Yaşlılığın kötü bir şöhreti var. Ancak hastalıkları, gerilemeleri ve rahatsızlıkları şimdilik bir kenara koyuyoruz. UC San Diego’da psikiyatrı ve sinirbilim profesörü ve UCSD Merkezi’nde Sağlıklı Yaşlanma yöneticisi Dilip Jeste bizi meseleyi yeniden ele almaya yönlendiriyor.

Jeste, Nautilus ile sohbetinde, karar verme, duygu kontrolü gibi yetenekler ve acıma duygusu gibi bazı şeylerin yaşlandıkça ilerlediğine dikkat çekiyor. Bir başka deyişle, yaşlandıkça akıllanıyoruz. İyi yaşlanmanın sırrının ise iyimser, dirençli ve pro-aktif olarak yaşla gelen faydaların parıldamasına müsaade etmekten geçtiğini söylüyor. Doktorların karşısına çıkan zorluk ise yaşam süresini uzatmanın yanı sıra sağlıklı yaşamı arttırmak oluyor.

Nautilus bu ay başlarında Jeste ile buluştu.

Başarılı yaşlanma nedir?

Yaşlanmanın üç boyutu var: Fiziksel, bilişsel ve psiko-sosyal. Birçok kişi yaşlanmayı yalnızca fiziksel yaşlanma olarak düşündüğü için olumsuz bir algıya ve ön yargıya sahip. Bilişsel açıdan da benzer bir durum var. Orta yaşlardan itibaren, 60 yaş civarında, hafıza ve diğer beceriler geriler. Oysa, üstünde pek çalışılmamış ve genellikle yaşlanma kavramına dahil edilmeyen psiko-sosyal yaşlanma ise epey önemlidir.

Peki psiko-sosyal yaşlanma nedir? Bu, iyi oluş, mutluluk, yaşam kalitesi, duygu kontrolü, sosyalleşme gibi şeyleri içerir. Bu tarz şeylerin insanlar için değeri çoktur, bu yüzden de dahil edilmelilerdir. Başarılı yaşlanma, çoğunlukla, iyi oluş, daha çok mutluluk, ve daha ileri bir yaşa erişmenin yanı sıra gelişip ilerlemektir.

Yaşlanmanın stresli olması gerekmiyor mu?

İlerleyen yaşlar, bazı kimi yönlerden daha streslidir. Fiziksel hastalık, kuvvetten kesilme, yakınların ve sevilenlerin kaybı, maddi sorunlar, emeklilik ve amaç dürtüsünün kaybı, ileri yaşların asıl stres sebepleridir.

Önemli olan ise bu stresli durumlara karşı takınılan tavırdır. Yaşları 21 ile 100 küsur arasında değişen 2 bin kişi ile bir çalışma yapıyoruz. Fiziksel sağlıklarına, bilişsel işlevlerine ve psiko-sosyal işleyişlerine bakıyoruz. Beklendiği gibi, fiziksel sağlığın orta yaşlardan sonra gerilediğini bulgusuna ulaştık. Benzer şekilde, bilişsel işlev de ileri yaşlarda gerilemeye başlıyor. Ancak iyi olan şu ki, yaşam kalitesini ve mutluluğu içeren psiko-sosyal işleyiş, zaman içinde artarak gelişiyor. 20’li ve 30’lu yaşlarındaki insanlara göre yaşlılar stresle daha kolay başa çıkıyor. Gençken ters giden bir şeyler olduğunda kolayca dağılabilirsiniz. Yaşlandığınızda ise, ters giden bir şey olursa, “Mühim değil. Nasılsa yolunda giden başka şeyler olur,” dersiniz.

Yaşlandıkça akıllanır mıyız?

Deneysel çalışmalara göre yaşlı insanlar duyguları kontrol etmede, kendini tanımada, deneyim gerektiren kararlar almada ve başkalarına karşı şefkat ve empati göstermede gençlerden daha başarılılar. Bunlar, akıllanmaya dahil ettiğim ve yaş aldıkça gelişen şeyler.

Bilgeliğin nerede yer aldığını düşünüyorsunuz?

Nöral etkinlikleri düzenleyen mekanizma sistemi kabaca ikiye ayrılır. Bunlardan ilki prefrontal korteks, beyindeki evrimin son halkasıdır. Beynin, bizi insan yapan bölümüdür. İkincisi ise limbik striyatumumuz amigdaladır. Bu bölüm ise beyin evriminin en eski parçasıdır ve başka hayvanların beyinlerinde de mevcuttur.

Akıllanmak, bilişsellik ile duyguların arasındaki dengedir. Bencillik ile toplum yanlısı davranışlar arasındaki dengedir. Sizlere yarayan şeylerle, toplumsal yaşamda varlığınızı sürdürebilmeniz için yapmanız gereken güzel şeyler arasındaki dengedir. Nöral etkinlikleri düzenleyen mekanizma sistemi bunu ifade eder.

Başarılı yaşlanma için stratejiler var mıdır?

Evet. Tekrar belirtmek gerekirse, başarılı fiziksel yaşlanma, bilişsel yaşlanma ve psiko-sosyal yaşlanma için birkaç strateji vardır. Bunları destekleyen kuvvetli bulgular var. İlki kalori kısıtlaması. İkincisi fiziksel aktivite, egzersiz yapmak. Bu çok önemlidir. Tekerlekli sandalye kullananlar bile belli ölçüde fiziksel aktivitede bulunabilirler. Bir başka strateji, beyni aktif tutmak, zorlayıcı şeyler yapmaktır. Bu çok stresli bir iş olmamalı, ancak bir şekilde zorlamalı. Makul bir derecede sosyalleşmek olabilir. Tavır ve davranışlara dikkat etmek gerekir, direnç göstermek, iyimserlik, şefkat, başkaları için bir şeyler yapmak, gönüllü faaliyetler, gibi. Bunlar, yaşama tutunacak bir dal vererek sizi mutlu kılar. Stres azaltmak için meditasyon yapmak gibi başka stratejiler de vardır.

Yaşlanma araştırmalarıyla ilgili, yeterince ilgi gösterilmediğini düşündüğünüz alanlar var mıdır?

Evet. Yaşlanmayla ilgili genel olarak, özellikle sağlık hizmetlerinde ana odağın engelleri ve hastalıkları tedavi etmek üzerine olduğunu düşünüyorum. Bunun yerine önlemlere odaklanılmalı. Önlemler ise 65 yaşında başlamaz. Yaşlılık 65 yaşında değil, düşüncelerde başlar.

Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, beynimizi aktif tutmak, topluma katılmak, başkaları için bir şeyler yapmak gibi saydığım stratejilere çocukluktan başlamak gerek. Genç ve orta yaşlı yetişkinlere dirençli ve iyimser olmayı okullarda öğretmeliyiz. Eğer bunları yaparsak diyabet, kalp hastalıkları, felç gibi birçok yaygın hastalıkta ciddi düşüş olur.

İşte tam da bu yüzden, yaşlılığın, yaşlanmayı geciktirici yöntemlerle kaçınılması gereken kötü, kontrol edilemez, sürpriz, felaket bir şey olduğu görüşüne karşıyım. Yaşlanmanın olumlu yanlarına ve bunları nasıl geliştirebileceğimize bakmalıyız.

Kendi yaşlanmanızla ilgili nasıl hissediyorsunuz?

Açıkçası yaşla beraber eski tecrübelerimden ders aldığımı düşünüyorum. Akıllanıp akıllanmadığımı bilmiyorum, ama asıl soru bu değil. Ancak zamanla daha da akıllandığımı hissediyorum. Veya bir başka deyişle, zamanla akılsızlığımın azaldığını da söyleyebiliriz. Çevreme bakınca hem yaşlandıkça mükemmel işler yapan rol modelleri, hem de ileri yaşının kıymetini bilmeyip katılaşarak her şeyden şikayet eden insanlar görüyorum. Bu yüzden yaptığım araştırmanın kendi açımdan isabetli olduğunu düşünüyorum.


Yazar: Victor Gomes

Çeviren: Toygar Akın
Kaynak: Nautilus

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır