1930’da New York Times’da yayınlanan bir yazıya göre, Chengdu Üniversitesi’nden profesör Wu Chung-chieh, Li Ching-Yuen’in 1827 yılında 150. yaş gününü kutlayan Çin İmparatorluğu’nun kayıtlarını ortaya çıkardı. Dahası, 1877 yılında bu adamın 200. yaş gününü kutlayan belgelere de ulaşıldı. 1928 yılında ise bir New York Times muhabiri, yaşlı Li’nin komşularının, kendilerinden yaşlı olan akrabalarının Li’yi yetişkin bir adam olarak tanıdıklarını iddia ettiğini yazdı.

Anlatılanlara göre Li Ching Yuen şifacılık işine 10 yaşında, dağlık bölgelerde bitkiler topladığında ve bu bitkilerin yaşam süresine etkisini öğrendiğinde başladı. Hemen hemen 40 yıl boyunca reishi mantarı, kurt üzümü, yabani ginseng, he shoo wu, gotu kola ve rice wine gibi bitkilerden oluşan bir diyetle hayatını sürdürdü. 1749 yılında 71 yaşındayken Çin ordusuna dövüş sanatı eğitmeni olarak katıldı. 23 evlilik yapan ve 200’ün üzerinde çocuk sahibi olan Li, söylenenlere göre çevresince çok sevilen biriymiş.

Yaşadığı bölgede kabul görmüş anlatılara göre Li, çocukken okuma yazma biliyordu ve 10 yaşında Kansu, Shansi, Tibet, Annam, Siam ve Mançurya’yı dolaştı bitki toplayarak. Yaşamının ilk yüzyılında bu işi yapmaya devam etti. Sonrasında da başkaları tarafından toplanan bitkileri satmaya başladı. Satmaya başladığı bitkiler arasında farklı Çin bitkilerinin yanı sıra reishi mantarı, kurt üzümü, yabani ginseng, he shou wu ve gotu kola yer alıyordu, geçimini de bu bitkilerle sağlıyordu.

Li’nin öğrencilerinden birinin belirttiğine göre, Li bir keresinde kendisine Qigong (Çigong) egzersizlerini ve yaşam süresini insanüstü niceliklere taşımasına yardımcı olacak beslenme yöntemlerini öğreten, kendisinden de yaşlı, tam 500 yaşında bir adamla karşılaşmıştı. Çigong ve bitki yönünden zengin bir diyetten başka, bu Uzun Ömür Uzmanından neler öğrenebiliriz?

Ölüm döşeğinde Li, şöyle söylemiş: “Bu dünyada yapmam gereken her şeyi yaptım.” Onun bu huzur içinde söylediği son sözleri, uzun ve sağlıklı bir ömrün en büyük sırlarından birine işaret ediyor olabilir mi? Buna rağmen, Batı dünyasında ise bize öğretilen şeyin, yaşlılığı ileri teknolojik cihazlar ve ilaç tedavisiyle “yenmeye” inanmak olması üzerine bir kez daha düşünmemiz gerekiyor sanırım.

Li’nin Uzun Yaşam Sırrı

Li’ye bu işin sırrı sorulduğunda şu yanıtı vermiş: “Kalbinizi huzurlu tutun, bir kaplumbağa gibi oturup, bir güvercin gibi hayat dolu yürüyün ve bir köpek gibi uyuyun.” Bu sözleri Li, çok uzun süre yaşamının sırrını öğrenmek için Li’yi evine alan diktatör Wu Pei-Fu’ya söylemiş.

Li’nin sırrı, içsel sakinliği ve zihin dinginliğini nefes teknikleriyle birleştirerek sürdürmekmiş. Elbette beslenme şekli de bunda önemli bir role sahip. Etkileyici olan ise, tarihte kayda geçmiş şekilde uzun bir yaşam süren yaşlı bir adamın bu uzun yaşamı halet-i ruhiyeye atfetmesi.

İçinde yaşadığımız dönemde, Batı dünyasında ortalama yaşam süresi 70 ile 85 yıl arasında; 100 yılın üzerinde bir yaşam düşüncesi hayal gücünü zorluyor. Bir insanın 200 yıldan fazla yaşamış olabileceği düşüncesi ise fazlaca şüphe edilen bir düşünce. Peki neden inanmıyoruz insanların bu kadar uzun yaşayabileceğine?

Bu dünyadaki bazı insanların 9-5 arası mesai yaparak yaşamadıklarını, borç stresleriyle uğraşmak zorunda olmadıklarını, şehrin kirli havasını solumadıklarını ve düzenli olarak spor yaptıklarını hesaba katmak gerek. İşlenmiş şeker, un, ya da üzerine tarım ilacı sıkılmış herhangi bir yiyecekle beslenmiyor bu insanlar. Amerikan beslenme standardıyla yaşamıyorlar.

Yağlı et, bol şekerli tatlı ve genetiğiyle oynanmış yiyecekleri yemiyorlar. Antibiyotik almak falan da yok. Hepimizin bol bol tükettiği abur cuburlardan uzak durmakla kalmayıp, organlarımız ve bağışıklık sistemimiz için ilaç niteliğinde olan sağlıklı yiyecekler ve şifalı bitkilerle besleniyorlar.

Zihinsel, fiziksel ve duygusal sağlığımızı geliştirdiği kanıtlanan meditasyonu ve nefes tekniklerini, doğayla iç içe uygulayarak geçiriyorlar vakitlerini. Sade yaşıyorlar, düzenli uyuyup, doğada güneşin ışıkları altında epey zaman geçiriyorlar. Biz ise güneşin altında dinlenme şansı yakaladığımızda hemen kendimizi yenilenmiş hissedip bunun adına da “tatil” diyoruz. Bu şekilde yaşadığınızı ve bunu zihinsel, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlıklıyken yaptığınızı hayal edin.

Hepimizin yapmamız gereken şeyleri yapması durumunda,100 yaşına kadar yaşamak olayının normal hale geleceğinden hiç şüphem yok. Vücutlarımıza iyi baktığımızda ne kadar süre yaşayabileceğimizi kim bilebilir ki?

Yazar: Steven Bancarz
Çevirmen: Leyla Belma Gazi
Kaynak: Simple Capacity

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.

Please complete the required fields.