Sevsek de nefret de etsek, Slovak filozof ve eleştirel teorist Slavoj Zizek’i en azından çabaları için takdir etmeliyiz.

Felsefenin, şiir gibi, yeniden fildişi kuleye çekildiği bir dönemde Zizek, mümkün olduğunca çok kişiyi dahil ederek felsefeyi kültürel sohbetlerin konusu haline getirmeye çalışıyor. Lacan’dan, Marx’tan anlaşılması zor kavramları alıp popüler kültür öğeleriyle açıklamayı deniyor.

Sophie Fiennes’in yönettiği Sapığın İdeoloji Rehberi, Zizek’in 4. filmi; açıkçası, bir üniversite hocası için dikkat çekici bir başarı. Özellikle de, “Felsefenin başlıca görevi ne kadar boka batmış durumda olduğumuzu göstermektir!” diyen biri için..

Son film, Zizek’in filmlerde (özellikle Hollywood filmlerinde) işlenen konuları incelediği 2006 yapımı Sapığın Sinema Rehberi’nin devam filmi niteliğinde. Fiennes kullandığı teknikler sayesinde, Zizek’i, bir filmden söz ederken sanki bahsettiği filmin setinden bize sesleniyormuş gibi gösteriyor. Yani, Taxi Driver’dan bahsederken sakallı filozofumuz, Travis Bickle’ın New York’taki evinde gördüğümüz fareli yatakta yatıyor; Full Metal Jacket hakkında ise Asker Pyle’ın kafasına sıktığı klozette konuşuyor.

Sapığın Sinema Rehberi konuya bağlı kalmasıyla dikkat çekiyordu, fakat Sapığın İdeoloji Rehberi oldukça dağınık. “Hayallerimiz, ideolojilerimizin ham maddesidir,” diyen Zizek, asıl amaç her ne kadar diğer filmleri incelemek olsa da, Kinder Sürpriz’den Eyüp Kitabı’na kadar konudan sapmak adına hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Zizek’in yaptığı aslında bir stand-up gösterisine benziyor: beş tane espresso içmişcesine bir enerjiyle mikrofonu açıp konuşmaya başlıyor. Ve her konudan bahsedebiliyor! “Müziğin Sesi,” Beethoven’ın “Ode to Joy”u, Starbucks kapuçinosu, 2011’de Londra’da yaşanan ayaklanma ya da kapitalizmin güzellemesini yaptığı günahların birlikteliği. İlgi azalmaya başladığı anda hiç ara vermeden konuyu öyle ustaca değiştiriyor ki konuların alakasızlığı farkedilmiyor.

Her ne kadar kışkırıtıcı ve eğlenceli olsa da, tutarlılık filmin öne çıkan bir yönü değil. Zizek, ideolojilerin günlük hayatın sıradan ögeleri arasında nasıl gizlendiklerini göstererek, John Carpenter’ın 1988 yapımı uzaylı istilası konulu filmi Yaşıyorlar‘a meydan okuyor; bir diğer yanda ise yalan söylemeyi gerekli bir günah olarak gösterdiği için Kara Şövalye’yi eleştiriyor –filmden bir sahnede Batman, halk sisteme güvenini yitirmesin diye memur Harvey Dent’in suçlarını üstleniyor.

“Bazen,” diyor Kara Şövalye, “hakikat yeterli olmuyor.” Zizek bu sözü Donald Rumsfeld’in Saddam Hüseyin hakkındaki konuşmasıyla ilişkilendiriyor.

Söz Cephede Eğlence’ye ve Full Metal Jacket’e geldiğinde ise Zizek inatla onların savaş karşıtı filmler olmadıklarını; aksine,itaat fikrini güçlendirdiklerini iddia ediyor. Dahası, Terry Gilliam’ın Brazil’inden bahsederek en iyi ideoloji eleştirilerinden birinin nasıl da komedi adı altında anılacağını gösteriyor.

Stephen Speilberg’ün Denizin Dişleri hakkında ise “Köpek balığı neyi temsil ediyor?” diye soruyor Zizek. Oysa, İradenin Zaferi’nden, Büyük Öteki’nin ideolojik kullanımından, eski İngiliz Cumhurbaşkanı John Major ve işsiz annelerden ya da metal grubu Rammstein’dan bahsederken, sorusu hala cevapsız kalıyor.

Bazen köpek balığı sadece köpek balığıdır.

Yazar: Giovanni Fazio
Çeviri: Şebnem Ertan
Kaynak: The Japan Times 

Please complete the required fields.