Aristoteles’in söylediğine inanılan meşhur bir söz var: “Eleştiri istemiyorsan hiçbir şey söyleme, hiçbir şey yapma, hiçbir şey olma.” Bildiğim kadarıyla ona ait değil; en azından bu şekilde söylemedi. Yine de derin bir lafa benziyor, değil mi? Zeki birinin ağzından çıkmış gibi duruyor. Öyle de aslında; olumsuz eleştiriden uzak durmanın en iyi yolu hiçbir şey yapmamaktır.

Elbette hiçbir şey yapmadığın için ya da isteksiz olduğun için yine eleştirileceksin. Eleştirileri minimuma indirmek için olabildiğince az dikkat çekmeye çalışabilirsin fakat o zaman da görmezden gelinmiş olursun.

Aristoteles, tarihin en büyük filozoflarından biri; bir dev, herkes gibi ishal olduğunu ya da merdivende sekeceğini düşünemeyeceğiniz biri. Ama eleştirildiğimde, özgüvenimi kaybettiğimde yardımcı olması için okuyacağım kişi o değil yine de. Teselli konusunda daha iyi bir filozofumuz var, o da Michael de Montaigne. Kimse hiçbir konuda, onun insanlık konusunda olduğu kadar açık sözlü değil. Eğer ortaokul programlarına tek bir felsefe kitabı koymamıza izin verilseydi bu Montaigne’in Denemeler’i olurdu.

Kendimi kaybolmuş, yetersiz hissettiğimde döner döner Denemeler’i okurum. Geçenlerde Aristoteles’in bir sözüne rastladım ve tanımadığım birine iş umuduyla e-posta attım. Sonuçta, zaman zaman cesaret bile cezalandırılırken, kimse utangaçlığı ödüllendirmez.

Ağzı Bozuk

Küçükken teyzelerimden pek hazzetmezdim. Çocukları benim uyku vaktimden çok daha geç saatlere kadar ayakta kalırlardı, birbirlerini tekmelerlerdi ve konuşmaları bizim deyimimizle ağzı bozuk konuşmalar olurdu. 6-7 yaşlarımdayken bunların beni çok etkilediğini hatırlıyorum. Anneme durumdan sözettiğimde ise, bizim onları eleştirecek bir konumda olmadığımızı söylemişti. Bense karşılık olarak “Benim konumum, kendimi koyduğum yerdir ve ben burada duruyorum!” demiştim. Hala burada duruyorum.

Önyargılı

Bir şey söylemekten ya da yapmaktan çekindiğimiz zamanlar olmuştur. Daha yaşlı, daha başarılı ya da daha otoriter birinin karşımıza geçip “Kendini ne halt sanıyorsun?” demesinden hepimiz korkarız. Diyebilir de, ama eğer bundan korkuyorsan, Montaigne’in iyi niyetle bize hatırlattığı bir şeyi gözden kaçırıyorsun demektir; hepimiz yakınımızdakilere karşı önyargılıyız.

Der ki: “Yazılarımı eleştiren küstah yorumlara karşı nasıl bir tavır takınacağımı genelde bilemiyorum. İtibarımı korumak adına zayıflıklarımı saklamalıyım.”’Kendimize yakın gördüğümüz kişileri, yakın zamanda gerçekleşen olayları daha az ciddiye alıyoruz. Belki de bu yüzden Aristoteles’e büyük bir saygı duyulmasına rağmen çağdaş düşünürlerimize hakaret dolu e-postalar gidiyor. Yine bu yüzdendir ki yazarlar, ressamlar bizzat kendi çocukları tarafından komik bulunurlar. Birlikte arabada giderken gaz çıkardığına şahit olduğunuz birinin dahi olduğuna inanmakta zorlanırsınız, gerçekten bir dahi olsa bile! Montaigne’in dediği gibi “Çok az kişi ailesine inanılmaz gelir.”

E-posta attığım saygıdeğer kişi cevap vermedi. En azından umursamaz bir cevap bekliyordum, görmezden gelinmek biraz fazla açıkcası. Yine de Montaigne’in, kişinin ne kadar iyi olduğunun zaman zaman faydasız olduğu gözleminden teselli buluyorum. Yakınlarımızın çabalarını görmezden gelmeye programlanmış gibiyiz. Kendini ne halt sanıyorsun diye sorulduğunda, hiçbir şey yapmayan bir korkak olmaktansa; çabalayan biri olmak çok daha iyidir. Ayrıca, onlar kendilerini ne halt sanıyorlar da sana böyle bir şey soruyorlar?

Yazar: Laura Kennedy
Çeviren: Şebnem Ertan
Kaynak: The Irish Times

Please complete the required fields.