Site icon Düşünbil Portal

Yalan söylemek kötüdür; öyleyse neden hepimiz yalancıyız?

yalan
Paylaş

Yalan söylemek, hayattaki siyah-beyaz alanların en grilerindendir. Yalan söylemek kötüdür ve hepimiz bunu biliriz. Yalan söylemenin ahlaksızca olduğu evrensel olarak o kadar kabullenilmiştir ki çocukluğumuzda basit kurallar öğretilmeden önce yalan söylemememiz tembihlenir. Köpek mamasını sırf meraktan tatmanın veya legoları tuvalete döküp sifonu çekmenin son derece mantıklı olduğunu düşünecek kadar küçük yaştayken bile yalan söylemenin ne kadar yanlış olduğunun farkındayızdır.

O halde biz neden bu kadar yalancıyız? Hepimiz yalanın ne zaman kabul edilebilir ve ne zaman kabul edilemez olduğunun son derece belirsiz olduğunu biliriz. Çoğumuz için yalanlar sadece bize söylendiğinde kabul edilemezdir. Dahası, sevdiklerimizin duygularını incitmemek için söylenen yalanlar konusunda da fikir sahibiyizdir. Bu nispeten daha saygın bir yalancılık olarak gözükebilir. Yalan söylememizin genel sebebi, gerçekleri söylemekten kaçınıyor olmamızdır. “Aslında eşinle Ikea’da ettiğiniz ve umrumda olmayan son derece sıkıcı kavgayı dinlemektense tüm bir öğleden sonrayı kendime işkence ederek geçirmeyi tercih ederim,” demek kaba olarak değerlendirilir. Bunun yerine “Seninle dertleşmeyi çok isterdim ama maalesef o saatte toplantım var,” deriz. Bu oldukça zararsız gözükür ancak bu gibi yalanlar birikir. Bir süre sonra kendimize daha az saygı duymaya başlarız ve katlanamayacağımız bir tanıdıklar sürüsüne sahip olduğumuz gerçeğine karşı öfke duyarız. Çünkü insanların kahve tekliflerini kibarca reddedecek veya muhabbetlerine ilgi duymadığımızı söyleyecek kadar cesur değilizdir.

Kapıdaki Katil

Felsefe çalışırken Kant’ın “kapıdaki katil” örneği karşısında büyülenmiştim. Kant’a göre yalan söylemek her zaman kötüdür. Yalan söylemeyi, her durumda yalan söyleyebileceğimize dair evrensel bir kural haline getirmediğimiz sürece, hiçbir şekilde yalan söyleyemememiz gerekmektedir. Birçok öğrenci, bu konuda sonuçlardan çok prensiplere değer veren biriyle, ilk defa Kant’la tanıştıklarında karşılaşmıştır. “Sonuç ne olursa olsun yalan söyleyemezsin.” Kant bu konuyu felsefedeki en sıra dışı ve ilgi çekici senaryoları yaratacak kadar ileri götürmektedir. Mesela ormanın içinde oldukça izole bir evde yaşadığınızı düşünün. Bir gece evde yalnızken biri kapıyı çok sert bir şekilde çalıyor ve siz de açıyorsunuz. Paniklemiş bir adam, bir hata yaparak, kendisini öldürmeye çalışan bir katilin onun peşinde olduğunu söylüyor ve “Beni sakla!” diye yalvarıyor. Siz de saklıyorsunuz. Adamın doğruyu söylediğine inandığınız için onu bodrum kata indirip tekrar yukarı çıkıyorsunuz.

Kapı bir kez daha çalınıyor. Bu sefer katil silahıyla oldukça sinirli ve birine zarar vermeyi istediğini belirten bir şekilde karşınızda dikiliyor. Az önce bodruma sakladığınız zavallı adamı tüm ayrıntılarıyla tarif edip “Bu adam nerede biliyor musunuz?” diye soruyor. Kant’a göre burada ahlaki olarak “Evet, bodrum katında” demek durumundasınız.

Normal şartlarda, bu oldukça delice gözüküyor. Ancak Kant görevimizin gerçeği söylemek olduğunu iddia ediyor. Katilin öldürmeme görevi var ve biz, ona verdiğimiz dürüst cevapla yapacağı şeyler konusunda sorumlu değiliz. Kant’a göre yalan söylemek konusu gerçekten de ya siyah ya beyaz alandadır; gri olamaz.  

Yine de hepimiz daha çok dürüst olmak isteriz. Eğer dürüstlük genel olarak takdir edilen bir şey olsaydı, Kant’ın önerdiği dürüstlüğün dünyasında yaşamak daha kolay olurdu, ama gerçekte durum böyle değil. Bu konuyu trende giderken düşünüyordum ve o sırada telefonuma, başımdan bir türlü atamadığım bir tanıdığımın hiç de ilgilenmediğim bir dedikoduyu anlatmak için gönderdiği oldukça bariz olan mesajda “Yarın saat üçte kahve içelim mi?” yazıyordu. Eğer öncesinde yalan söylemek üzerine düşünmüyor olsaydım “Üzgünüm yarın toplantım var,” yazardım. Ancak bu sefer yazmadım.

Yazar: Laura Kennedy
Çevirmen: Deniz Saldıran
Kaynak: The Irish Times 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaş
Exit mobile version