Site icon Düşünbil Portal

Marx ve Lacan, aşırı sağ görüşün yükselişini açıklayabilir mi?

Paylaş

Karl Marx ve Fransız psikiyatrist Jacques Lacan tarafından ana fikirleri detaylandırılan bir araştırma, aşırı sağ görüşün yükselişine yeni bir bakış açısı getiriyor. Çeşitli basın kuruluşları tarafından ideolojilerinin de desteklendiği aşırı sağ görüşlü grupların arttığı bir çağda yaşıyoruz. Araştırmacılar, bu çağda ve yakın tarihin ışığında, nereye vardığımız konusunda merak içindeler.

Yakın zamanda, Washington Devlet Üniversitesi’nden Claudia Leeb’in “Mystified consciousness: Rethinking the rise of the far right with Marx and Lacan (Anlaşılması güç olan bilinç: Marx ve Lacan ile aşırı sağ görüşün yükselişini yeniden düşünme)” makalesi De Gruyter’ın dergisi Open Cultural Studies’de yayınlandı. Makalede düşünürler Marx ve Lacan’ın sağ görüşün yükselişini anlamak için söz ettikleri felsefi fikirlerini göz önünde bulundurmak zorunda olduğumuzu tavsiye eden birkaç iddia ileri sürüyorlar. Yine makalede Leeb, neden ABD ve dünya genelinde beyaz işçi sınıfının anti-kapitalist özgürlükçü politikayı şekillendirmek yerine aşırı sağ görüşü destekleyenlere dönüştüğünü açıklamak için psikanaliz teorisini kullanıyor.

Marx ve Lacan’ın görüşleri büyük ölçüde aşırı sağ görüşün yükselişini literatürde yok sayar; ama Leeb’in makalesi sadece ekonomik değil aynı zamanda psikolojik faktörlerin de bu yükselişi getirdiğini tartışmak için hepsini bir arada işliyor.

Psikanalitik teorisyenlere göre, kimliklerimiz özünde tamamlamadığımız ya da bütün-olmayan korkularımız ışığında bütün bir kimliğe sahip olmak için isteklerimiz doğrultusunda oluşturulan tamamlanmamış ya da bütün-olmayan şeylerdir. Dahası, neoliberal kapitalist toplumların ideolojilerine göre, bizler sadece eğer ekonomik başarı sağlamışsak tamamlanmış ya da bütün sayılıyoruz. Ancak ekonomik başarıya ulaşma Birleşik Devletler gibi neoliberal kapitalist toplumlarda çoğu insan için çok zor hale gelmiştir ve bu durum makalede vatandaşların büyük bir kısmının tamamlanmamışlık hissinin olduğuna ve bundan dolayı da yetersizlik hissinin arttığına değinir. Leeb, beyaz erkek işçi sınıfı Amerikalıların yeniden bütün olmak adına bilinçdışı özlemlerini gidermek için aşırı sağ görüş ideolojisini benimsediklerini söylüyor. Bu ideoloji onlara, Amerikan Rüyası adı verilen ekonomik başarıyı yakalamak, din yoluyla ahirette tamamlanmayı ummak, etnik azınlık düşmanlığı ve kadınları hor görme gibi bütün-olmama ya da yetersizlik hissini telafi eden fantaziler sağlıyor.

Aşırı sağın fantazisi “Öteki”den daha bütün olma fantazisidir. Müslümanlar, göçmenler, sınırlanmış ya da bütün-olmayan kadınlar gibi belli insan gruplarını damgalayarak aşırı sağ görüş, beyaz erkek işçi sınıfının endişelerini bu insanların üzerinde üstünlük kurmasına ve böylece “yeniden yüce” ve bütün olmasına izin vererek yok eder.

New York, Albany’deki Siena Koleji’nden siyaset bilimci Laurie Naranch “makale, işçi sınıfındaki gizemin ve ayrılığın ekonomik bozulmadan daha çok beyaz eril üstünlüğünün ifadesi ile ilgili olduğunu öne sürerek aşırı sağ görüş için alternatif bir açıklama sağlar” der.

Son zamanlarda aşırı sağ görüşün yeniden ortaya çıkması, onu azaltılmak için, bu alanda ne kadar daha araştırma ve çalışma yapılması gerektiğini gösteriyor.

Yazar: De Gruyter
Çevirmen: Öznur Özaşir
Kaynak: Phys.org

Yazıda sözü geçen makale: Claudia Leeb, “Mystified Consciousness: Rethinking the Rise of the Far Right with Marx and Lacan”, Open Cultural Studies (2018).  DOI: 10.1515/culture-2018-0022

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaş
Exit mobile version