiyetler arası farkları yok etme de dahil olmak üzere daha görsel düşüncüler teklif etti. Sıcak kalmaya, ayakları korumaya ve menstrasyon döneminde içsel hijyenik ürünlerin yaygın kullanıldığı zamandan önce yaşanan sorunları çözecek özel giysiler sundu. İlham kaynakları, tarih ve coğrafyayı bir uçtan diğer uca kapsıyordu ve ürünler garip, iki parçadan oluşan “doublet”i-  erkekler tarafından 14.yy’den 17.yy’e kadar Batı Avrupa’da giyilen şort-ceket takımı- bir kuşağı, Bavyera’ya özgü pantolon askılarını, İskoç etekleri, çorapları ve Japon sandaletlerini, kapşonlu Güney Amerika pançosunu ve günlük ihtiyaçlar için el çantasını içeriyordu.

Sağlık ve Verimlilik Dergisi, 1933.

Kişisel ürünler  nudizmin uygulanabilirliğindeki belirli eksikleri gidermek için tasarlanmıştı ama aynı zamanda gelecek nudist dünyasının değişen doğasını yansıtıyordu :“Samimiyetsizlik daha az tercih edilecek bu nedenle ceplerin yokluğu ciddi bir engel olmayacak.”

Çıplak gelecek

Nudizmin kaçınılmazlığına dair neredeyse 100 yıldır süren iddialara rağmen sokakta çıplak insan bulmanın herhangi bir zamandan daha yaygın olmadığını görürüz. 1920’lerin nudist ütopyası hala imkânsız bir hayal olarak gözükmektedir. Hatta 1930’lara doğru bu fantezi sönmeye başladı; Almanya’daki büyük politik değişiklikler tek başına soyunmanın demokratik, pasifist, eşitlikçi yeni bir dünya getiremeyeceğini gösterdi. Yine de, hafif kumaşlara ve güneş banyosunu üzerlerinde minumum giysilerle yapmaya duydukları tutkuyla İngiliz ılımlılarının görüşleri 1930’lar boyunca giysi ve tutumdaki genel rahatlamanın parçası olarak oldukça ilgi çekti. Savaş sonrası dönemde, yalnızca İngiliz sosyal nudizmi -küçülmüş- klüpler ve topluluklarla organize oldu. Eğlence amaçlı nudizm,özellikle Avrupa tatillerinde, sağlıklı olmak adına devam etti.

Günümüzde, daha çok doğacılık olarak adlandırılan nudizmin çağdaş uygulayıcıları soyunmalarını  sosyalizmle, vejeteryanlıkla yada iki savaş arası dönemin nudizm öncülerinin materyalizm karşıtlığıyla bağdaştırmama eğilimindedir; o günler yalnızca geçmiş güzel günler olarak hatırlanmaktadır. Öyle ki İngiltere’deki ilk sosyal nudistlerin mücadelelerine kapanmış bir dosya gözüyle görülebilir.

Buna rağmen, nudizmin en radikal döneminde, düşünürler yeni bir gelecek arayışı yolunda sosyal görgü kurallarının hiçe sayılmasını gerektiğini düşünmüştür. Öngördükleri gelecekte, insanlık kardeşlik bağıyla birleşecek, doğayla tekrar bütünleşecek ve dünyayı daha güvenli, daha adil ve daha güzel yapacaktı. Modern katılımcıları nasıl gerçekleştirileceğine dair farklı bir yaklaşım gösterse de günümüzde de bu amaçlar varlığını sürdürüyor. Parmalee’nin düşündüğü geleceğe ulaşmak yüzyıllar alabilir ama yeni bir dünya umudu sonsuza yayılır.

Yazan: Anabella Pollen
Çeviren: Cemile Zeynep Eryılmaz
Kaynak: theconversation

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.
Düşünbil Portal’da yayınlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. 

Please complete the required fields.