Freud için tabu olan ve hakkında hiç konuşmadığı bir şey bilim insanının işidir. O da çok zorlu bir meslektir, ancak şansına henüz böyle olduğundan haberi yoktur. Bilim insanları için endişe nöbetleri daha yeni yeni başlıyor.

Onlarınki diğer benzer endişe nöbetlerinden daha mühim değildir. Endişe bütünüyle beyhude [futile] ve işe yaramaz [foireuse] bir şeydir. Yine de son zamanlarda laboratuarlarında ciddi ciddi çalışırken bir anda alarma geçip etekleri tutuşarak “Ya bir gün muhteşem işler başardığımız o minik bakterilerle gerçekten fevkalade tahrip edici bir icat yaparsak ve biri laboratuardan alıp götürürse” diye sayıklayan bilim insanlarını görmek çok komik.

Henüz böyle bir şey olmadı. O kadar ileri gidilmedi. Ancak her şeye dayanıklı, durdurulamaz bir bakteri fikri ufaktan kafalarında oluşmaya başladı. Bu, dünyada yaşayan özellikle insan gibi tüm boktan şeyleri silip süpürürdü. Böylece bir anda sorumluluk sancılarına boğuldular. Birtakım deneyleri bütünüyle yasakladılar.

Belki de çok kötü bir fikir değildir bu. Belki gerçekten de yaptıkları çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Ben böyle düşünmüyorum. Hayvanlar alemi yok edilemez. Bakteriler bizim için hepsinden kurtulamaz. Fakat bilim insanı tipik bir endişe nöbeti geçirdi ve geçici de olsa bir yasak ilan edildi. Kendilerine bakterilerle ilgili bazı deneylere kalkışmadan önce tekrar düşünmeleri gerektiğini tembihlediler. Her şeye rağmen biyologların eseri gerçek bir musibetle karşı karşıya kalsak ne de rahatlardık. Ne büyük zafer olurdu. İnsan sonunda herhangi bir başarı elde etmiş olurdu böylece; kendi yıkımını. Diğer her şeyden üstün olduğunun gerçek bir işareti olurdu. Üstelik sadece kendi değil dünya üzerindeki tüm yaşamı yok ederdi. İşte bu insanın gerçekten bir şeyler yapabileceğini gösterirdi. Gelgelelim bu fikir şimdilik üç buçuk attırıyor. Henüz oraya gelmedik.

Bilimin ufak endişe nöbetleri haricinde ne yaptığı konusunda fikri olmadığı için, bu bir süre daha böyle devam edecek. Büyük ihtimalle Freud yüzünden hiç kimse sonuç veren bir bilimin yöneten veya eğiten bir bilim kadar olasılık dışı olduğunu söylemeyi aklından bile geçirmedi. Yine de artık bu konuda en ufak bir şüphemiz bile varsa, bunu analize borçluyuz.

Analiz diğerlerinden bile daha zorlu bir meslektir. Farkında mısınız bilmiyorum ama, psikanaliz esas olarak bozuk olan, ters gidenle uğraşır. Bu nedenle uğraştığı şeyi kendi adı olan “gerçek” sözcüğüyle çağırmalıyız. Bu sözcüğü kullanan tek kişi olduğumu söylemeliyim.

Gerçek, işleyen ve bozuk olan arasındaki farktır. İşleyen dünyadır. Gerçek ise bozuk olandır. Dünya devam eder, dünya döner; vazifesi budur. Dünya diye bir şey olmadığını, yani dünyada yalnızca embesillerin inanacağı şeyler olduğunu algılayabilmek için tabiri caizse dünyanın [monde] tiksindirici [immonde] olduğunu fark etmek yeterlidir. Bu, zannedilenin aksine gerçekle bilim insanlarından daha çok yüzleşen analistlerin ele aldığı konudur. Tüm işleri güçleri budur. Teslim olmaya zorlanırlar, sürekli hazırlıklı olmaya mecburdurlar. Bunu başarmak için endişeye karşı harikulade zırhlara ihtiyaçları vardır. Endişe hakkında konuşabiliyor olmaları bile büyük bir başarıdır.

Bir süre önce, 1962-1963’te psikanalizde Fransız ekolü dediğimiz şeyde ikinci kırılma gerçekleştiği sırada endişe hakkında söylediklerimin etkisi büyük oldu ve dev bir girdap yarattı. Endişe konusundaki bir senelik seminerimin [Seminer X] tamamına katılmış bir öğrencim büyük bir heyecanla beni görmeye geldi, o derece ki beni bir çuvala koyup boğması gerektiğini söyledi. Beni öyle çok seviyordu ki tek makul sonuç bu gibi gözükmüştü. Ona hakaretler yağdırdım ve dışarı attım. Bu onun azmetmekten ve eninde sonunda enstitüme [École Freudienne de Paris] katılmaktan alıkoymadı.

İşler nasıl görüyorsunuz. Komik olaylar [drôleries] olabiliyor. Komik şeylere odaklanmakla yetinmek belki de psikanalizin gelecek için tek umudu olabilir.

Yazar: Jacques Lacan
Kaynak: Dinin Zaferi, Yazar: Jacques Lacan, Çevirmen: Deniz Kurt Yayınevi: Altıkırkbeş

Please complete the required fields.