Paylaşmak güzeldir..

En mükemmelinden olsa da, sahte bir gerçeklik içinde yaşam süren kimseler için “hayatı yolunda” denebilir mi? İyi bir hayatın sırrı nedir? Bu hepimizin arzuladığı bir şey midir? Herkes mutluluğu diler, değil mi? Fakat mutluluk nedir? Ona nasıl ulaşırız?

Bu sorular, yıllardır merak konusu olagelmiştir. Fakat, ne anlama geldiği başlı başına bir tartışma konusu olsa da, sıklıkla üzerinde mutabık olunan cevap “haz”dır. Bazı filozoflara göre, bu, hayattaki tek hakiki iyidir, diğer tüm şeyler sadece bireye haz verdiği müddetçe iyi bir hayatın parçasıdır. Bu doğrultudaki inanış Hedonizm olarak adlandırılır ve fikirlerin doğuşu kadar kadimdir. İlk medeniyetlere dek uzanan bir tarihi vardır.

Neticede, keyif aldığımız bir şeyi yaparken, ya da iyi bir şeylere rastladığımızda, bu bize haz vermez mi? Tabi ki sevdiğimizi söyleyebileceğimiz başka şeyler de vardır; inanç, erdem, nefaset, vb. Fakat hedonistler, bu şeyler yalnızca, bize haz verdikleri için iyidirler, der. Haz, onlara göre, tek hakiki iyidir ve iyi bir yaşamın olmazsa olmazıdır.

Fikri bağlamda hedonizm hem aşağılanmakta hem de yüceltilmektedir. Ahlaksızlık ve zevk düşkünlüğü olarak mimlenmek suretiyle, kimilerince sefil bir yaşam biçimi olarak görülür. Kimilerine göre ise hedonizm, şeylere dürüst bir biçimde bakma yoludur. Epikür gibileri, ölçülü ve ılımlı olmayı hazzın anahtarı olarak kabul eden hazcılardır. Ve öyleyse, sadece hazzı seven ve deneyimledikleri hazzı ellerinden geldiğince azami seviyeye çıkartmaya çabalayan kimseler vardır diyebiliriz.

Diyelim ki yeni bir makine icat edildi; deneyim makinesi. Bu makine sizin için sanal gerçeklik üretebilecek donanımda; ürettiği şeyler öyle gerçek ki hakikat ve hayal arasındaki farkı söyleyebilmenize imkan yok. Makine arızalara karşı emniyetli; asla hata vermez ya da mekanik bir sorun çıkarmaz.

Yapılabilecek tek ayarı “cennet” ve ardından ebedi bir haz deneyimleyeceksiniz. Alınan haz konusunda, hiçbir gerçek deneyim, makine ile yarışamaz. Tek yapmanız gereken bir-iki belge imzalamak ve makineye girmek. Hatta öyle ki, makine, belli deneyimleri yaşamak ya da dilerseniz belli insanları deneyiminize dahil etmek üzere ayarlanabilir.

İçeri girer miydiniz?

Problemin muharriri Amerikalı filozof Robert Nozick, içeri girmeyeceğinizi söyler. İnsanların çoğunun gerçeklik sınırları içinde deneyim sahibi olmaya önem verdiğinin altını çizer. Yahut, kişi makineye girerse de, hiçbir şey yapmayacağını düşünecektir, zira gerçekten de orada yapacağı şey daimi surette oturmaktır, der. Bunun yerine insanlar, bir şeyleri fiilen yapmaya gereksinimi duyan bir kimse olmayı arzular.

Nozick, bir şeyleri haz dışında bir ölçütle değerlendirdiğimizi öne sürer. Bunu da makineye girmemeyi tercih eden rasyonel kimselerle ispatlar. Böylelikle de, hazzın biricik iyi olduğu fikri yanlışlanır.

Bir şeylerin gerçekliğinden zevk aldığımızı varsaysak bile, hatırlayın, bu gerçeklik, makineninki ile yarışamaz. Makineyi reddettiğimiz takdirde, gerçekliği zevke uzanan yoldan ziyade “gerçeklik gerçeklik içindir” şeklinde değerlendirmeliyiz. Şayet Nozick ile hemfikirsek, Hedonizm defteri burada kapanır.

Fakat, bazı filozoflar ise, makineye gireceğimizi ve girmemiz gerektiğini söyler. Faydacılık akımının kurucusu Jeremy Bentham, şiddetle şunu savunur: tek bir iyi vardır, hazdır; tek bir kötü vardır, acıdır. Faydacılığın bu ilk biçiminde, makineye girmek hiç düşünmeden yapılacak bir eylemdir. İşin matematiği açıktır. Deneyimlerin gerçek olmayışı Bentham’ı alakadar etmez.

Hedonist fikirleri desteklemek ve reddetmek için, makine metaforundan başka düşünceler ve deneyimler var elbette ki. Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya kitabı Hedonist Ütopyaya karşı bir reddiye olarak yorumlanmıştır. Sonsuz Jest ise mükemmelen zevk veren bir film yapmanın absürdlüğünü gösterir -öyle ki insanlar ölene kadar bu filmi izlemekten başka bir şey yapmak istemezler.

Yazılmış ilk roman olan Gılgamış Destanı, hedonizmin lehine bir çıkarımda bulunur ve bu belki de bilinen en eski felsefedir. Bazı düşünürler medeniyetlerin Matruşka beynine evrildiğini bile öne sürmüşlerdir. Tabi şayet iyi inşa edilir ve konuşlanırsa. Bu, bir bilgisayar simülasyonu içinde yaratılabilecek mükemmel bir dünyaya kapı açar ve kurulan sistem trilyonlarca yıl çalışabilir.

Deneyim makinesi fikri, bizi neye değer verdiğimizi sorgulamaya sevk eder. Ehemmiyet verdiğimiz tek şey haz ise, makineye girmeyi kabul ederiz. Eğer girmek istemezsek, değer verdiğimiz şeyler başkadır. En sadık Hedonistler bile makineye girmeden önce, hazlarının “gerçek” olmasını önemseyip önemsemediklerini düşünmek için duraksayacaklardır. İyi bir yaşamın hazdan başka değerli yanlarının olduğunu düşünenler ise karar vermekte pek de zorlanmayacaktır.

Öyleyse, girmeye hazır mısın? Ya da dışarıda kalıp bizlerle acı çekmeyi mi tercih edeceksin?

 
Yazar: Scotty Hendricks
Çevirmen: Müleyke Barutçu
Kaynak: Big Think 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Fatih Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden lisansını ve Sosyoloji’den çiftanadalını tamamladı. “Sosyal mesafe”, “göç”, “toplumsal cinsiyet” konuları üzerine projeler ve çalışmalarda yer aldı. Çeşitli dergi ve online platformlarda yazarlık, çevirmenlik, editörlük deneyimleri edindi. Postmodern yazın, absürd drama, kültürel çalışmalar ve gündelik sosyoloji okumayı sever, playlist’inden “dünyadan sesler” hiç eksik olmaz.

Comments are closed.