Site icon Düşünbil Portal

Bilim Kurgu filmi Arrival dilbilime yeni bir bakış açısı getirebilir

Paylaş

Şüphesiz ki, dilbilim, en yanlış anlaşılan bilim dallarından biri. Birçok kişi, dilbilimcileri sadece parmak sallayan dil eleştirmenleri olarak görüyor ve hatta bazı bilim insanları, bu alanı “gerçek bir bilim dalı” olarak bile düşünmüyor. Ancak dilbilimciler, büyük bütçeli bilim-kurgu filmi Arrival‘ın bu hafta sonu gösterime girmesiyle duruma açıklık getirmek için bir şans elde edebilirler. Film, Dünya semalarında bir dizi UFO görünmesinden sonra gelişen olayları ve Amy Adams tarafından oynanan dilbilim profesörü Louise Banks’ı odağına alıyor.

Dünya, uzaydan gelen ziyaretçilere şaşkınlık ve korkuyla yaklaşırken, Banks, ABD askeri kuvvetleri tarafından uzaylılarla temas kurması için görevlendirilir —büyük, yedi kollu “heptapodlar” —ve onların cümleleri zorlu, karmaşık ve düzensiz şekilde sıralayan tuhaf dilini anlamlandırmayı başarır. Heptapod’ların insanlardan ne kadar farklı olduğu netleştikçe, bize anlatmaya çalıştıkları şeyi anlamak ve mümkünse insanlığı bu süreçten kurtarmak Bank’e kalıyor.

Filmin dilsel ayrıntılara olan ilgisini ise, Arrival’ın yapım sürecini yakından izleyen ve bu alanda çalışan Kanada Montreal’deki McGill Üniversitesi’nden dilbilimci Jessica Coon’un da aralarında bulunduğu bilimsel danışmanlara borçluyuz. Popüler bir dilbilim blogu, Banks’ın setteki(kurgusal) ofisinin içeriğini derinlemesine incelemişler ve dilbilimciler, filmin ön gösterimlerine katıldıktan sonra düşüncelerini paylaşmaya başlamışlar. Şu ana kadar kararları çoğunlukla olumlu.

Cümle yapısını yöneten kurallar, yani söz dizimi konusunda uzman olan Queen Mary Üniversitesi’nden dilbilimci David Adger, “Dilbilim çok iyi” diyor. “Dil konusunda farklı hipotezleri deneme, genellemelerle karşılaşma ve bunları test etme süreçlerinin betimlenişi kesinlikle çok doğruydu. Yeni bir dilde alan çalışması yapmanın heyecanının yanı sıra, hayal kırıklıkları da iyi anlaşılmıştı.”

Bir dilbilimci olma deneyiminin insana doğru gelen birçok yönü var,” diyor Washington D. C’deki Georgetown Üniversitesi’nde bir dilbilimci olan Jennifer Nycz. “Örneğin, gerçek şu ki, filmdeki diğer karakterler, dilbilimcinin, dünya dışı lisan da dahil bütün dilleri bilmesini bekliyorlar. Oysa hiçbirimiz C-3PO değiliz!” 

Fakat yeni bir dili anlama çalışması dilbilimcilerin gerçekten yaptıklarının yalnızca küçük bir parçasıdır. “Çoğumuz için, çalışmalarımızın odağı, belirli bir dilin ayrıntılarıyla daha az, dillerin nasıl öğrenildiği gibi daha büyük meselelerle daha çok ilgilidir.” diyor Georgetown dilbilimcisi Nicholas Subtirelu. Filmin, dil bilimcilere dair popüler algıyı “profesyonel birden çok dil bilenler” olarak besleyecek şekilde, Banks’in birçok dili kapsayan yeteneklerine odaklandığını da sözlerine ekliyor.

Dilbilimciler, Arrivals’ın bakış açısını eski çağdaki anlaşmazlıklar üzerinden de sorguladı: Dilbilimin bilimdeki yeri nedir? Filmde, “sahada” Banks ile çalışan bir teorik fizikçi olan (Jeremy Renner tarafından canlandırılıyor), Ian Donnelly ikisini ayrı olarak algılıyor.” Toplumun temel taşı dil değil—bilimdir.” diyor Banks’e tanışmalarından kısa süre sonra. Nycz bu imaya katılmıyor. “Dilbilime karşı bilim kıyaslaması doğru değil.” diyor.  Ve ekliyor: “Bilim, bilginin elde edilmesi için bir yöntem olmaktan ziyade, fotonlar, hücreler ve atomlar gibi çalışılan fiziksel nesneleri ele alan ortak bir fikri yansıtıyor. Tüm dilbilimciler dil çalışmasına bilimsel bir yaklaşım getirmezler … ancak birçoğu dil üzerinde çalışıyor ya da çabalıyor.” Ortaya çıktığı üzere, (spoiler uyarısı) filmin iki başrolü arasında ortak anlayışa yönelen atılımı yapan Banks oluyor. 

Fakat gerçekten de dünya dışı varlıklar tarafından ziyaret edilseydik ve onları anlamamız gerekseydi ne olurdu? “Yeryüzündeki dil hem fiziksel hem de sosyal olarak içe yerleşiktir. Yani, sahip olduğumuz bedenler ve beyinler ile konuşuruz (ya da simgelerle ve görerek) ve dili toplumsal bağlamda kullanırız.” diyor Nycz. “Dolayısıyla haklarında tahminde bulunmaya başlamak için bile fizyolojileri, bilişsellikleri ve toplumları hakkında bir şeyler öğrenmek zorunda kalırdım.”

Yazar: Brice Russ
Çeviri: Zeynep Şenel Gencer
Kaynak: Sciencemag 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaş
Exit mobile version