Çocukluğun güçlükle hatırlayacağımız çok erken döneminde edindiğimiz çocukluk çağı travmasının, etki katmanlarını kaldırma sürecine nasıl başlarız?

Psikanaliz ve psikanalitik psikoterapi için ne muhteşem bir soru! Zihin sağlığı üzerinde erken çocukluk çağı travmasının etkilerinin en iyi tedavi yöntemlerinden birisinin psikanaliz olduğunu biliyor muydunuz? Niçin öyle derseniz, güzel soru, izin verin açıklayayım.

Psikanalistler sıklıkla “tedavisi zor” olarak nitelenenler – sınır kişilik bozukluğu ya da herhangi bir kişilik bozukluğu tanısı konan hastalar, psikotik hastalar, aşırı endişeli bireyler ya da hiç kimsenin gerçekten çalışmak istemediği kişiler – ile çalışırlar ve bu kişilerin hepsinin ortak paydası genellikle travma geçirmiş kişiler olmalarıdır.

1. Psikanaliz, dilin ötesinde olanla, bilinçdışı olanla birlikte çalışır.
Çoğu zaman, erken çocukluk çağı travması deneyimi dilin ötesindedir; o, geleneksel konuşma terapisi yaklaşımlarıyla sorunların üzerine gitmeyi güçleştiren bir bilinçsizliktir ve genellikle sözel olmayandır. Psikanaliz, açık olarak sözcüklere dökmeyi güçleştiren bilinçdışı deneyimlere kulak vermektedir. 

2. Hiçbir surette dilde ifade edilmeyen ne varsa, bulgular şeklinde vücutta tekrar ortaya çıkar.
Erken çocukluk çağ travmasının etkisi, daha sonraki yaşam süreci içinde kesinlikle daha çok belirgindir; çünkü travmatik yaşantıyı tarif etmek ya da yansıtmak için hiçbir surette kelime bulunmaz. Genellikle, psikanalitik psikoterapide, birisi, sizi veya vücudunuzu rahatsız eden kaygı, madde kullanımı, kendine zarar verme davranışı, psiko-somatik belirtiler vb. içerebilen güncel belirtiler hakkında yavaş yavaş ve sıklıkla konuşmak yoluyla, deneyimin katmanlarını ortaya çıkarmaya başlayabilir. 

3. Psikanalistler, bulguların anlamına dikkat etmeye çalışırlar ve bulguların hafifletilmesini amaçlayan geleneksel psikiyatriden farklı olarak, onu devre dışı bırakmaya çalışmazlar:
Psikanalizde, her bir bulgunun arkasında bir anlam olduğuna, bu bulguların bilinçdışı bir deneyimin, çok defa travmatik ve dilin ötesinde bir erken çocukluk çağı deneyiminin bir mesajını taşıdığına inanırız. Bulguyu, hastayla psikanalist arasındaki güven ilişkisinde samimiyetle karşılarız, ayrıca, kişiyi, daha önce hiç konuşulmayandan ve güçlükle hatırlanandan bahsetmeye davet ederiz. 

4.Psikanaliz, sizin psikanalistle birlikte yürüttüğünüz duyguların psikolojik olarak bir başkasına yönelmesi ilişkisinden faydalanır.
Kendinizi bir psikanaliste ya da psikanalitik psikoterapiste ifade ettiğiniz zaman, erken çocukluk anılarınız, rüyalarınız ya da üzerinizde iz bırakan, bugün hayatınızı etkileyen deneyimleriniz hakkında konuşabilirsiniz. Genellikle, travmatik deneyim sözcüklerin ötesinde olduğundan ve daha önce hakkında asla konuşulmadığı için, hasta olarak tek seçeneğiniz, psikanalistinizle birlikte geliştireceğiniz duyguların psikolojik olarak bir başkasına yönelmesi ilişkisinde “yeniden sahneleme” olarak adlandırdığımız yöntem aracılığıyla o konu hakkında konuşabilmektir.

5.Psikanaliz konuşulandan daha fazlasına kulak verir.
Psikanalistiniz size sözlerinizin ötesine kulak verecek ve bu yeniden canlandırma işlemlerini inceleyecektir. Bu, psikanalistinizin tedavinizde birçoğunun hala inanıyor göründüğü gibi bir “boş ekran”, bir dilsiz değil, aktif bir katılımcı olması anlamına gelmektedir. Psikanalistiniz sizin hakkınızda bir şeyler söyleyecek, belli şeyleri vurgulayacak, belli şeyleri de sorgulayıp eylemleriniz, düşünceleriniz ve davranışlarınız hakkında mantıklı davranmanıza yardımcı olacaktır.

Dolayısıyla, e-postada bana: “Erken çocukluk travması sorununu ele almak için atmamız gereken ilk adım nedir? diye soran kişiye cevap şunlardır; ilk adım biraz cesaret toplamak, psikanalitik psikoterapistle randevu tarihi saptamak, bir tedavisel uyum oluşturmak ve onları öğrenmeye çalışmak için hemen faaliyete geçmektir. Süreci kabul ettikten sonra gerisi gelecektir.

Yazar: Mihaela Bernard
Çevirmen: Jülide Yapıcı
Kaynak: Psych Central