Bilim ve tinselliğin karşılıklı olarak birbirini dışlama fikri ikisine de zarar verir.”

Bilim ve din arasındaki sürtüşme, Galileo’nun ünlü mektuplarından günümüzün önde gelen düşünürlerine kadar uzanır. Ve -cehalete yönelik olan kapasitesi yararına, dinin laik düşünceye katacağı önemli değerler olabildiğini ve bu ikisinin karşıt olarak görülmesine de gerek olmadığını hala görüyoruz.

Carl Sagan (kozmik bilge, hırslı okuyucu, umutsuz romantik) 1996 yılında, ölümünden birkaç ay önce, The Demon-Haunted World: Science as a Candle in the Dark’da bilimsellik ve tinsellik arasındaki ilişkiyi inceledi. Carl Sagan şöyle diyor:

“Açıkçası geri dönüş yok. Beğenin veya beğenmeyin, bilime takılıp kaldık. İyisi mi bunu sonuna kadar kullanalım. Sonunda bilimle uzlaştığımızda ve onun güzelliğini ve gücünü tamamen kavradığımızda, hem tinsel hem de uygulanabilir konularda bizim lehimize güçlü bir anlaşma yaptığımızı anlayacağız.

Ama batıl inanç ve sözdebilim sürekli karşımıza çıkıyor; rahatsız ediyor, kolay cevaplar veriyor, şüpheci incelemelerden kaçıyor, korku düğmelerimize gelişigüzel basıyor ve deneyimlerin değerini azaltıyor, bizi sıradan, rahat uygulayıcılar ve herşeye inanan kurbanlar haline getiriyor.”

Sagan, bilim ve tinselliğin tamamen karşıt olmadığını tartışır. Sagan, Batlamyus’un zamansız korkularını kozmosda yankılar ve Richard Dawkins’in gerçeğin sihiri dediği şeyi yansıtır; bilimin üretme yeteneğine sahip olduğu yoğun tinsel yükselişi farkeder:

Bilim doğa ile karşı karşıya geldiğinde her zaman saygı ve huşu duygusu ortaya çıkar. Bu çok mütevazı ölçekte olsa bile kozmosun ihtişamına katılma ve birleşme kutlamasıdır. Ve zamanla dünyanın her tarafında yapılanan kümülatif bilgi, bilimi uluslararası, kuşaklararası bir meta-zihinden biraz geride olan bir şeye dönüştürür.

Spirit” (tin), Latincede ‘nefes almak’ kelimesinden gelir. Nefes aldığımız şey havadır, hava ise ne kadar ince olsa da kesinlikle maddedir. Karşıt kullanımına rağmen, “spiritual” (tinsel) kelimesinde, maddenin dışında (beynin yapıldığı madde de dahil) ya da bilimin ekseni dışında herhangi bir ima olması gerekmez. Bu durumda bu kelimeyi özgürce kullanabilirim. Bilim tinsellik ile uyumlu olduğu gibi, tinselliğin en temel kaynağıdır. Işık yıllarının sınırsızlığı ve çağların geçişi içindeki yerimizi farkettiğimizde; yaşamın karmaşıklığı, güzelliği ve inceliğini kavradığımızda, işte o zaman yaşadığımız o duygu yükselmesi, o coşku ve tevazu duygusunun birlikteliği ; işte bu şüphesiz tinseldir. Sanat, müzik ya da edebiyatın ürettiklerine karşı beslediğimiz duygular, ya da Mohandas Gandhi or Martin Luther King Jr. gibi insanların özverili ve cesur eylemleri de tinseldir. Bilim ve tinselliğin karşılıklı olarak birbirini dışladığı fikri ikisine de zarar verir.”

Sagan’ın sınırsız bilgeliği; şüphecilik, açıksözlülük ve kanıtların önemi arasındaki yaşamsal dengeyi bize bir kez daha hatırlatarak, Sagan, dinin asılsız kehanetleri ile bilimin doğruluğunu karşılaştırır:

“Bilimin her dalı gelecek hakkında kehanette bulunamaz – paleontoloji bunu yapamaz- fakat bir çoğu bunu yapabilir; hem de çarpıcı kesinlikler sunarak. Eğer güneşin bir sonraki tutulmasının ne zaman olacağını bilmek istiyorsanız, büyücüleri deneyebilirsiniz ancak bilim insanları sizin için çok daha iyisini yapar. Onlar size dünya üzerinde nerede bulunmanız gerektiğini, ne zaman bulunmanız gerektiğini, kısmi bir tutulma mı, tam bir tutulma mı, yoksa halkalı bir tutulma mı gerçekleşeceğini söyleyeceklerdir. Rutinsel olarak güneş tutulmasını tahmin ederler, dakikası dakikasına, bin yıl önceden. Pernisiyöz anemi hastalığına neden olan büyüyü kaldırmak için büyücü doktora gidebilirsin ya da B12 vitaminini alabilirsin. Çocuğunuzu polio’dan korumak için dua edebilirsin ya da aşı yaptırabilirsin. Eğer doğmamış çocuğunuzun cinsiyetini öğrenmek istiyorsanız şakul topuzu sarkacına danışabilirsiniz, ortalama olarak doğruyu bilir; sadece ikide bir oranında. Gerçek doğruluk istiyorsanız (yüzde 99 doğruluk payı ile) amniyosentez ve sonogramları deneyin. Bilimi deneyin.

Düşünün kaç din kendini doğrulamak için kehanete başvurdu. Düşünün kaç kişi inançlarını desteklemek için ne kadar belirsiz ve boş da olsalar bu kehanetlere inandı. Şmdiye kadar, bilimin sahip olduğu kahince doğruluğa ve güvenilirliğe sahip olan bir din var olmuş mudur? Dünya üzerinde, gelecekte olacak olayların kehanetinde bulunmak için mukayese edilebilir bir yeteneği – kesin ve şüphecilerin gözü önünde tekrar ve tekrar ispatlanmış- arzulamayan bir din yoktur. İnsan eliyle oluşturulmuş başka hiçbir kurum bunları yapabilmenin yanından bile geçemez.

Çeviri: Meltem Çetin Sever

Kaynak: Brain Pickings

Please complete the required fields.