Helen Rudd, bir trafik kazasından kalıcı travmatik sakatlıklarla kurtulduktan sonra üç hafta komada kaldı. “Her şeyi yeniden öğrenmek zorundaydım, okumak ve yazmak da dahil” diyor Rudd. Hayatı tamamen değişince yeni bir bakış açısına ihtiyaç duydu. Katılımcıların antik çağdaki Stoacılar gibi yaşamayı deneyeceği bir etkinliğin haberini aldığında, bu fikir oldukça ilgisini çekti. 2014 yılında Rudd, Stoik Hafta etkinliğine katılan yaklaşık 2 bin kişiden biriydi. Şimdilerde o günleri anarken, “Stoacılık, iyi şeylere odaklanmama yardımcı oldu” diyor.

Ortaya çıkışından iki bin yıldan fazla zaman sonra Stoacılık, nihayet zirveye tırmanan treni yakalamış görünüyor ve tabii ki internette de geniş yer tutuyor. Stoacıların en büyük online buluşma noktası olan Reddit grubunun 28 bin takipçisi var, hatta bir zamanların rakibi Epikürcülüğün bile 4 bin takipçisi vardı. Fakat aynı zamanda, gerçek hayatın en zorlu yönlerine bile sızan bir yanı da var. Deniz komandoları yeni askerlere stoik anlayışı öğretiyorlar. Ulusal Futbol Liginde oyuncular ve koçlar, Ryan Holiday’in The Obstacle Is the Way (Yol Engeldir) adlı Stoacılık rehberini yalayıp yutuyorlar. İş gelişimi gurusu olan Tim Ferriss, Stoacılığın Google gibi firmalarda yarattığı mucizeleri öve öve bitiremiyor. “Girişimciler için” diyor Ferriss, “Tanrı vergisi bir şey”.

(Seneca’nın ölümü, 1612-1613)
(Seneca’nın ölümü, 1612-1613)

Stoacılık, antik çağlarda bile pratik olmasıyla meşhurdu. Antik Yunan ve Roma Stoacıları, teoloji, mantık ve metafizik hakkında yazıyorlardı; ancak, “hic et nunc”a (şimdi ve buradaya) odaklanmışlardı. “Stoacılık, size hayatta sahip olmaya değer şeylerin neler olduğunu söylüyor ve o noktaya varmanız için yol gösteriyor”, diyor William Irvine, stoik el kitabı A Guide to the Good Life (İyi Yaşam Klavuzu) adlı kitabında. İşin püf noktası, elinizdekilerle tatmin olmayı öğrenmek. “Bazı şeyler bizim elimizdedir; bazıları değildir” diyordu Epictetus’un öğretisi. “Elimizde olanlar, görüşler, dürtüler, arzulardır… Elimizde olmayanlar beden, varlık, ün, makam; başka bir deyişle, kendi eylemimiz olmayan her şeydir.”

Gündelik avunmalara karşı ilgisiz tutumu, Stoacılığın kayıtsızlıkla eş değer tutulmasına neden olmuştur. Aslında, felsefenin savunucuları beklentileri yönetmenin rasyonel bir yaklaşım olduğunu iddia ederler. Stoacılığın temel görüşü, hayatın zorluklarla dolu ve değişken olduğu, güçlüklere karşı hazırlıklı olmamız gerektiği yönündedir.

Birçok modern Stoacı, bu doktrinin uzun zaman önce kısmen de olsa bilişsel davranışçı terapi şeklinde yeniden oluşturulduğunu iddia eder. Günümüzde, “problem odaklı” terapi, psikolojinin depresyon, anksiyete ve her türlü köstek olan düşünceye karşı en iyi silahı olarak görülüyor. Stoacılık gibi problem odaklı terapi de uygulayıcılarını olayların ve algıların ayrımına varmaya teşvik eder ve neredeyse bütün POT kaynak kitapları, Epictetus’un kanaatının farklı bir versiyonunu içerir: “İnsanlar ‘şey’lerden rahatsız olmazlar; onlar hakkındaki izlenimlerinden rahatsız olurlar.” POT‘un kurucuları her ne kadar Stoacılığın etkisini açıkça kabul etmiş olsalar da, teknikleri daha kapsamlı bir ahlaki çerçeveye başvurmadan benimseme eğilimi göstermişlerdir.

“Stoacılık, duygusal ızdıraplarımızın çoğunun egotizm, materyalizm veya hedonizm gibi bir dizi yanlış değerden kaynaklandığı görüşünü öne sürerek birçok modern kişisel gelişim ve terapi yönteminin ötesine geçmiştir“ diyor Stoik Haftası’nın organizatörlerinden biri olan bilişsel davranışçı psikoterapist Donald Robertson.

Stoacılık herşeyden önce, uygulayıcılarının birçok yolla kullanabileceği bir dizi düşüncedir. “Günlük rutinim, günün muhtemel zorluklarına kafa yorduğum bir sabah meditasyonundan oluşuyor” diye açıklıyor Massimo Pigliucci. “Ve sonra, bir de akşam meditasyonu var, sabahkinin tam tersi.” İtalyan asıllı düşünür, stoacılıkla tam da “orta yaş krizi diyebileceğiniz bir dönem” geçirirken tanışmış. Ekim 2014’den bu yana, günlük stoik ritüeller uyguluyor ve deneyimlerini blogunda paylaşıyor. “Gün boyunca, stoik farkındalık pratikleri yapıyorum” diyor. “Bu da, yaptığınız her şeyin etik boyutuna dikkat etmek anlamına geliyor.”

Kaynak sıkıntısı-asıl çalışmalar aşağı yukarı eksiksiz olmayı başarabiliyor, fakat daha az bilinen stoacılarca yazılan yüzlerce kitap, sadece küçük parçalar olarak var olabiliyor- stoacılığı yeniden yapılandırmaya yönelik her girişimin, büyük ölçüde temsili yorum içerdiği anlamına geliyor. Buna rağmen bütün bunlar, stoik özeleştiri ile farkındalığın tarafsızlığı arasında ilişki kurmak adına atılan adımlar olduğu anlamına geliyor. Seneca’nın öğretisindeki gibi, “Bugün sizi hangi şeytanınız iyileştirdi?” diye sormak, nihayetinde sükuneti doğurabilir; ancak sadece zorlu bir içgözlem sürecinden sonra.

Stoik farkındalık kavramı, terapiye felsefi bir nitelik kazandırma hevesini yansıtıyor. Oysa diğer yazarlar (özellikle Holiday), stoacılığa öncelikli olarak başarıya giden bir yol olarak bakıyorlar. Bu arada, antik stoacılığın diğer unsurları -özellikle takdir-i ilahiye olan inanç- modern tanımlamalardan tamamiyle dışlanıyor. “Stoacılar, günümüzde olsa yaygınlaştırılması oldukça güç olabilecek bazı iddialar ortaya attılar” diyor St. Andrews Üniversitesi Antik Yunan ve Latin edebiyatı öğretim görevlilerinden Alexander Long. Ve ekliyor; “İleriye doğru en çok gelecek vaadeden yol, sadece belirli doktrinleri değil; stoacıların etik ve psikolojiyi incelediği geniş bir çerçeve ekseninde bir stoacılık görüşü sunmaktır.”

Tabii herkes bu çerçevede gerçekleşmesi muhtemel bir yeniden canlanma konusunda hevesli olmayabiliyor. “Refahımızı belirleyen faktörler içinde en önemlisi, sosyo-ekonomik ve politik unsurlardır; bana öyle geliyor ki, biz stoacılar bunu bazen unutuyoruz” diyor Sağlık Psikolojisi uzmanı Vincent Deary. Hastanelerindeki çalışma şartlarından yakınan iki onkoloji uzmanı hakkında bir hikaye anlatıyor. Uzmanlara, bu durumla baş etmeleri için direnç eğitiminden geçmeleri önerilmiş. “Bunun anlamı, koşulların değiştirilmeyeceği yani sizin bununla baş etmede daha yetkin hale gelmek zorunda olmanız” diyor ve ekliyor: “Su sağlamak konusunda yardım eli uzatmamız gereken insanlara kendi susuzluklarıyla baş etmeleri gerektiğini mi söylüyoruz?”

Helen Rudd, bu tür tartışmalara girmenin lüks olduğunu düşünüyor. “Kişisel bir düzeyde değiştiremeyeceğiniz şeyler var” diyor. Bugünlerde, geçirdiği kazanın avantajlarını görmeyi bile başarmış: topallayarak yürüyor olabilir fakat bunun sonucunda etrafına bakınabiliyor. Antik ve modern stoacıları birleştiren işte bu devam etme kararlılığıdır. Seneca’nın deyişiyle: “Yaşadığınız sürece, nasıl yaşayacağınızı öğrenmeye devam edin.”

Çeviri: Zeynep Şenel Gencer
Kaynak: 1843 Magazine

Please complete the required fields.