Herkes Batman‘in kökenini bilir. Bruce Wayne ve ailesi karanlık bir sokak arasında yürürken Martha ve Thomas Wayne’nin ölümüyle sonuçlanan bir soygunun kurbanı olurlar. Bu olay Bruce’u ve alter-egosu Batman’i şekillendirir, peki Batman nasıl bir felsefe güder? O neden Joker’ı ya da diğer suçluları öldürmeme konusunda çok katıdır? Bazılarınızı şaşırtabilir ama Batman’in inançları varoluşçulukla etkin bir şekilde bağlantılı olabilir. Batman ve varoluşçulukla ilgili noktaları ilişkilendirmeden önce varoluşçuluğun ne olduğununu ortaya koymalıyız.

Varoluşçuluk nedir?

Varoluşçuluk 19. ve 20. Yüzyılın yazarları ve filozofları tarafından şekillendirildi ve 19. Yüzyıl aydınlanmasına verilen bir yanıttı. Freidrich Nietzche, Jean Paul Sartre, Albert Camus gib yazarlar ve filozoflar ve çok daha fazlası varoluşçuluk fikrini şekillendirdi.

Varoluşçular hayatın belirli bir anlamı olmadığına inanırlar; ancak bu sayede bu unsur hepimize kendi hareketlerimizi seçme hakkı ve seçimlerimizin sorumluluğunu verir. Hayatın hiçbir kesin anlamının olmaması bize hayatımızın anlamını, amacını seçme kabiliyetini veriyor; her hayatın bir potansiyeli vardır ve kendi iyiliği için olan hayat yaşamaya değerdir -ahlak ve inançlar da bunun bir sonucu.

Özetlemek gerekirse: Hayatınızdan ve seçtiğiniz yoldan ve ona yüklediğiniz anlamdan sorumlusunuz. Size yol gösterecek bir yüksek irade ya da hedeflerinize ulaşmanıza engel olacak bir kader yok.

Peki bu felsefe Batman’in davranışlarının içine nasıl sızdı?

Batman’in ”öldürmek yok” kuralının arkasındaki felsefe

Batman’in öldürme karşıtı kuralı, her yaşamın büyük işler başarma potansiyeli olduğuna inanmasının bir sonucu. Batman, can almanın, o canın sahip olduğu bütün potansiyeli alacağını biliyor. Onları öldürmek, günahlarının bedelini ödeme ve iyilik yapma şanslarını ellerinden alır. Bu aynı zamanda Joker’i öldürmemesinin de nedeni -eğer Joker’i öldürürse kötü insanların olduğunu ve bu insanların değiştirilemeyeceğini kabul etmiş olur.

Bu ayrıca Joker’in nihilist dünya görüşüyle de bağlantılı. Ne kadar karanlık görünürse görünsün insanların içindeki iyiliğe inanıyor ve hatta Joker gibi insanların bile değişebileceğine, belki de iyilik bile yapabileceklerine inanıyor. Bu inancı aynı zamanda onun, kaderi Gotham’ın başka bir haydutu olmak olan Justin Todd’ı yanına almasının da sebebi. Jason Batman’in olmasını umduğu kişi olmamış olabilir ancak yine de kendi yöntemleriyle iyilik yapıyor ve bu, Gotham’daki başka bir suçlunun yapabileceklerinden çok daha fazlası.

”Öldürmek Yok” kuralı Batman’in Gotham ve hatta Joker gibi çok ileri gidenler için umutlarının bir sembolü. Bu, hepimizin kendi seçimlerimizi yapabileceğimize ve (en önemlisi) hayatlarımızı değiştirebileceğimize olan inanç.

Batman maskesinin arkasındaki felsefe

Batman umutsuz bir olayla yüzleşen bir çocuğun öfkesi ve mutsuzluğundan doğdu. Bu, varoluşçuluğun, evrenin bizi belki de umursamıyor olabileceğine dair umutsuz bir farkındalıktan doğmasıyla benzer bir durum. Varoluşçuluk özünde büyük resimde önemsemediğimiz kontrolü yeniden kazanmaya çalışan bir felsefedir. Daha çok bardağın yarısı boş yaklaşımına sahip olan nihilistik kopyasının yanında; duruma iyi yerinden bakan, bardağın yarısının dolu olduğu bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Varoluşçuluk evrenin aldırış etmeyişini kabullenirken aynı zamanda kendi hedeflerimizi ve mutluluğumuzu yaratabileceğimize inanıyor.

Batman bu düşünün vücut bulmuş hali. Bruce Wayne ailesinin ölümünü kabul edip hayır işlerine para veren ve acısını dindirmek için alkole başvuran bir milyoner olabilirdi; ama o, bu olayın hayatını harcamaması için bir sinyal olduğuna karar verdi. Bu korkunç durumdan sağ çıkmak ve ailesinin ona bıraktığı parayı kullanmak Bruce’a, başkalarını kendi yaşadığı acıyı yaşamaktan koruma ve yeni nesile Gotham vatandaşlarının Gotham’ı Batman’den bile daha çok değiştirebileceğine dair iham olma şansını verdi. Kim bilir, belki de Gotham’ın gelecekteki Başkanına bile ilham kaynağı olabilir.

Batman, suçlulara göre, geceleri çıkıp suç işlemeyi onlara yeniden düşündürten, gecelerin korkutucu canavarı olabilir, ama onun Gotham’ın iyi vatandaşları için umudun sembolü ve gecelerin koruyucusu olduğu genelde gözden kaçırılıyor.

Batman’in suça karşı savaşı ve Batman ailesi

Varoluşçuluğun temel prensiplerinden biri de birinin hayattaki yolunu ve amacını seçmesidir. Bu seçimler onun varlığını tamamlamalıdır ve mümkümse ötekilerin hayatlarına faydası dokunmalıdır. Bruce Wayne hayatını suçla mücadeleye adamayı seçti. İlk yıllarında suçluların kalplerine korku salmak konusunda çok ciddiydi ve oldukça vahşiydi. Asla kazanamayacağı bir savaşta yalnız yürümeyi tercih etti.

Bu yüzden yaşını aldıkça, yandaşı Dick Greyson’ı yani nam-ı diğer Robin’i yanına almakla başlayarak yaklaşımını değiştirdi. Robin, Batman’in yaşamındaki ve mücadelesindeki umudu temsil ediyor.

Robin (bu vesileyle Batman ailesinin tüm üyeleri) Batman’in mirasını temsil ediyor. Batman’in çevresini çocuklar ve ergenlerle doldurması garip görünüyor olabiir ancak onlar Gotham’ın geleceği; Batman’in suçla savaşı onlar için ve Batman onları bu savaşı sürdürmeleri için eğitiyor ve yetiştiriyor. Aynı zamanda onlar da Batman’e daha umut dolu bir bakış açısı kazandırıyorlar. Onları, Gotham’ı daha iyi hale getirmeye devam ettirecek birer süper kahraman haline getirmek onun en büyük başarası. Bir çok açıdan onlar Batman’den daha iyiler.

Umut verici bir figür olan ve kavgada doğuştan daha yetenekli olan Dick Grayson aslında Batman 2.0. Grayson (bir dereceye kadar) Batman ve Superman’in sunabileceği özelliklerin en iyi karışımı. En nihayetinde Grayson, Batman’in eğitiminin ve Superman’e duyduğu hayranlığın bir birleşimi ve hatta, Krypton’lu Superman’in ona söylediği Nightwing adını da benimsedi. Nerd Sync’ten Scott bu meseleyle ilgi harika bir video hazırladı, bu yazıyı bitirdikten sonra ona da göz atmalısınız.

Ailesi ve nesillerden nesillere geçirmeyi amaçladığı daha iyi bir geleceğe dair umutlarıyla yoluna devam ediyor, ya da Nietzsche’nin deyimiyle: “Niçini olan biri bütün nasıllara göğüs gerebilir.”

Batman: Nihai Varoluşçu

Hepsini bir araya getirmek gerekirse, her gece kostümünü giymekten yardımcıları olmasına kadar Batman’in tüm karakteri varoluşçuluğun öğretilerine uyuyor. Kurallarına uymaktaki zorlanışı ve öldürme karşıtı yasası bile ona nihai varoluşçu dememiz için birer neden. Kurallarına uymakta bu kadar ısrarcı olması bazılarına cehalet gibi gelebilir ama bu sadece onun, insan ırkının kendi günahlarının bedelini ödeyebileceğine ve hiç kimsenin geri döndürülemeyecek kadar ileriye gitmediğine olan inancının göstergesi. Temelde, ne düşünürse düşünsün Batman daha iyi bir yarının geleceğine inanan umut dolu bir karakter ve bence bu yüzden Batman okuyucuyla ve sinema seyircisiyle bu kadar iyi bağlantı kurabiliyor -içimizdeki karanlığı kabul ediyor ancak gerçekleştirebileceğimiz iyilikleri de asla unutmuyor.

”İnsanlar hala iyi. Savaşıyoruz, öldürüyoruz, birbirimize ihanet ediyoruz ancak bunu onarabiliriz. Daha iyisini yapabiliriz. Yapacağız. Yapmak zorundayız.” -Bruce Wayne.

Yazar: Diverting Tales
Çevirmen: Arya Karadaş

Kaynak: Movie Pilot 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.