Site icon Düşünbil Portal

Hastalıklı bir toplumda deli olmaktır en sağlıklısı

hastalıklı-toplumda-deli-olmak
Paylaş

Krishnamurti’nin dediği gibi “Sağlıklı olmanın ölçüsü, içten hasta bir topluma uyum sağlamak değildir.” Bununla birlikte, böyle bir toplumda doğup büyümek ile çoğu insan toplumun ‘hasta’ olduğunu farkedemez. Suda yaşayan ve deniz hayatının bir parçası olduğunu anlayamayan balıklar gibi, sadece bu hastalığın bir parçası olurlar.

Normal bir hayat yaşamak ne anlama gelir? Günümüzün modern dünyasında, özellikle batıda, normal bir hayata sahip olmak, eğitim diye adlandırdığımız şeyle on yıldan fazla bir zaman beynin yıkanması, sonrasında da hayatın geri kalanında ücretli köle olarak çalışarak başkaları ile sadece hayatta kalmak için rekabet etmek anlamına gelir. Akılsızca, sonu gelmeden, reklamcılığın hilelerine kanarak içinde yaşadığımız gezegene zarar versek bile bu ürünleri tüketmeye devam ederiz. Hastalık yapan gıdalar ile kendimizi zehirlerken, otorite sahibi kişiler tarafından üretilen eskiden kalma dogmalara ve kurallara uyarız. Pasif ve yaratıcı olmayarak kendimizi bastırır, acı içinde yaşarken bunun üstesinden gelmek için hiçbir şey yapmayız.

Eğer bir anlığına durur ve düşünürsek, bu şekilde yaşamanın kesinlikle hastalıklı olduğunu; hatta bunun herkes tarafından sağlıklı kabul edilip aslında toplum tarafından ödüllendirildiğini fark edebiliriz. Aslına bakarsak, bu şekilde yaşamak konusunda bizden daha iyi olanlar, en başarılı ve saygı duyulan kişiler olarak kabul edilirler. Farklı olanlar, daha duyarlı ve zeki olanlar, hayatta farklı bir yaşam biçimi yaratmayı arzu edenler dalga konusu olarak horlanırlar; aptal, garip veya deli olmakla suçlanırlar.

Fakat, hayatı çoğu insanın yaşadığı gibi yaşamanın amacı nedir? Hayat çok daha iyi bir şekilde yaşanabilir; bizler neşeyle yaşayabilir, aşk ve kahkaha ile hayatımızı doldurabiliriz. Kendimiz ve başkalarıyla barışarak yaratıcı olma arzusuyla yaşayabiliriz. Maalesef, sadece çok az insan bize toplum tarafından temin edilen kutunun dışında düşünmeyi ve doğduklarından beri bilinçsizce yaşadıkları kalıplardan kaçmayı başarabiliyor. Bazı amaçlar doğrultusunda, isyan ederek geleneklerin zincirlerinden serbest kalma ihtiyacı hissedenler, yeryüzündeki bütün varlıklar için daha güzel bir dünya yaratmaya yardım ediyorlar.

Normal olmaya karşı isyan edin

Normal olmaya karşı isyan etmek yapılabilecek en zor şeylerdendir, çünkü kendinize ve başkalarına karşı dürüst olacak metanete sahip olmak gerekir. Neredeyse herkesin yalan içinde yaşadığı bir dünyada gerçeği dile getirmek oldukça riskli bir davranıştır. Gerçeği konuşmak demek geleneğin güncelliğine karşı gelmek, sürü psikolojisiyle zıtlaşmak ve karşılaşılabilecek zorluklara rağmen kendi yolunda gidecek güce sahip olmaktır.

Çok sayıda insanın hasta toplumumuzun normalliğine karşı gelebilecek cesareti vardı fakat onların çoğu, giriştikleri eylemin negatif sonuçları ile başa çıkamadılar. Hiç kimse sizin eşsizliğinizi kabul etmez ve anlayamazken, herkes sizi bastırarak topluma uyum sağlamanıza çalışırken, bunun sonucunda kolaylıkla cesaretinizi kaybederek acı çekebilirsiniz. Bu yüzden en büyük dehaya sahip insanlardan bazıları zihinsel ve duygusal sorunlarla yaşamak zorunda kaldılar. Buna rağmen, bu büyük dehalardan bazıları aramızdan ayrıldıktan sonra dahi olarak anıldılar. Bu dahiler yaşarken, çoğunluk tarafından ucube ve akıl hastası olarak görülüyorlardı.

Sizin ve yaşadığınız toplumun ne kadar hasta olduğunu farkedip açıkça ona karşı gelerek özgürlüğünüzü ve kendi hayat görüşünüzü elde ettiğinizde birçok problemle çevrelenirsiniz. Arkadaşlarınız ve aileniz dahil tüm insanlar sizin de onlar gibi normal olmanız amacıyla her şeyi yapar ve önünüze engeller koyarlar. Bilincinizin kanatlarını açarak aklınıza ağırlık veren her şeyden kurtularak büyümenize yardım etmektense, kanatlarınızı keser, sürünmenizi ve onlarla acı çekmenizi sağlarlar ki bu onların en iyi yaptığı şeydir.

Delirmeyi göze alın!

İç sesiniz uzun zamandır size hayatın daha iyi bir şekilde yaşanabileceğini söylüyordu. Bu sese güvenmelisiniz çünkü bu ses doğruyu söylüyor. Bu sesi dinlemek başarılabilecek en zor şey de olsa, dikkate alınmaya değer tek şeydir; zira başka türlü yaşamanın anlamı nedir ki? Tüm hayatınızı sırf başkaları öyle yaşamanız gerektiğini söyledi diye harcamanızın ne anlamı var?

Eğer hayatınızı başkalarının değil kendi istediğiniz gibi yaşamayı arzuluyorsanız, toplumun delilik olarak nitelendirdiği baldan biraz tadarak, cesaretinizi kalbinizde toplamalısınız. Kendinizi sürünün rahatlığından uzaklaştırmalı ve başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü umursamadan iç sesinizi takip etmelisiniz. Hayalleriniz gerçekleşene kadar, acı ve zorluklarla karşılaşmayı göze alacak iradeyi göstermelisiniz.

Unutmayın ki, hasta topluma uyum sağlamama yolunda ne kadar acı yaşarsanız yaşayın, ödülü dezavantajlarından çok daha fazla olacaktır. Sadece bir annenin doğum yaparken yaşadığı çok büyük acı gibi, siz de yeni bir hayatın doğuşunda şiddetli acı ile karşılaşırsınız. Hayatın güzelliği, neşesi ve kutsanışı karşısında acı değişimle el ele gider; bu yüzden onu kabul edin. Size rehberlik etmesine izin verin. İç başkalaşımınızda size yol göstermesine ve iç katalizörünüz olmasına izin verin.

 

The Unbounded Spirit adlı şahsi bloğun yaratıcısı Sofo Archon, bloğuyla kendi oluşunu dünyamızın her köşesinden milyonlarca okuyucu ile paylaşıyor. Dünyaya ulaşma açlığı ile 2012 yılında kurulan bu blog, 300,000’den fazla hemfikir bireyden oluşan çevrimiçi (online) bir topluluğun kurulmasını sağladı.

Sofo’nun yazıları felsefe, psikoloji, inanç, ekoloji ve ekonomi dahil geniş bir disiplin yelpazesinde devam ederken, tümü farklı olan bu konuların ortak bir yönü var: yaşamanın daha iyi bir yoluna işaret ediyorlar.

Yazar: Sofo Archon

Çeviri: Faruk Aydiner

Kaynak: Films for Action

 


Paylaş
Exit mobile version