Her ilişkinin belli bir noktasında eşinizin sizin için doğru olup olmadığını sorgulamak doğaldır.

Elliot Katz, kendisini iki çocuk ve 10 yıllık bir evliliğin ardından şaşırtıcı bir biçimde boşanmanın ortasında buldu. Politik analist The Torontonian, Elliot’un karısını suçlu buldu. “Karım, benim onun için yaptıklarımın hiç kıymetini bilmedi.” [Elliot] Bebekleri besledi, bezlerini değişti. Onlara banyo yaptırdı, hikayeler okudu ve yataklarına yatırdı. Sabah işe gitmeden önce onlara kahvaltılarını hazırladı. Daha büyük bir ev aldı ve finansal yükün altına girdi. Geceleri de çalışarak karısının tüm gün evde kalmasını sağladı.

Elliot bu hoşnutsuzluğun çözümünün karısının değişimiyle olacağını düşündü. Fakat, tek başınayken, kızlarıyla günlük iletişimi olmadığından bazı yanılsamalardan kaçınamadı. “Bunu tekrar yaşamak istemiyorum. Yapabileceğim başka bir şey olup olmadığı sordum. Ne de olsa bir şeyin değişmesi için yıllarca bekleyebilirsin.”

Karar verdiği şey aslında, bazı şeyleri farklı şekilde yapabileceğiydi – kontrolcü olmamayı denemesi üzerine karısına Eliot’un karar vermeyi tamamen boşlamış olduğunu hissettirdi. Ona göre karısı, sanki “evli, ama bekar bir ebeveyn” gibiydi, ev işlerini düşünmeksizin birçok plan yapmıştı ve böylece aile hayatının ateşini söndürdü.

Sonunda karısını problemleri yüzünden suçlamayı bıraktı. “Başka birini değiştiremezsin. Sadece kendini değiştirebilirsin” diyor. “Günümüzde çoğu erkek gibi, eş olarak rolüm hakkında kafa karışıklığı yaşadım.” Katz, boşanma-sonrası, eş edinmenin vahşi doğasındaki birkaç yıl sonra, bir ilişkiyi doğru ya da yanlış anlamında çerçevelemenin kendi başına kör bir yol olduğunu fark etmeye başladı.

New York’lu psikoterapist Ken Page “Bize ikili bir model veriliyor” diyor. “Doğru ya da yanlış. Birlikte ol ya da ayrıl. İlişkiler hakkında düşünmemiz için doğru araçlar verilmiyor. İnsanlar daha iyi seçeneklere ihtiyaç duyuyor.”

Boston aile terapisti Terrence Real, er ya da geç tüm ilişkilerde, yatakta yatarken yuvarlanıp yanınızdaki kişiye baktığınızı ve bu evliliğin berbat bir hata olduğunu düşündüğünüzü söyler. Bu, birkaç ay ile birkaç yıl içinde gerçekleşiyor. “Bu, hayal kırıklığı içeren Amerikan kültürünün açık bir sırrı. Ülke çapında dolaşıp ‘normal evlilik nefreti’ hakkında konuşuyorum. Kimse şimdiye kadar bunun ne anlama geldiğini sormadı. Son derece hassas nokta.”

İlk çekim bozulursa ne yapmalı? Real, “Ben buna gerçek evliliğin ilk günü olarak adlandırıyorum” diyor. Bu yanlış eşi seçtiğiniz anlamına gelmez. Bu, bir birey olarak olgunlaştığınızın sinyalidir – kendi sıkıntılarınız için sorumluluk almaktır. Aynı şekilde, mükemmeli arzuluyoruz; ancak, kusurlu bir insana takılıp kalıyoruz. Hepimiz bizi yaşamın yaralarından kurtaracağını düşündüğümüz insanlara aşık oluruz; fakat bizimle sürtüşmeyi bilenlere tutuluyoruz.

İlişkiler ve hoşnutsuzluklarla ilgili yeni bir bakış açısı ortaya çıkıyor. Sadece istediğimiz ilişkiye sahip olmak konusunda sorumluyuz. Ve bunu elde etmek için, bağlantılarımızı korurken derinlemesine kazmalıyız. Genel olarak, Page’in “aydınlanmış yüreklilik” olarak adlandırdığı bir cesaret dozu gerektirir. İronik bir şekilde, en parlak olasılık, tutkunun en çok ölü göründüğü zamanda mevcuttur. Eğer kendimizi düzeltemezsek ve en derin ihtiyaçlarımızı konuşmazsak, ki bu kuşkusuz korkutucu bir beklenti olabilir, hayat hiç sahici gelmeyecek. Hiçbir zaman kendimizi berrak göremeyecek ve herkes yanlış eş olacaktır.

Şeylerin Oluş Şekli

Romantizm kendi başına yanlış eşi seçtiğimiz nihai inancının tohumunu atar. Des Moines, Iowa’dan klinik psikolog Christine Meinecke’nin gözlemlerine göre, çoğunlukla yoğun çekicilik ve hayranlık ile belirlenen ilişkinin ilk evresi, birçok açıdan kokain zehirlenmesine benzer. Kısmen, yoğun zevkle ilişkilendirilen nörokimyasallar tarafından yönetilir. Yüksek kokain gibi, sürdürülebilir değildir.

Fakat bu sürede -uzmanların dört ila dokuz yıl verdiği – hayranlığın ezici bir etkisi vardır: Araştırma, partnerlerin benzerliklerini abarttığı ve birbirlerini idealleştirdiğini gösteriyor. Tıpkı bizim gibi Tayland yemeği, yolculuk ve klasik filmler sevdiği konusunda heyecanlanırız. Ancak, eski arabalar ve online poker sevdiğini gözden kaçırırız.

Sonuç olarak, gerçek aklını arkalar. Herkes Yanlış İnsanla Evlenir (Everybody Marries the Wrong Person) yazarı Meinecke “Hayranlık herkes için söner” diyor. Bu psikolojik uyumsuzluğu keşfedince ve inancı yitirince ortaya çıkar. Aniden, bir anahtar döner, ve tüm gördükleriniz, farklılıklarınızdır. “Yanlışlarına odaklanırsın. Neyi değiştirmeleri gerektiği konusunda mesajı almalılar.”

Sindirella gibi hayatta tek bir doğru insan olduğunu düşünmeye alıştığınız için yanlış insanla evlendiğiniz sonucuna varırsınız. Böylesine yaygın bir inancın sonuçları serttir. Partnerimizi mutsuzluğumuz konusunda suçlamak ya da ilişki dışından birini aramak gibi yıkıcı davranışlarda bulunuruz.

Diğer araştırmacılar ve klinikçilerle, Meinecke “kendinden sorumlu eş” olarak adlandırdığı yeni bir evlilik paradigması geliştirir. Neyin çok da iyi olmadığına odaklandığında, odağı değişme zamanı gelmiş demektir. “Diğer insana bakmak yerine kendine bakıp da ‘Neden aniden çok mutsuzum ve ne yapmam gerekiyor?’ diye sormak gerekir. Partnerinizdeki kusurları aramak değil.”

Meinecke’ye göre olgun bir aşkta, “partnerimizin bize mutluluğu sağlaması gerektiğine bel bağlamayız ve onları mutsuzluğumuz konusunda suçlamayız. Taşıdığımız beklentilerimizin, olumsuz duygusal tepkilerimizin, kendi güvensizliklerimizin ve karanlık modlarımızın sorumluluğunu alırız.”

Minnesota Üniversitesi, evlilik ve aile programı başkanı, psikoloji profesörü William Doherty’ye göre kendimize bakmak ya da bizi böyle bir geçide getiren fantezileri anlamak yerine, farklılıklarımızı trajik ve tolere edilemez hale getiren bir düşünce sürecine gireriz. Söylenebilecek bir şey var; “Eşim benim gibi daha çok sanata ilgili olsa” ya da, “Eşim keşke her gece televizyon izlemeyip benimle daha çok dışarı çıksa.” Bu düzeltebileceğiniz bir şey.

“Bu tolere edilebilir bir şey değil. Benim temel ilgilerimi paylaşan birine ihtiyacım var” demek başka bir şey. İki düşünce süreci farklı eylemlere yol açabilir. Birisine daha çok dışarı çıkmasını söylemek olasıdır. Evliliğinizi Geri Alın (Take Back Your Marriage) kitabının yazarı Doherty’ye göre birisinden tüm kişiliğini elden geçirmesini istemek hoş karşılanmayacaktır.

Israr ederek kimsenin bir ilişkide tüm ihtiyaçlarını alamayacağını söyler. Bizim seçtiğimiz ve bizi seçen kişiyi olduğu gibi kabul etmemiz konusunda ısrarcıdır. “Hepimiz kusurluyuz. Biliyoruz ki ebeveynlik, yeni gereksinimlere yol açar. Ancak konu eşlere gelince ‘Bu korkunç’ diyoruz.” 

Ancak, bu kültür, bizi hoşnutsuzluk yönünde ilerletiyor. Doherty, “Bizim kültürümüzde bazı hayal kırıklıkları ve vazgeçme hisleri aşk-temelli eşleşmelerde normaldir” diyor. “Ancak tüketici kültür bizim için ideal olmayan bir şey ile yetinmememiz gerektiğini söyler.”

UCLA psikoloğu Thomas Bradbury, “Partneriniz söz konusu olduğunda veto hakkınız olmuyor. Kötü, iyiyle birlikte paket halinde geliyor” diyor.

Partnerinizin yanlış olduğunu düşünmenin çok basit bir düşünce olduğunu söylüyor. “Karşımızda duran insanı parmakla gösterme eğiliminde bulunuruz. Bazı bilgileri işleme konusunda acemi kalıyoruz. ‘Belki de ona istediğini veremiyorum’, ‘Belki de ona karşı açık olmadığım için canı sıkılmıştır’ ya da ‘Belki de ilişkisinde başka insanlarla sorun yaşıyordur’ diye düşünmüyoruz. Daha düşünceli olan soru şu, ‘Hangi yönlerden diğer insanı mutlu edemiyorum?’”

Uzun süreli bir ilişkide, Toronto’lu Katz’a göre “Evlilik doğru insanı bulmak değildir. Doğru insana dönüşebilmektir. Birçok insan yanlış insanla evlendiğini düşünür; fakat öğrendiğim kadarıyla bütün mesele, büyüyüp daha iyi bir koca olabilmektir.”

Beklentilerin Gölgesinde Kalmak

Colorado’da, Estes Park’tan Sarah ve Mark Holdt hakkında en çok fark edilen şey; farklılıkları. “Mark Cumhuriyetçi, ben Demokratım. O geleneksel Hristiyan, ben agnostikim. O et ve patates seviyor, ben ise daha maceracı yemekler,” diyor Sarah. Yani Mark her hafta kiliseye ve İncil çalışmalarına gidiyor, Sarah ise Amerika’da Tanrı’nın tarihi gibi konuları içeren “Yolculuklar” dersini alıyor. “Eve geldiğinde ona soruyorum ‘Bugün İncil çalışmandan ne öğrendin?’” ve Sarah da dersiyle ilgili kendi deneyimlerini Mark ile paylaşıyor.

Fakat Sarah bir müzik festivaline gitmek istese ve Mark evde kalmak isterse Sarah, “Ben giderim” diyor. “Ona her an yanımda ihtiyaç duymuyorum.” En çok gerektiği zamanlarda yanımda oluyor -evde, yemek masasında, yatakta. “İkimiz de dokunma konusunda başarılıyız.” diyor Sarah, “her sabah alarmlarımızı yarım saat daha erkene kurup birbirimize sarılmaya zaman ayırıyoruz.” 14 yıldır evliler.

İlişkilerin bu tür farklılıklara tahammül edebilecek kadar elverişli hale getirilmesi için konforlu bir öz ve kasıtlı çaba duygusu gerektirir. Holdt ailesi için çarpıcı olan şey, yaşamlarında süren şeyleri -ve ayrı kaldıkları zaman kafalarındakilerini- paylaşmak için harcadıkları zamandır. Araştırmalar “birbirine dönüş”’ün ve birbiriyle bilgi paylaşımının, hatta rutin olayların, duygusal bağlantıyı güçlendirmesi konusunda önemli olduğunu gösteriyor. 

Diyelim ki bir eş seyahati severken diğeri sevmiyor. “Bunu kin ile görüyorsanız, bu sizi tekrar tekrar acıtır” diyor Doherty. Eğer kabul ederseniz, bu iyi – iki farklı dünyada yaşamamış olursunuz.

“Yapmak istemeyeceğiniz şey, seyahat ederken başkalarıyla flört eden yalnız seyahat arkadaş grubu geliştirmek. O zaman, eşiniz ile paylaşmaktan hoşlanmayacağınız şeyler yapmaya başlarsınız.” Çoğu zaman bu farklılıklar, partnerlerin ilişkiyi desteklemeyecek hareketlerde bulunmasına yol açarak büyük hayal kırıklıkları yaratır.

Var olan kanıt şunu önerir, kadınlar erkeklere göre ilişkiye daha çok fantezi getirir. Genelde kadınlar daha çok ayrılığa yönelir: Boşanmaların üçte ikisini kadınlar başlatır. Bu da onların erkeklerden daha çok hayal kırıklığına uğradığını gösterir. Doherty’ye göre erkeklerden daha çok kadınlar eşlerini kendi arkadaşlarının eşleriyle karşılaştırır.

“Kadınlar, ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair bir modele sahip olma eğilimindedir. Neye sahip oldukları ile neye sahip olmak istedikleri arasında karşılaştırma yapmaya eğilimlilerdir. Erkekler neye sahip oldukları ile neyi hak ettikleri arasındaki boşluğu yalnızca cinsel alanda gözlemleme eğilimindedirler. Evliliklerinin kalitesi konusunda günlük bazda gözlem yapmazlar.”

Chico’da, California Devlet Üniversitesi’nden doçent, aile uzmanı Michelle Givertz’e göre, insanların kafalarında kurduğu ideal partner ve ideal ilişki düşünceleri onları bir felakete hazırlıyor. İlişki kimlikleri iki insan arasında müzakere edilir. İlişkiler statik idealler değildir, her zaman devam eden bir süreçtir.

Givertz’in iddiasına göre bir ilişkiye başlarken ilişkinin nasıl olması gerektiği ya da nasıl gelişmesi gerektiği konusunda bir fikir sahibi olmak, fazla kontrolcülüktür. Bir ilişkiyi iki insan yapar. İlişkinin nasıl olması gerektiğine tek bir insan karar vermez. Taraflardan biri böyle yaptığında, diğer taraf mutlu olmayacaktır.

Michelle “İnsanlar hayatlarını bir ilişkiyi olmadığı şekle sokmaya adayabilir” diyor. Neden olduğundan emin olmamakla birlikte, yersiz beklentilerin arttığını görüyor. Ya da Doherty’nin ortaya koyduğu gibi “Yanlış kişi ile evli olma düşüncesi sadece kendini kandırmadır.”

Evet Virginia, Bazı Eşler Gerçekten Yanlıştır

Bazen, aslında gerçekten bazı sebeplerden dolayı ihtiyaçlarımızla ilgilenmeyen ve karşılayamayacak yanlış insanı seçeriz. Listenin başında yardım almayı reddeden alkol bağımlıları ile reçeteli ya da yasadışı ilaçları barındıran madde bağımlıları geliyor.

Ken Page, “Bir bağımlının bağlılığı ilişkiye değil, bağımlılığınadır” diyor. “Aktif bağımlılar kendilerinin daha ucuz versiyonlarına dönüşürler ve zor durumlarda doğru şeyi yapabilme kabiliyeti ve bütünlüğü kaybederler. Bunlar bir partnerde üzerine düşülmesi gereken konulardandır.” Kumarbazlar da aynı zorlayıcı kampın içine düşerler. Büyük kazanımlar hedeflemek, er ya da geç ilişkinin temellerini tehdit eden derin bir sıkıntıya götürür.

Daha önce ilişkilerinde bir ya da daha fazla kez aldatan partnerler de harika değildir. İlişkide güven ve samimiyeti yok eder. Bir kez, kendi değerlerine karşı gelerek aldatan partner için bir savunma yapılabilir; ama dürtüsel ve sürekli olarak serserilik yapan biri için hiçbir bahane yoktur. Doherty bu davranışları, fiziksel istismar ve aşırı kontrolcülüğün yanında, ilişkilerin dağılmasının “sert nedenleri” olarak varsayar. “Bunlar kimsenin katlanması gereken şeyler değildir.”

Fakat “ayrılmak”, “yetersiz iletişim” ve “artık uyumlu değiliz” tamamıyla başka bir kategoriye giriyor. Bunlar gibi “hafif sebeplerin” açık farkla iki yönlü yol olduğu konusunda ısrar ediyor. “Kimse hayatta tüm yumuşak güzelliklere sahip olmuyor. İlişkiyi geliştirmek için incelikler üzerinde çalışmak gerekiyor.”

Devam eden bir evlilikte, “uyumsuzluk hiçbir zaman boşanmanın gerçek sebebi değildir.” Bu, bir flört ilişkisini bitirmek için bir sebeptir. Ancak Doherty’ye göre insanlar, “O çok iyi bir kız, sadece uyumlu değiliz,” dediğinde ilişkide her iki tarafın katılımcı olduğu ve ilişkinin kötüye gitmesine izin verdiklerini söylüyor. Bu, partnerinizi suçlamadığınızı söylemenin güzel bir yoludur.

Sebebi her iki tarafın da ilişkiye katılmamış olması olasılığıdır. Belki de bir ya da her iki partnerin kendilerini ebeveynliğe atmış olması olabilir. Ya da bir işe. Sohbet etmeye zaman ayırmadıkları, günlerinin nasıl geçtiğini konuşmadıkları, ne yapmak istediklerini konuşmadıkları için, sevgiliyken yaptıklarını ve ilişkiyi geliştirmek için yapılması gereken şeyleri artık yapmadıkları için. Ya da sorunları çözme yetileri olmaması nedeniyle gerçek aşkın bunun altında yok oluyor.

Bradbury’ye göre, “eğer son uyarı noktasına gelirseniz,” ilişkinizi düzgün tutmamışsınız demektir. “Bu, arabanızın yolda bozulması ve ‘Artık çalışmıyor’ demeniz gibi bir şey – halbuki yağını 10 yıldır değişmemişsiniz.” Herhangi bir ilişkinin kalbi -eşleri birbiri için doğru yapan şey- her iki tarafın da açık ve kırılgan olması; birbirini dinlemeye ve önem vermeye karşı istekli olmasıdır.

Buna rağmen garanti yoktur, ilişkiler için genellikle iyi ve kötü olan kararlı kişisel özellikler vardır. İyi taraflar: espri anlayışı, hatta öfke, kusurları gözden kaçırmak, siz ve sizin değer verdiğiniz şeylere karşı hassas oluşu, önemsemeyi ifade etme becerisi. Uyumsuz tarafta: kronik yalan, kronik kuşku ve nörotiklik, duygusal aşırı tepki, öfkeye eğilim, kin tutma eğilimi, düşük özgüven, zayıf dürtü kontrolü, agresifliğe eğilim, başkalarına yönlenmeden çok kendine yönelme. Her iki partnerin de evlilik dışı kronik strese maruz kalması gibi durumlar da ilişkileri batırma gücüne sahiptir.

Buna ek olarak, değerlerinizi ve hedeflerinizi paylaşmadıkları için sizin için özellikle yanlış olan insanlar vardır. Temel değerlerde farklılıklar, gerçekte kim olduklarını keşfetmek için yeterli yaşam deneyimlerine sahip olmadıklarından çoğunlukla genç yaşta evlenenleri rahatsız eder. Çoğu birey ergenliklerinin son dönemleri ve 20li yaşların başında hala inanç sistemlerini geliştirir ve hayat tarzı konusundaki kararlarını gözden geçirirler. Tabi ki, en çok neye değer verdiğinizi bilmeniz gerekir ve bu sorgulama sadece gençlikte değil herhangi birine herhangi bir döneminde gelebilir.

Yanlış eşi seçmemizin en yaygın sebeplerinden biri de kim olduğumuzu ya da ne istediğimizi bilmememizden kaynaklanır. Sizi anlayabilecek kapasiteye sahip, en gizli duygularınızı karşılayabilecek, utanmadan ifade edebileceğiniz ya da bilmediğiniz ihtiyaçlarınızı ve değerleriniz için uyumlu olan birini seçmek zordur.

Bir şefle evli olan Carly, mesleğini icra etmeyen bir avukattır. “Ben karaktere, iletişime, kalbe değer verdim,” diyor. “Çekici, komikti, bana mükemmel davranıyordu ve çok iyi anlaşıyorduk.” Fakat zaman geçtikçe, entelektüel farklılıklar araya girdi. “Tartışmalarımızda çözümlemelerim ve tartışma mantığım, olayları muhakeme edişim ona uygun gelmemişti ya da bazı şeylerde daha az yetenekli olduğunu ispatlar, terimleri yanlış yazar ya da yanlış kullanırdı. Hiçbir zaman büyük şeyler değildi, sadece küçük şeylerdi.”

Carly şef eşine karşı olan güvenini kaybettiğini söylüyordu. “Eşime duyduğum entelektüel saygının benim için ne kadar da önemli olduğunu fark etmemiştim. Bu sanırım kendimi yeterince tanımadığım ve entelektüel olarak uyarılmanın benim için ne kadar önemli olduğunu fark edemememle ilgiliydi. Daha da kötüsü bunun eleştirel saygı faktörüyle nasıl bağlanacağı konusuydu.”

Büyüme Sinyali

Bilinen bir şey var ki, iş veya çocuk gibi, evlilik de bir tatmin kaynağı olamaz. Kimse tam anlamıyla sevilmiyor; esas benliğimiz bir partner tarafından asla tamamen karşılanmayacaktır. Elbette, kalbinizin üzerine bir perde çekebilirsiniz. Ancak bu, tek ya da en iyi cevap değildir.

Givertz’e göre, “Bazen evlilik acı ve keder kaynağı olacaktır. Ve bu kişisel iç-gelişim açısından gereklidir.” Aslında, eğer hayatta zorlu bir şey yapıyorsanız, çocuk büyütüyorsanız, bir iş kuruyorsanız ya da yaşlı bakımı üstleniyorsanız, evliliğin her anında çılgınca mutlu olmak mümkün değildir.

Hayal kırıklığı büyümek için bir motor olur; çünkü bizi neye ihtiyacımız olduğunu keşfetmeye zorlar. Page’e göre, kendini bilmek, ihtiyaçlarını tanımak ve ilişkide onlar hakkında konuşmak cesaret eylemleridir. Çoğumuz ihtiyaçlarımız konusunda korunaklıyız; çünkü onlar en büyük hassasiyet ve kırılganlığımızın olduğu alanlardır.

“Size neyin en çok dokunduğunu ve etkilediğini keşfetmeniz -ve paylaşabilmeniz- gerek”, diye gözlemliyor. “Ancak, önce, bunu kendi içinizde kabul etmeniz gerek. Çok azımız bu süreçte tutku ve romantizm yaratma konusunda yeteneklidir. Şikayet etmeyi tercih ederiz.” Yine de, bu süreçte yaşam boyunca ilerledikçe kendimizi netleştiririz.

Aynı zamanda, içsel yaşamınızı partnerinize açmak, samimiyet ve bağ kurma için çok büyük bir fırsat olarak ortaya çıkıyor. Bu, ilişkilerin büyük gücüdür: Samimiyet yaratmak, tamamen kendi kendini idare edebilen bir insan haline gelebilmek için çok önemlidir, tam anlamıyla bir insan olma süreci samimiyet ve bağlantı olasılığı artırır. Bu aynı zamanda eşinizi doğru eşe dönüştürme çalışmasıdır.

Givertz’e göre, ilişkilerin gelişimindeki diğer bir önemli nokta ise motivasyonun dönüşümüdür – ben-merkezci öncelikler yerine ilişki ve ilişkinin geleceği için en iyisini düşünmektir. Uzun vadeli ilişkileri sürdüren ruhsal bir değişim vardır. Tepki biçimlerinin sinsice kaydığı, genişleyen bu süreç alttan alta sürer gider. Uzlaşma (misillemeye karşı) rol oynar. Aynı zamanda fedakarlık da. Aynı zamanda o anda kişiyi ne kadar tatmin edici olursa olsun, olumsuz bir provokasyona karşı cevap verme istekliliği ve kabiliyeti de. Bu süreç, ilişkinin uzun vadeli hedeflerini göz önünde bulundurma yeteneği gerektirir. Partnerler motivasyon dönüşümü ile bir anın hemen üzerine ani tepki vermek yerine, nasıl cevap vereceğini düşünmek için biraz zaman ayırmaya daha eğilimli olurlar.

UCLA’dan Bradbury, ilişkiler hakkındaki son çalışmasında 10 yıl boyunca 136 çifti, evliliklerinin ilk 6 ayından başlayarak onları takip etti. Tüm çiftler ilk başta ve dört yılın sonunda yüksek seviye memnuniyetleri olduğunu kaydettiler. Bradbury ve iş arkadaşı Justin Lavner’in bulduğu şaşırtıcı şey ise dört yılda tatmin olduğunu söyleyen çiftlerin daha önce ilişkiyi çözme çalışmalarında tanımlanan, zayıflayan bağlılık, uyumsuz kişilik özellikleri, yüksek düzey stres risk faktörlerine sahip olmamalarına rağmen sonunda ayrıldığını gösteriyordu.

En sonunda boşanmış olanları belirleyen şey ilişki sırasında yapılan tartışmalarda olumsuz ve kendi kendini koruyan, kişisel bir mesele konuşulurken destekleyici olmayan tepkilerdi. Aile Psikolojisi Dergisi’nde (Journal of Family Psychology) çıkan bir rapora göre, öfke gösterme, aşağılama, partneri suçlama girişimleri ya da güçsüz durumda olan partneri geçersiz kılma gibi şeyler olduğunu söylüyor. Aynı zamanda, değiştirmek istediği bir kişilik özelliğinden bahseden partnere karşı heves kırıcı ifadeler de.

Başka bir deyişle, anın sıcağında negatif duyguları bastırma konusunda başarısız veya isteksiz olmak, kendi kendinden daha geniş bir bakış açısı motivasyonuna dönüşme olasılığını yok eder. Sonunda, negatif tepkilerin yığılmış etkisi ilişkiyi aşağıya çeker.

Michelle Givertz’e göre, “Birbiri için yaratılmış iki insan diye bir şey yoktur, bu bir uyum ve adapte olma meselesidir.” Fakat, sevgi, dahil olma ve kontrol konularındaki ihtiyaçlarınızı sizin için en önemli şekilde bir araya getirilebilir şekilde karşılayabilmeniz için kendinizi bilmeniz gerekir. Meinecke, o zaman bile başarılı çiftlerin ilişkilerini birçok kez yeniden tanımladığını söylüyor. İlişkilerin sürekli değişen koşullara göre devamlı olarak evrimleşmesi gerekir. Her iki partnerin değişimleri ve ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için tarafların yollarını bulmaları gerekir.

Page, “Her iki taraf da sevgi ve iyileşme kurma çalışmasında zor ve savunmasız çalışmaları göze almaya istekliyse, hayatta kalmak için iyi bir şansları vardır” diyor. Eğer bir taraf isteksizse, “eşinize şunu söylemeniz gerekebilir: ‘Buna ihtiyacım var çünkü birbirimizi kaybettiğimizi düşünüyorum ve bunun olmasını istemiyorum.’”

Sonuç olarak Doherty, “Hepimiz zoruz. Evli olan herkes zor bir eştir. Eşimizin zor olduğunu vurguluyoruz ve onlar için nasıl zor olduğumuzu unutuyoruz.” diyor. Hayatınızda bir eş istiyorsanız, şu anki eşinizle olmasa bile bir sonraki ile idealleştirme ve hayal kırıklığı sürecinden geçmek zorunda kalacağını belirtiyor. Ve bir sonrakinde de. “İdeal eşi bulmak için çocuklarınızla bozuşabilirsiniz.” Dahası, çalışmalar, insanların ikinci denemelerinde daha iyi bir seçim yapmadıklarını gösteriyor. Genellikle, insanlar başka biri için yeni bir sorunlar paketi hazırlıyorlar.

Boston’lu Real, 25 yılldır birlikte olan arkadaşlarının yıldönüm partisine katıldığını bildiriyor. Birisi ilişkinin uzunluğu hakkında yorum yaptığında, kocası şöyle yanıt verdi: “Her sabah uyanıyorum, yüzümü soğuk suyla yıkıyorum, ve yüksek sesle ‘Neyse, sen de ödül değilsin.’” Eşinizle ilgili hayal kırıklığına uğramakla meşgulken, Real, iyi bir alçakgönüllülükle daha iyi bir noktaya geleceğinizi söylüyor.

Eleştirel Farklılık

Real, ilişkinizde istedikleriniz için savaşmakla eşinizin doğrudan kontrolünüzde olması arasında bir fark var olduğunu savunuyor.

İlişkide istekleriniz ve ihtiyaçlarınız için kararlı bir duruşa sahip olun. “Çoğu insan ilişkilerinde ne istediklerine dair konuşma ve tartışma becerisine sahip değildirler. Konuşmuyorlar, bu da aşkı korurken dargınlık inşaa ediyor. Dargınlık bir tercihtir; dargın yaşamak mutsuz yaşamak demektir. Ya da konuşurlar – fakat çok da sevgi dolu değildirler.” Ya da sadece şikayet ederler. 

Real’e göre konuşma sanatı, bir şikayeti talebe çevirmektir. “Bana konuşma tarzını beğenmiyorum” yerine “Seni daha iyi duyabilmem için sesini biraz alçaltabilir misin?” demektir. Eğer bir ilişkide isteklerinizi elde etmek istiyorsanız, olumlu ve gelecek odaklı olmalısınız.

Metinde bahsedilen isimler, kişilerin gerçek isimleri değildir.

Yazar: Rebecca Webber
Çeviren: Çağın Nevruz Özsoy
Kaynak: PsychologyToday

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.