Mikroplar, maymun ve insan evriminin şekillenmesinde rol almış olabilir.

Mikroplar bizim biz olmamızda rol oynamış olabilir. Yapılan yeni araştırma, gut bakterileri ve içinde yaşadıkları primatların benzer evrimsel şablonlara sahip olduklarını gösteriyor. Bu birbirlerinin şekillenmesini desteklemiş olabilecekleri fikrini uyandırıyor.

En az 10 milyar yıldır bakteriler; insanlar ve Afrika maymunlarının ortak atalarından, nesilden nesile aktarılıyor. Araştırmacılar, Science (22 Temmuz) dergisinde maymunlar farklı türlere evrildikçe içlerindeki mikropların da kendi aralarında farklı türlere ayrıldığını ifade ettiler. Bu şartlar altında, gut bakterisi türleri arasındaki ilişki; gorillerin, bonoboların, şempanzelerin ve insanların soy ağacına ayna tutuyor.

Çalışmanın Austin Teksas Üniversitesi ve Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülmesine önayak olan evrimsel biyolog Andrew Moeller, mikropların tarihimizin bir parçası olduğunu söylüyor ve “tıpkı atalarımızdan kalıtım yoluyla aldığımız genler gibi bazı bakterilerimiz de atalarımızdan bize miras kaldı,” diye ekliyor.

İnsan sağlığı için önemli olduğu bilinen bakteriler, sinir sistemi ve insan gelişiminde başrolü oynuyor. Buna rağmen çok az araştırmacı insanların bu yararlı bakterileri ilk olarak nasıl edindiğini sormak için geçmişe dönüyor, diyor Moeller. Moeller’in ekibi vahşi şempanzelerin, bonoboların ve gorillerin yanı sıra Connecticut’ta yaşayan insan grubunun dışkısında varlığını sürdüren üç bakteri ailesi üzerinde çalıştı. Bilim insanları her bir bakteri ailesi için bağ ağacı inşa etmek amacıyla DNA kanıtlarını kullandı ve sonra her bir ağacı, insan ve yakın primat akrabaları arasındaki ilişkiyle mukayese ettiler.

Üç bakteri ailesinin ikisi primat ilişkileri ile eşleşti. Yakın akraba olan bakteriler yakın akraba olan primatlarda yaşıyorlar. İnsanlar için, Moeller “Tıpkı en yakın akrabamızın şempanzeler olması gibi gut bakterilerimizin en yakın akrabaları şempanzelerde yaşıyor,” diyor.

Bilim insanları, maymun ve bakteriler birlikte uyum içinde yeni türlere evrilirse bu şablonların eşleşeceğini tahmin ediyorlar. Maymunların ve bakterilerin hemen hemen aynı zamanda gruplara ayrılması -bakteriler maymunların içinde yaşarken- birbirlerini etkilediği ve böylelikle bir tarafın evriminin diğer tarafın evrimine yön verdiği anlamına geliyor.

Çalışmaya dâhil olmayan, Millî İnsan Genomu Araştırma Enstitüsü’nden mikrobiyal kalıtım bilimci Julia Segre bakterileri değiştirmek “evrilmemizi mümkün kılabilirdi” diyor. Segre ve Foundation of Success’ten çevre korumacı Nick Salafsky Science dergisinin aynı sayısında bu konuda bakış açılarını içeren bir makale yayımladılar.

Segre “Bakterilerle kurduğumuz yakın ilişki kim olduğumuzun bir parçasıdır,” diyor. Çalışmadaki araştırmacılar, insanların ve bakterilerin birbirlerinin evrimini şekillendirdiği yönündeki iddianın gerçekliği yansıttığı konusunda hemfikirken, antik maymunların ve mikropların birbirini değiştirip değiştirmediğini (ve nasıl değiştirdiğini) söylemenin henüz çok erken olduğu konusunda uyarıyorlar.

Bu antik ilişkileri incelemek zaman geçtikçe zorlaşabilir. Moeller endüstrileşme ve antibiyotiklerin insan organizmasının içinde ve üzerinde yaşayan bakterilerin çeşitliliğini aza indirdiğini ifade ediyor. Ve bu çalışmadaki mikroplar varlıklarını sürdürüyorken, (tarihte, daha önce varlık göstermiş) diğer gruplar yok olmuş ya da hızlı bir biçimde değişime uğramış olabilir.

İnsanlar antibiyotiklere ve modern yaşama maruz kaldı, diye uyaran Segre, vahşi maymun hala eski gut florasına sahip olabilir fakat Connecticut’ta yaşayan insanın gut florasının değişmiş olması olası, diyor. Özellikle bunun gibi çalışmaların yapılmasının önemli olduğunu da belirtiyor.

Moeller, gelecekte araştırmacıların bütün memelilerde yaşayan gut bakterilerinin ortak ataya sahip olup olmadığını görmek için geçmişe daha derinden bakmalarını salık veriyor. Bilim insanları yakın geçmişte ayrışan insan popülasyonlarının karakteristik gut bakterilerine sahip olup olmadıklarını görmek için farklı çalışmalar yapabilirler.

Yazar: Amy McDermott
Çeviri: Hüseyin Sığırcı
Kaynak: Science News