İki psikolog, insansılar ve maymunların diğerlerinin aklından geçenleri anlayabiliyorken, yalnızca insanlarda olan önemli bir kabiliyetten yoksun olduklarını ileri sürdü.

Arkadaşınız için sürpriz bir parti düzenliyorsunuz. Kapı açılıyor, ışıklar açılıyor, herkes yerinden fırlıyor… Ve arkadaşınız olduğu yerde sessizce kıpırdamadan duruyor. Şimdi şaşıran sizsiniz. Hiçbir fikri olmadığını var saydınız ve buna dayanarak nasıl davranacağıyla ilgili bir tahmin (yanlış) yürüttünüz. Onun bilgisiz oluşuna güveniyordunuz. Başkasının dünyayla ilgili belirli bir bilgiden yoksun olabileceğini anlama yetisi bizim için o kadar doğaldır ki bunu tanımlamak olağan ve basmakalıp gibi gelir.
Buna rağmen bu iki psikoloğa göre bu, yalnızca insanlara özgü bir yetenektir. ”Maymunların bunu yapamayacağını düşünüyoruz.” diyor Wellington Victoria Üniversitesinden Alia Martin.
Bu, uzun süredir devam eden, primat dostlarımızın birbirlerini nasıl anladıkları tartışmasında son vole. Asıl soru: ”Zihin Kuramına”-ötekilerin de kendilerine ait duygu durumları, inançları ve arzuları, dünya görüşleri olması- sahipler mi? Evet sahipler, diyor Yale Üniversitesinden Martin ve Laurie Santos. Ama bizimkinden önemli bir açıdan farklı. İkili tartışma; öteki primatların ”yanlış veya bildiklerinden farklı olan bir bilgi kavramları yoktur,” diyor. Bu demektir ki mevcut gerçekliklerinden ayrıştırılmış bir ruh halini tasarlayamazlar. Böylelikle diğer bireylerin dünyayı farklı şekillerde algıladıklarını tahayyül edemezler. Başkalarının düşünceleri hakkında yalnızca onların düşüncelerinin içeriği kendilerininkiyle aynı olduğu zaman fikir sahibi olabilirler,

Şöyle de denebilir: Eğer bir şempanze başka bir şempanzeyi gözlerini dikmiş kayanın üzerindeki bir elmaya bakarken yakalarsa ikisinin de elmanın farkında olduğunu anlayabilir ve elmayı yemek için hamle yapabilir- basit bir zihin kuramı. Ama elma yerde olsaydı ya da elma muz olsaydı veya türdeşi elmanın başka bir şey olduğunu zannetseydi ne olacağını hayal edemezdi.
”Dünyaya, öteki olası dünyalara, geçmişte veya gelecekteki durumlara, karşı-olgulara dair bizim gerçekliğimiz olmayan şeyleri de düşünebilen tek tür olabiliriz.” diyor Santos. ”Tamamen kurgusal bir dünyayı taklit edebiliriz. Ve eğer siz kendi kafanızın dışına çıkabilen bir türseniz, bunu diğer insanlara da uygulayabilirsiniz. Bir şempanze yarın aç olup olmayacağını merak etmez. Yalnızca yaşadığı andaki açlığını umursar. Bir orangutan roman yazmayacak çünkü bildiği tek gerçeklik bu.” Martin ve Santos, bunları hafife alarak bir iddia öne sürmüyorlar. 1990’larda birçok bilim insanı diğer primatların hiçbir zihin kuramına sahip olmadığını öne sürdüler fakat bu savlarını, anlaşılması oldukça güç deneylere dayandırdılar. 2000’li yıllarda, hayvanlara doğal olarak yüzleştikleri zorlu şeyleri daha iyi değerlendirebileceği daha kolay görevler vererek bilim insanları; şempanzelerin, türdeşlerinin ne bildiklerini de bildiğini, bunun yanında amaçlarını ve niyetlerini takdir edebildiklerini gösterdi.

Ancak son zamanlarda yürütülen çalışmalar, onların zihin kuramıyla bizimkinin farklılıklarına dikkat çekiyor. Bir annenin tabağın altında bir kurabiye bıraktığını ve onun haylaz oğlunun kurabiyeyi masanın altına sakladığını düşünün. Anne döndüğünde oğlu kendi kendine kıkırdıyor. Oğlan, annesinin kurabiyeyi yanlış yerde aramasını bekliyor. Eğer anne kurabiyeyi yanlış yerde aramazsa ve doğrudan masanın altına bakarsa oğlan şaşırır. Belki de durumu sonradan kavrayabilir. Aslında bu tam olarak, erken yaştan itibaren, insan çocuklarının böyle durumlarda yapacağı davranıştır.
Fakat diğer primatlar böyle yapmazlar. Tüm şempanze ve maymunlar sürekli bu ”yanlış kanaat testlerinde” başarısız olurlar. Örneğin 2011’de, Santos’un takımı, al yanaklı makaklar ile kurabiye senaryosunun başka bir versiyonunu (limon kullanarak) uyguladı. Deneyci limonun nerede olduğunu biliyor ve yanlış yere bakıyorsa maymunlar bu olaya daha uzun süre gözlerini dikiyor –beklenmedik bir şeye tanık olduklarına dair işaret. Ancak deneycinin limonun yeri hakkında yanlış bir bilgisi varsa fakat yine de doğru yere bakıyorsa,  maymunlar şaşkına dönüyor. ”Yetişkin maymunlar bile 12 aylık bebeklerin sahip olduğu bu yeteneklerden yoksunlar,” diyor Santos.

Bu çalışmaya dayanarak, Santos aslen, insan olmayan primatların yanlış kanaatleri anlamazken, bilgi ve bilgisizliği muhakeme edebildiklerini ifade etti. Bu, benzer araştırmalar yapan bilim insanları tarafından da paylaşılan bir görüş. Santos ve Martin, en yakın akrabalarımızın hiçbir bilgisizlik kavramı olmadığını ileri sürüyor. Bir şeyler biliyorlar. Bilgilerine dayanarak tepki verebiliyorlar. Başkalarının da onlarla aynı şeyi bilip bilmediğini takip edebiliyorlar. Ancak diğerleri aynı bilgiyi paylaşmıyorsa şaşkına dönüyorlar. ”Ancak ne olup bittiğiyle ilgili tahminleri yok,” diyor Santos.

”Şu anda içinde olmadıkları bir dünyayı zihinlerinde tasarlayamazlar.”

Bu oldukça tuhaf ve mantıkdışı bir kavram. Santos’a göre, şempanzelerle ilgili geçen yıl Katja Karg ve meslektaşları tarafından yayımlanan bir çalışmadan sonra bu, daha da net hale geldi. O kurguda, her şempanze kafeslerinin içinde muzlarla dolu bir kutu gördü. İnsan deneyci muzları ya maymunlara uzattı ya da kendine sakladı. Bu arada şempanze de muzları açıkta bırakacak veya saklayacak kapakların kontrolüne sahipti. Tamamlanmış zekâ kuramına sahip akıllı bir şempanze işbirlikçi insanlar için kapakları açardı (ya da açık bırakırdı) bu sırada rakipleri için kapatırdı (ya da kapalı bırakırdı).

Karg’ın şempanzeleri işbirlikçi insanlar için muzu açık bıraktılar, fakat rakipleri için muzu saklamadılar.

”Hali hazırda kapalı bulunan şeyleri açmakta da göstermekte de iyiydiler; diğerlerinin de kendileriyle aynı gerçekliğe sahip olmalarını istiyorlardı.” diyor Santos. Ancak bazı şeyleri kapatmayı bilmiyorlar çünkü başka birinin kendileriyle aynı gerçekliği bilmemesinin nasıl olacağını bilmiyorlar. Bir bakıma, zekâ kuramları gerçekten çok basit. Fikirlerini başkalarına aktarıyorlar. Ancak bu bilgi başkası için değiştiği anda bu değişikliğin şempanzelerde temsiliyeti kalmıyor. Şu anda içinde olmadıkları bir dünyayı zihinlerinde tasarlayamıyorlar.”

Karg’ın araştırmasına dâhil olan Josep Call bu fikri takdir ediyor. Ancak şempanzelerin kendilerini rakiplerinden sakladıkları, hatta rakiplerinin kolları görüş açılarından çıktığı anda yiyeceklerini çaldıkları araştırmaların olduğunu da göz önünde bulunduruyor. Ama Santos, şempanzelerin bunların hepsini rakiplerinin bilgisizliğinin farkında olmadan da yapabileceklerini savunuyor. Tek bildikleri rakibin kendileriyle aynı bilgiye sahip olup olmadığı. Eğer değilse rakibin ne düşündüğünü bilmiyorlar, yani her şey mümkün. ”Şaşırtıcı olan, bu yetenekleri onları gerçekten ileri taşıyor.” diyor. ”Birbirlerini kandırabilirler. Bu aptal yapı sizin Machiavelliyan görevlerinde bayağı iyi olan bir organizma olmanızı sağlar.”

”Bana öyle geliyor ki böyle bir önermede bulunmak için çok erken,” diyor Emory Üniversitesinden Frans de Waal. Primatlar mevcut testlerde başarısız oldukları için her zaman başarısız olacaklar diye bir şey yok -tarih bize bunu öğretti. ”İnsanlar genelde kendi türleri tarafından test edildi ve insansılar bizim tarafımızdan, başka bir tür, tarafından test ediliyor. Bu durum, onlara baştan beri engel oluşturuyor. Kanıtların yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.”

”O, yarın başkasının doğru çalışmayla gelebileceği hususunda haklı ve hepimizin yanıldığını gösterebilir ancak bu zamana kadar olanlar oldukça tutarlı,” diyor Santos. Georgia Eyalet Üniversitesinden Sarah Brosnan bu görüşe katılıyor, ”Verilerle uyuşuyor, görünen o ki mevcut diğer çalışmalardan daha iyi, gerçi bu tarz ince ayrıntıları test etmenin zorlukları yüzünden bu çıkarımı destekleyecek deneysel bir kanıt bulmak yanıltıcı olacaktır.

Martin ve Santo’un olası deneyler hakkında hali hazırda görüşleri var. Şempanzelere birkaç tane kap gösterdiğinizi ve sonra içlerinden birine yiyecek sakladığınızı düşünün. Bu durumda, başka bir insan gelir ve doğruca saklı yiyeceğe doğru gider. ”Bu bize şaşırtıcı gelir -tam da bilgisizken ona ulaşmak,” diyor Martin. ”Üstelik ne kadar çok kap olursa o kadar şaşırtıcı olur. Ancak maymun şaşırmaz. Önemli olan, teorimizin yanlışlanabilmesidir.” Bunların hepsi, aslında diğer hayvanları nasıl gördüğümüzle ilgili felsefi bir tartışma. Birçok insan, belki de doğanın geri kalanına karşı üstünlüğümüzü kurmak için narsistik bir arayışla, belirli kişisel özelliklerin insana özgü olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Diğerleri, de Waal gibi, farklılıklardan daha çok benzerlikler gözlemliyor. ”Alet kullanmamızın, plan yapmaya veya hatırlamaya başlamamızın diğer hayvanlardan aslen farklı şekilde başladığımıza dair hiçbir kanıt yok.” diyor. ”Biz genelde onların yaptıklarının ötesine geçiyoruz fakat temel süreçler aynı. Tahminimce aynı şey zihin kuramı için de geçerli.” Santos, kendisinin de benzerlikler yakaladığını söylüyor. Primatları vahşi doğada izlerken, ”Onların da bizimle aynı süreçten geçtiklerini düşünüyorum,” diyor. ”Ama aynı zamanda bunu değişik bir şekilde yapmalarından çok etkilendim. Bizim gibi konuşmuyorlar. Teknolojiyi bizim gibi kullanmıyorlar. Eğer yalnızca insanları desteklemeyi ve farklı kılmayı umuyorsanız ilginç şeyleri kaçırırsınız. Ancak bize en çok şeyi söyleyecek olan, benzerlikler ve farklıların birleşmesidir.

Yazar: Ed Yong
Çeviren: Arya Karadaş
Kaynak: Are We the Only Animals That Understand Ignorance?

 

Please complete the required fields.