Roma kölesi, ağır denizlere sallandığı sırada sızlanmaya başladı. Güverte altında, bir çocuk, Epictetus, zincirlerinde kıvranarak yatıyordu. Sol dizinde, kelepçe biraz kemiğine dayanmış ve bu kısmı kabaca bir parça bez ile sarılmıştı. İki gece önce bir sandık, fırtınada serbest kalarak zeminde hızlıca sürüklenmiş ve bacağını ezmişti. Epictetus’un o zamandan beri bilinci gidip gelmekteydi.

Kimse tedavi için ara vermedi. Sandığı sürükleyen askerler, sandığın verdiği zararı gördüklerinde geri adım attılar. Kendi aralarında fısıltıyla konuşurlarken ve Epictetus yardım için yalvardığı zaman kırbacı ona doğru savurdular. Mala zarar vermişti. Epictetus, bu yolculuktan kendisinin hayatta kalmasını beklemediklerini söyleyebilirdi.

Epictetus, onların hatalı olduğunu kanıtlayabilirdi. Tek yapması gereken acısını kontrol etmekti. Olabildiğince denedi, kimse onu durduramazdı. Kaldırmaya çalıştı, ama zalimceydi. Onunla uğraşmanın bir yolu olmalıydı, diye düşündü çocuk. Stoacıların öğrettiği şey neydi? İçinizdeki gücü yetiştirin, geliştirin. Epictetus Stoacı öğretimini uygulamak için mücadele etti.

Acı, Epictetus’un tüm deneyimini işgal ediyor gibi görünüyordu. Yine de, Epictetus, deneyiminin bir parçası olduğunu farketti ve acısını kontrol etti. Acıyı düşünme şeklini kontrol edebilirdi. Vücudu, bu düşünmenin şeklini kontrol ederken her geri dönüşünde ona ihanet etmiş olsa bile, aklı yürütme yetisine sahipti, harekete geçip nasıl davranacağına karar verdi. İki gece önce durmaksızın ağladı. Şimdi, üzüntüsünü sineye çekti – en azından bu kadar güce sahipti.

Başka ne başardı? Epictetus kendini, kırık bacağı dışındaki şeyler hakkında düşünmeye zorladı. Güneşli bir çayır. Alnında serin su. Latince ve Yunanca kelimeler arasında, fiilerin çekimleri. Seyahatine katlandığı için, kurtarıldığı ve özgürlüğünü kazandığında, ne kadar cesur hissedeceğini düşündü. Kendini yetiştirdi: acıyı kontrol et, seni kontrol etmesine izin verme.

Acı, hiç durmadan devam etti. Epictetus, tepkilerini kontrol ederek, acıyı kendinden uzak tuttu.

Bu gerçek bir hikaye, bazı detayları verirsin yada alırsın. Köleliğe doğmuş olan Stoacı filozof Epictetus (55-135AD), müzayede için Roma’ya taşınırken bacağının kırılmasıyla hayattan mahrum kalmıştı. Bakım ya da tıbbi yardıma ihtiyaç duymadan yolculuktan kurtulma deneyimi, daha sonra benimseyeceği Stoacı yaşam tarzı için Epictetus’u hazırlamış oldu. Kölelik ona, sosyal ve politik haklarından mahrum kalarak bununla nasıl başa çıkılacağını öğretti. Ama bu, içinde gücün nasıl geliştirileceğini, yetiştirdiğini öğreten, dayanılmaz acılarla mücadele eden güvertelerin altında yatan deneyimdi.

Hepimiz, cevaplarımızı kontrol etme yeteneğine sahibiz. Yetenek, rasyonel doğamızdan, deneyimlerimiz hakkında eleştirel düşünmemize ve onlar hakkındaki görüşlerimizi değiştirmemize dayanır. Stoacılar, hayatta sahip olduğumuz tek gerçek gücün rasyonel yargı gücü olduğunu ileri sürdüler. İlişkilerimiz ve toplumlarımızdan, para ve mülklerimizden, işimiz ve toplumdaki rollerinden elde ettiğimiz güçler gibi sahip olduğumuz tüm diğer güçler, bizden alınabilir.

Stoacılar, bu gücü diğer her şeyde, hatta hayatın kendisinde değerlendirdi. İmparator Nero Stoacı filozof ve devlet adamı Lucius Annaeus Seneca‘yı (3BC – 65AD) ölüme mahkum ettiğinde, (zamanını bilen Seneca) karısı ve çocuklarını ona çağırdı, kucakladı ve bıçak getirmesi için bir köleye talimat verdi. Seneca bıçağı aldı ve damarlarını açtı. O öldüğünde, Stoacı etik hakkında konuşması efsane oldu.

Seneca’nın ölümü sakince kabullenmesi, korku ya da ıstırap belirtisinden uzaklaşması Stoacı idealidir. Ruh halinizi kontrol edin ve Stoacıların söyledikleri gibi diken üstündeyken bile mutlu olabilirsiniz. Acımasız bir öğretidir, ama etkilidir.

Kendi kendini kontrol etmenin ilk adımı, rasyonel yargı gücünüzün içindeki rasyonel gücü onaylamaktır. Sakin ve dengeli bir ruh halini koruyabilmek için içsel gücü geliştirmek ve bu gücü diğer her şeyde kutlamanız gerekir. Kontrol gücünüzün içinde olana odaklanmalı ve bunun dışındaki her şeyi göz ardı etmelisiniz. Sebebinizi uygulayarak kontrol edemediğiniz her şey nihayetinde sizin elinizin dışındadır. İşte bu kaderdir.

Stoacılar, kader hakkında endişelenmemeyi tavsiye eder. Kader olur. Bunu, ilgisizlikle tedavi edin.  Bu Stoacı öğretimini üç basit ilkeye indirgeyebiliriz. Bu ilkeleri, Stoacı pratik felsefesinin altın kuralları olarak düşünün.

Kural 1: Neleri kontrol edebildiğinize odaklanın.

Kural 2: En nihayetinde kontrol edebileceğiniz her şey, sizin ruh halinizdir.

Kural 3: Kontrolünüzün ötesindeki şey kaderdir. Ve kader seni ilgilendirmez.

Yazan: Tim Rayner
Çevirmen: Şeyma Merve Kaymaz
Kaynak:  philosophyforchange

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.
Düşünbil Portal’da yayınlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. 

Please complete the required fields.