Matthew, nadir görülen bir hastalık nedeniyle, aynen gerçek gibi canlı ancak sahte olan anılar yaratıyor. Tıpkı gelecek kadar belirsiz bir geçmişle yaşamayı öğrenmek zorunda kalmış.

Matthew, geçirdiği beyin ameliyatından birkaç ay sonra bilgisayar programcısı olarak çalıştığı işine geri dönmüş. Zorluklarla karşılaşacağını biliyormuş ve patronuna kalıcı bir beyin hasarı ile yaşadığını açıklamak zorundaymış.

“Toplantıda aslında işverenler şöyle demişti: ‘Sana nasıl yardım edebiliriz? Tekrar işe ayak uydurmanı, tekrar kendi ayaklarının üzerinde durmanı nasıl sağlayabiliriz?'” diye anlatıyor Matthew. “Böyle demişlerdi. Ancak ertesi gün hatırladığım şey, beni kovacakları, tekrar işe dönmeme kesinlikle izin vermeyecekleriydi.”

Hatıra çok canlıydı, diyor, en az gerçekten olan bir şey kadar inandırıcıydı. Fakat tamamen sahteydi. Matthew artık, o olayın beyin hasarının sonucu olarak “konfabülasyon” hastalığının ilk belirtilerinden olduğunu biliyor. Konfabülasyon yaşayan kişilerin amacı yalan söylemek ya da yanlış yönlendirmek değil. Anıları işleme sürecinde bazı sorunların olması nedeniyle gerçeği bilinçdışının uydurduğu kurgulardan ayırmakta genelde zorluk çekiyorlar.

Matthew (mahremiyeti korumak için adı değiştirilerek kullanılmaktadır) bunu fark edince bir başka darbe daha almış. “Çok korkmuştum; hatırladıklarımın gerçekten olup olmadığından emin olamayacağım diye düşünmüştüm.”

Yaşadığı ikilem, aşırı bir durum da olsa, anılarımızın kırılganlığını ve zihinlerimizin kendi gerçekliğini oluşturma yöntemlerini anlamamıza yardımcı olabilir.  

Matthew, ameliyattan önce çift görüyordu ve şiddetli baş ağrıları vardı; çalışırken tek gözünü kapatmak zorunda kalıyordu (Görsel: Olivia Howitt)
Matthew, ameliyattan önce çift görüyordu ve şiddetli baş ağrıları vardı; çalışırken tek gözünü kapatmak zorunda kalıyordu (Görsel: Olivia Howitt)

Matthew, beyin hasarı olan insanlara destek olan bir yardım kuruluşu olan Headway East London‘ın gönüllülerinden biri. Benim onunla ilk karşılaşmam, Londra’da Welcome Collection‘da verdiği bir konuşmayla oldu ve onun hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyerek daha sonra yaşadıkları ile ilgili bir röportaj yaptım.

Usulca konuşuyordu ve geçmişi ile ilgili konuşurken dikkatliydi. Sık sık, ameliyatından sonraki 10 yılın büyük bölümünde yanında olan arkadaşı Ben Graham’a dönerek onay alıyordu. Matthew aldığı hasardan önce de zorluklar karşısında çok hırslı ve azimliymiş. İngiltere’de, Birmingham’da doğmuş fakat çocukluğunun büyük bölümü yurt dışında geçmiş ve sonra 17 yaşındayken Londra’da akrabalarının yanında yaşamaya başlamış. Ancak bir ay kadar sonra evden atılmış.

Bir süre evsiz olarak yaşadıktan sonra bir Fransiskan rahibinin yanına yerleşmiş. Gündüzleri üniversiteye giderken, akşamları ve hafta sonları geçimini sağlamak için çalışan Matthew, sonunda University College London’a matematik ve bilgisayar bilimi bölümüne kabul edilmiş ve mezun olduktan sonra bilgisayar programcısı olarak çalışmaya başlamış. O kadar çalışmasının ödülünü almanın zamanının geldiğini düşünürken yeni işinde birkaç ay geçirdikten sonra vücudunda bazı gariplikler fark etmeye başlamış: parmak uçlarında duyu kaybı, dayanılmaz baş ağrıları ve çift görme. Genelde tüm gün tek gözünü kapatarak çalışması gerekiyormuş.

Bilgisayarlı tomografide, sorunun omurilik sıvısının sinirdoku etrafında dolanmasını sağlayan boşluklar olan beynin ventriküllerinden birinin girişinde olduğu anlaşılmış. Matthew’un beyninde “kolloid kisti” adı verilen küçük bir doku kesesi büyüyerek ventrikülün girişini kapatmış ve omurilik sıvısının çıkmasını engellemiş. Welcome Collection etkinliğinde Matthew’un ameliyatını anlatan University College London’dan nörobilimci Vaughan Bell “Beynin o bölgesinde basınç artıyor ve sıvı, beyninizi kafatasınıza doğru bastırmaya başlıyor.” diyor. Genişleyen ventrikül aynı zamanda görme sinirine de baskı yaparak çift görmeye neden olmuş.

Beyninde hasar olan insanların çoğu şiddetli yorgunluk çekiyorlar fakat nörobilimciler bunun nedenini tam olarak bilmiyorlar (Görsel: Olivia Howitt)
Beyninde hasar olan insanların çoğu şiddetli yorgunluk çekiyorlar; fakat nörobilimciler bunun nedenini tam olarak bilmiyorlar (Görsel: Olivia Howitt)

Doktorlar Matthew’u hemen ameliyata almışlar, kistin bir kısmını alıp fazla sıvıyı boşaltmak için kafatasında, saç çizgisinin etrafında bir delik açmışlar. Hastanede iyileşme döneminde, aldığı hasar nedeniyle ciddi bellek yitimi yaşayacağını biliyormuş. Odasına insanların girip çıktığını görmüş olduğunu unutuyormuş, sanki insanlar gözünün önünde ışınlanıyormuş gibi görünüyormuş. “Gözümün önünde beliren insanların birden kaybolduklarını hatırlıyorum.” diyor. Bell, bunun nedeninin, “mammillary bodies” adı verilen ve anımsama süreçlerinde rolü olduğu bilinen küçük, yuvarlak doku düğümlerinin hasar görmesi olabileceğini söylüyor.

Oysaki görünüşe göre zihin, boş alanları sevmiyor ve Matthew’un belleği de bellek kaybı nedeniyle boşalan yerleri iyileşme sürecinde yaratıcı bir şekilde doldurmaya başlamış. Örneğin, Matthew bir keresinde nöropsikiyatristine öfke dolu bir e-posta göndererek neden rehabilitasyondan ayrılmasını istediklerini sormuş. “İnanın hiç iyi değilim ve kesinlikle ters giden bir şeyler var” demiş. Ancak sonra taburcu olmayı kendisinin istediğini ve kararı kendi iradesiyle verdiğini anlamış. Yine de onu hastaneden personelin çıkardığını çok net bir şekilde hatırlıyormuş. Bu konfabülasyon eğilimini keşfetmesi onu derinden sarsmış; sanki zihninin artık kendisine ait olmadığını fark etmiş gibiymiş. “Beyniniz sadece gerçeklik yaratan bir makine değil” diyor Matthew. “Sizin algıladığınız şeyler ile beyninizin içinde yaşadığınız dünyayı anlamanız için yarattığı şeyler arasında fark var.”

Sahte anılar genellikle, bir olayın nasıl sonuçlanacağına dair sahip olunan önyargılar etrafında şekillenir. Örneğin Matthew işe döndüğünde patronlarının, yaşadığı zorluklara karşı anlayışlı olmayacaklarından korkuyormuş. “İşverenlerimin çıkarcı, oldukça sert ve iş konusunda kuralcı iş insanları olduklarını biliyordum. Bu nedenle beynim onları çoktan belirli bir kutuya koymuştu ve tek bir şekilde tepki vermelerini bekliyordu.” Bellek kaybı nedeniyle toplantının ayrıntılarını hatırlayamamıştı ve beyni bir şekilde boşlukları beklentilerine göre doldurmuştu.

Beyin hasarları, gerçeklik algımızın ne kadar hassas olduğunu gösteriyor (Görsel: Olivia Howitt)
Beyin hasarları, gerçeklik algımızın ne kadar hassas olduğunu gösteriyor (Görsel: Olivia Howitt)

Bu yapısal süreç, bir bakıma, hepimizin hatırlama şeklinin bir abartısı gibi görülebilir. Geçmişi hatırlamaya çalıştığımız zamanlarda beyin, olayı yeniden kurgular gibidir; olma olasılığı en yüksek ayrıntıları seçer. “Beyin, perde arkasında bilgileri seçip test etme sürecinde çok fazla şey yapıyor.” diye anlatıyor Matthew. “Bu anıların ne kadar güçlü göründüğünü test ediyor ve ilgisi olmayanları bastırıyor.”

Hiçbirimiz bunu tamamen doğru bir şekilde yapamayız; yanlış bilgileri istemeden zihnimize çekerek aslında hiç gerçekleşmemiş ayrıntıları hatırlayarak “sahte anılar” oluştururuz. Hatta sağlıklı zihinlere bile sahte anılar yerleştirmek, şaşırtıcı bir şekilde, hiç zor değildir. Yeni Zelanda ve Kanada’da yapılan bir deneyde, psikologlar deneklerin fotoğraflarını gizlice değiştirerek onları sıcak hava balonuyla uçtuklarına ikna etmeye çalışmış. Fotoğraf ile ilgili konuşmaları istendiğinde, katılımcıların %50’si olayın gerçekten olduğuna inanarak fotoğraf ile ilgili bir hikâye uydurmuş.

Yine de önemli ayrıntıları genelde doğru hatırlarız; ancak Matthew’un aldığı beyin hasarı sayesinde, gerçeklik kontrolünün yolunu şaşırmış durumda olduğunu ve oldukça fazla miktarda anının sahte olduğunu görüyoruz – Matthew’un durumu Bell’in karşılaştığı en uç durum olsa da. “Bazı insanların, imkânsız olan şeylerle ilgili anıları vardır; ‘Bir uzay gemisi yapıp Ay’a gittim’ diyebilirler örneğin.” Headway East London merkezine gelen biri, komadan çıktığında kız arkadaşının ikiz bebek beklediğinden eminmiş. Ultrasonu gördüğünü ve kız arkadaşının büyüyen karnının fotoğrafını çektiğini net bir şekilde hatırlıyormuş; fakat kadın aslında hiç hamile kalmamış. “Bu ‘anıları’ çocukluğumdan bir şey hatırlar gibi hatırlıyorum; benim için gerçekten hiçbir farkı yok” diye anlatıyor bu durumu.

bellek4
Matthew, beyin hasarıyla başa çıkmanın bir yolu olarak bisiklete binmeye devam ediyor (Görsel: Olivia Howitt)

Matthew bir günlük tutarak gerçeklere dayanan ayrıntıları – gittiği yerler, yediği yemekler, insanların söyledikleri – kaydediyor ve bu günlük, gündelik olayları gözünde yeniden canlandırabilmesi için bir iskele görevi görüyor. Buna rağmen kapıyı sahte anılara tamamen kapayamadığını görüyor. Matthew’un Headway’deki arkadaşı Ben Graham “Matthew gergin olduğunda sık sık konfabülasyon oluyor ve anıları endişe duyduğu şekilde hatırlıyor” diye anlatıyor.

Birlikte olduklarında Matthew, hatırladıklarının gerçek olup olmadığını Graham’a soruyor. Bu hassas bir konu; Graham, ifade şekliyle istemeden sahte bir anının tohumlarını atabileceğinin farkında. “Aklına bir fikir sokabilirsiniz; bu konuda dikkatli olmam gerekiyor.” diyor.
Devam eden bu zorluklara rağmen, Matthew’un söylediğine göre, asıl sıkıntı yaratan, bellek kaybı ve konfabülasyondan ziyade, ameliyattan beri devam eden ve hiç geçmeyen yorgunluk. “Yorgunluk geçtiğinde mutlu oluyorum. O zaman bellek kaybı ile baş edebiliyorum.”

Prognozu hala belirsiz olan Matthew, hayattaki küçük mutlulukları görmeyi öğrenmek zorunda kalmış. Enerjisi olduğunda bisikletine atlayıp uzun süre pedallamayı seviyor. Ve tam zamanlı bilgisayar programcılığına geri dönmek istese de geleceğe kesin gözüyle bakmayıp anı yaşamayı öğrenmiş. “Şu an güzel. Elinizdeki tek şey bu” diyor.

Kaynak: BBC Future