Filmler eğlence içindir. Filmler geçtikleri zamanın ve mekanın belgeleridir. Filmler kendini ifade etmenin sanatsal biçimidir. Sinemada, televizyonda veya evde çekilen filmler genellikle hikaye tarzında filmlerdir. Farklı deneyimler yaşayan karakterlerin hikayelerini anlatırlar. Ama gerçekte ne anlatmaya çalışırlar? Bir filmin içeriği nedir?

Derinlere İnmek: Anlamın Dört Seviyesi

Filmin olay örgüsünü anlatmak, neler olduğunu söylemek, filmi birine açıklamanın en kolay yoludur. Ama bu ne bir film incelemesi ne de bir film analizidir. Bu, filmi gören ve görmüş olan herkesin kabul edeceği bir özettir yalnızca. Bu seviyedeki içerikler aynı zamanda imalı içerik olarak da adlandırılır. Bunun sebebi olay örgüsünde yaşananları direkt olarak anlattığı ve hikayenin bazı öğelerinin olay örgüsü içerisinde ima edildiği içindir. John Boorman’ın Kurtuluş (Deliverance – 1972) filminde, şehirli dört adam haftasonu bir kano turu yapmaya karar verir. Bu kaçamak beklenmedik bir şekilde insanın insana karşı ve insanın doğaya karşı yaşadığı bir ölüm kalım mücadelesine dönüşür. Bazı karakterler hayatta kalmayı başarırken, diğerleri canlı çıkamaz. Çoğu film üzerine ayrıntılı inceleme yapılırsa daha derin anlamlar çıkarılabilir.

‘Deliverance’ 1972

Bir inceleme (yaklaşık 400-1200 kelime) genellikle, filmin içeriği ve tekniği hakkında kişisel gözlemler ve değerlendirmeler içerir. İyi bir inceleme yüzeysel olarak, daha uzun ve resmi bir analiz sonucu ortaya çıkabilecek konulara değinebilir. Bir analiz (yaklaşık 1200-12.000 kelime)  filmin belirli sinema tekniklerini ve film öğelerini nasıl kullandığını veya seyirciyi belli yönde tepki vermeye yönlendirecek ve seyircinin konu hakkında çıkardığı belirli fikirlerin nedenini öğrenmek üzere sorgulamalar yapacak atılımların birleşimidir. Ciddi film eleştirileri, ister dergilerde, gazetelerde, kitaplarda veya ister sınıf ödevlerinde olsun, film analizi yapma denemeleri, onları incelemek veya basit anlatımlar ile olan biteni açıklamaktan daha fazlasına sahiptir. Bir analiz, film hakkında düşünceli fikirlerden çok daha fazlasını gerektirir ve genellikle birçok kez filmi izlemeye ve dışardan bulunacak kaynaklardan yararlanmaya ihtiyaç duyar.

Birçok filme uzunca diyaloglar ve özellikle izleyiciye filmin vermek istediği mesajı anlatmak için kullanılan karakterin gelişimini anlatan içerikler dahildir. Sakıncalı içerik olarak adlandırılan büyük ihtimalle bir nevi “hikayenin vermeye çalıştığı mesaj” veya yönetmenin, karakterlerin söylediklerini ve yaptıklarını kullanarak direkt olarak belirttiği sosyo-politik tavırlarıdır. Çeşitli sebepler ile Deliverance filminde kanoları alarak verilen mesaj arkadaşlık ve yoldaşlık, erkeklik kavramının kanıtlanması ve endüstriyel gelişmeler tamamen yok etmeden önce, doğanın tecrübe edilmesidir. Olaylar ilerledikçe, karakterler hayat ve kanun ve hayatta kalma konuları üzerindeki kişisel fikirlerini de belirtirler. Bu konuları yönetmen ve yazar da özellikle izleyicinin üzerine düşünmelerini istemiştir. Yeni bir baraj inşa edilmesinin sadece insan yerleşim yerlerini değil, aynı zamanda vahşi yaşamı da ne kadar etkilediğini görürüz.

‘Deliverance’ Kurtuluş

Daha derince yapılacak bir yorumlama için gizli içerik denilebilir, netliği daha az olur ama karakterlerin film boyunca değişimlerine, büyümelerine ve gelişmelerine tanık oldukça daha çok sonuç çıkarılabilir. Genel insan ilişkileri (Belirli karakterlerin bireysel özellikleri yerine) üzerine tartışılan konuların ve fikirlerin tanımlanması daha kolaydır ama karakterler tarafından özellikle belirtildikleri söylenemez. Çoğu zaman dolaylı anlamlar barındıran anlatımlar netliği azaltır ama farklı izleyiciler aynı olayı farklı şekillerde yorumlayabilirler. Bu durum kişilerin öznel tecrübelerinden ve beklentilerinden kaynaklanır. Deliverance filminde dolaylı olarak karakterin pasif bir takipçi halinden kazara getirildiği bir lider pozisyonuna ulaştığı zaman yaşadığı değişimi görürüz. Başka bir karakterin sıradan yaşadığı cinsel ilişkiler karşısındaki sıradan tavırlarının, ormanda yaşadığı travmatik bir deneyimden sonra ciddi biçimde değiştiğini görürüz. Dört adamın beklenmedik tehlikeler ile uğraşmaya zorlandığı, aynı olaya her kişinin farklı tepkiler verdiğini ve hayatta kalabilmek için kişinin ideallerinden ödün vermesi gerektiğini öneren gelişmeler görürüz. Bu dört ana karakterin aslında tek bir kişiye ait zıtlaşan kişileştirmeler olabileceği çıkarımını bile yapabiliriz. Bu tarz bir edebiyat tekniği, bir yazarı (ve izleyiciyi/okuru) bu tarz durumlarda kalındığında, en doğru ve pratik davranışın hangisi olabileceği ve verilen farklı kararların ne tür sonuçlar doğurabileceği konusunda kendisi ile tartışmasını sağlar. Kişi aynı zamanda bu durumları dramatik ironi olarak adlandırabilir ve karakterler için “ şiirsel adalet” denilebilecek olaylar yaşandığı söylenebilir.

Gizli, belirgin ve imalı yorumlamalar filmlerde sadece bağımsız işler olarak görülürler, “içsel kanıt” olarak. Ayrıca filmde daha zengin içerik bulmak mümkün, yaratıcıları, zamanı ve yaratıldığı mekan hakkında biraz bilgi edinerek anlatmaya çalıştığı konu hakkında çıkarımlara varılabilir. Ama “dışsal kanıt” şeklinde olursa sadece filmin kendisinden, anlam hakkında çıkarımlar yapabilmek mümkün değildir. Çoğu zaman bu tarz anlam yüklemeleri yönetmen tarafından özellikle filme yerleştirilir ve diğer zamanlar istemsizce hikayeye karıştırılmış olurlar. Bu seviyedeki bir filmin analizini yapmak, filme, karakterler ve onların hareketleri konusunda temel dramatik endişelerden daha büyük bir etkinin belirtisi gibi davranmak olur. Semptomatik bir yorumlama, filme toplum hakkında daha geniş bir içeriğin parçası olarak bakar, kültür içerisinde daha yaygın olan konuları yansıtır ve resmeder, yapıldığı zamanı ve yeri ve büyük ihtimalle yaratıcısının kişisel hayat tecrübelerini sunar. Bu seviyedeki bir yorumlama, sembolik içeriği tanımlamaya çalışır, karakterleri ve olayları başka durumların metaforları olarak tanıtır veya tüm hikayeyi başka bir konunun alegorisi olarak görür. Deliverance Amerika’nın güneyinde geçen bir açıkhava macerası ve yolculuk hikayesidir ama birçok eleştirmen filmi, Amerika’nın Vietnam’da yaşadığı korkunç olayların bir alegorisi olarak görmüştür. Olaylar film yapıldığı zamanda da hala devam etmekteydi. Modern kentsel medeniyet tarafından şartlandırılan insanlar, küçük gördükleri, daha az teknolojik gelişmişliğe sahip insanların yaşadığı kırsal kesime yolculuk ettiklerinde az yada çok da olsa ölümsüz olduklarına inanmışlardı.

Ama sonunda daha ilkel insanların çok daha tehlikeli olabileceklerini keşfettiler, hayatta kalabilmek için hazırlıklı olmadıkları şeyler yapmaları gerekiyordu, herkes hayatta kalamayacaktı ve hayatta kalanlar ise sonsuza dek bu tecrübenin acısı ile yaşayacaklardı. Yasak Bölge 9 (District 9-2009) bir bilimkurgu aksiyon – gerilim filmidir. Fakat bu Oskar adayı ve uluslararası üne kavuşmuş Güney Afrika yapımı Neill Blomkamp filmi, 20. Yüzyıl  sonu ve 21. Yüzyıl başları görülen, göçmenlere, azınlıklara, devletlere ve kurumsal politikalara, basın ve haberciliğe ve belgeselciliğe karşı takınılan tavırların belirtileri niteliğindedir.

‘District Nine’ Yasak Bölge 9

Anlamaya Çalışmak: Yorumlamaya Yaklaşımlar

İçeriği tanımlamak, belirgin, imalı, veya semptomatik olsa da, belirli bir tavır  ile bakılırsa filmin anlatmaya çalıştığının (yazarı ve/veya yönetmeni tarafından), ideolojik anlamının bir yorumu olduğu görülür. Birçok film, yönetmenlerin izleyicilerini kendi görüşlerine açık şekilde ikna etme denemeleridir. Diğerleri ise belirli konuları ortaya çıkararak izleyicileri üzerine düşünmeye zorlamak ile ilgilenirler. Bunlar bir görüşü veya diğerini desteklemek konusunda daha az katı tavırlardır ve bazen karmaşık duyguları içerirler, iki tarafın da bu zıt görüşler konusunda geçerli nedenleri ve iki tarafın da konu hakkında belirtebildikleri iyi ve kötü noktaları vardır. Diğer filmler karakterler aracılığıyla çok bariz sosyo-politik görüşlerini ortaya koyarlar ama bu durum film boyunca yaşananlar ve hikayenin nihai çözümü karşısında çelişir. Büyük ihtimalle sebep, konular hakkında farkındalık seviyesini belirli bir ölçüde yükseltmeye çalışırken aynı zamanda daha geniş bir izleyici kitlesine filmleri pazarlayabilmektir. Bir filmin amaçlarının bazılarına veya hepsine ulaşıp ulaşmadığına karar vermek, seyirciler ve eleştirmenler tarafından sağlanır. Bazı zamanlarda ise amacın ne olduğunu bile belirlerler. Birçok farklı açıdan yapılan bir analiz, seyircinin, filmin yapmaya çalıştıklarını anlamalarını ve belirttiği konuyu sevmelerini, kabul etmelerini sağlayabilir.

İnsanlar filmlerin sadece basit bir eğlence ürününden daha fazlası olduğunu kabul ettiklerinde, çeşitli teoriler ve yaklaşımlar, filmleri analiz etmeye yardım etmek için üretilir. Bu analizler izleyicide filmin nasıl tepkiler yarattığını anlamaya ve konunun ne demeye çalıştığını anlatmaya yararlar. Farklı yaklaşımlar, filmin farklı öğelerini farklı nedenler için araştırırlar.

Formalist bir yaklaşım filmin kendisini inceler, yapısına ve şekline odaklanır. Bu yüzden diğer yaklaşım çeşitleri filmi analiz edebilmek için dışsal bir kanıta ihtiyaç duyarken, formalist bir yaklaşım ilk olarak içsel kanıta odaklanır. Bu yaklaşım konunun hikayeyi bizlere nasıl sunduğunu gösterir ve bu materyallerin izleyiciye belli zamanlarda farklı yollardan sunulduğunda daha değişik tepkiler verilebilecek durumlar üzerine yoğunlaşır. Anlatımsal bir analiz filmin belirli anlatımsal formal öğelerini ( örnek olarak karakter, set düzeni, tekrar/çeşitlilik gibi.) izleyiciye anlamı iletebilmek için nasıl kullandığını araştırır.

Daha spesifik formal tekniklerin analizi, filmdeki mizansen kullanımı veya fotoğrafik kompozisyon, kamera hareketleri, kurgusal seçimler, sesin imaj ile olan uyumu vb. gibi durumlara odaklanır. Bu tekniklerin izleyicinin sahneyi algılaması ve nasıl yorumladığı üzerine etkilerini inceler.

Realist bir yaklaşım filmin “gerçeklik” kavramına ne kadar uyduğunu inceler. Bazı filmler izleyici için “görünmez” denebilecek teknikler kullanırlar, bu sayede karakterlerin ve olayların başlıca odak noktası haline gelmesini sağlarlar. Diğerleri ise sinematik teknikler kullanarak filmcilerin izleyiciye yaşatmak istedikleri belirli tarzda gerçekliği üretmeye çalışırlar. Aşk, yaşlılık, hafıza, akıl hastalıkları, uyuşturucu vb. Bazı filmler ise giriş, gelişme ve sonucu belli olan, geleneksel tarzda yazılmış, alışılmış konular ve hikayeler üzerinden farklı ruh halleri ve duygusal etkiler yaratmaya daha fazla odaklanırlar. Bu filmler, yaratıcıların önemli olduğunu düşündüğü gerçeklik çeşitlerine inandırmaya çalışır ve izleyiciyinin kapabilmesini umut eder ama anaakım olmayan tekniklerin kullanımı ve  standartların dışında görülen yapıları bazı izleyicilerin de anlayabilmesi için uyumlu bir çaba gerektirir. Birden fazla izlenmesi veya filmin yönetmeninden gelecek bir açıklama gibi. Örnek olarak Charlie Kaufmann’ın yazıp yönettiği sıradışı filmler: Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Synechdoche New York, Adaptation ve Being John Malkovich.

‘Being John Malkovich’ John Malkovich Olmak

Bağlamcı bir yaklaşım, filmi daha geniş bir içeriğin parçası olarak görmeye çalışır. Bu uzak bir sosyetenin görüntüsü (yukarıda belirtilen semptomatik yorumlamalar gibi), yaratıma yardımcı belirli kültür, zaman ve mekan ( kültürel yaklaşım), yönetmenin kişisel hayatı ve daha önceki çalışmaları (yönetmenin  “auteur (kendi kontrolünü ve bakış açısını filmlerine yansıtan film yapımcısı veya yönetmen)” olduğunu varsayan auteurist yaklaşım) veya çeşitli psikolojik ve/veya ideolojik içerikler olabilir. Psikolojik yaklaşım ise çoğunlukla konu hakkında verilen öğeleri, Freud ve Jung gibi psikologların teorileri üzerinden tanımlamaya çalışır. Cinsel sembolizmi inceler, bilinçaltının tedavisini kullanır, id, ego ve süperego gibi içeriklerin temsili. İkicil yaklaşımlar zıtlıklara odaklanır ( erkek – kadın, iyi – kötü, aydınlık – karanlık, kentsel – kırsal vb.), insan ve toplum doğasına zıtlaşan eğilimlerin sembolize edilmesi olarak tanımlar. Feminist bir analiz ise filmlerde kadının temsiline odaklanır. Güçlü, zayıf, basma kalıp, protagonist, antagonist vb. Marksist eleştiri filmdeki karakterleri ve olayları, sınıf çatışması, işçi – işveren, zengin – yoksul, baskıcı hükümetler ve diğer Marksist sosyo-politik endişeler’in temsili olacak şekillerde ilişkilendirmeye çalışır. Jenerik bir yaklaşımda ise filme, türün temsilcisi olarak bakılır, aynı türdeki diğer filmler ile karşılaştırılır ve ortak sembolik motiflerde ve olağan bir formülden çıkarılabilecek çeşitlemelerde anlam aranır.  Bu yaklaşım özellikle film farkında olarak geleneksel jenerik formüllerin çeşitli öğelerini bozmaya veya alt üst etmeye çalıştığında yararlı olur. Jenerik bir analiz genellikle daha geniş konuları kapsayan içeriklere yaklaşımlardan yararlanır.

Önemli sayıdaki tür filmleri (özellikle bilim-kurgu, fantastik ve vahşi batı ama aynı zamanda yolculuk filmleri, savaş filmleri ve tarihsel dramalar) yapıldıkları zamanın modern toplumu ile bağdaştırılabilecek kasıtlı metaforlar ve semptomatik içerikleri birleştirerek sunar. Filmleri belirli bir içerik üzerinden incelemenin bir başka yolu ise izleyicilerden aldığı tepkileri ve yıllar içinde aldığı eleştirileri kronolojik olarak sıralamaktır. Bazı filmler ilk çıktıkları zaman çok popüler olmuşlardır ve eleştiri bazında başarı denebilecek konumlara gelmişlerdir ancak birkaç yıl veya on-yirmi yıl içerisinde unutulup gitmişlerdir. Diğer filmler ise ilk çıktıklarında reddelmişlerdir fakat zamanla izleyici ve eleştirmenler tarafından kabul edilip şimdilerde başyapıt veya favori filmler olarak görünen bir konuma ulaşmışlardır. Bir filmin esasında eleştirmenler tarafından reddedilmesi ama toplum tarafından sevilmesi yıllar içerisinde bu durumu tersine çevirebilir, bunun sonucunda eleştirmenlerin saygısını kazanan bir film toplum tarafından sevilmeyebilir. Diğer filmler hala belirli miktarda tartışma yaratacak konumdalardır, toplumun ve/veya eleştirmenlerin zevkleri değiştikçe yıllar içerisinde inişli çıkışlı bir beğeni toplarlar. Bir film için yıllar içerisinde yapılan çeşitli cevap anketlerine ise genetik yaklaşım denir. Bu yaklaşım, filmin yıllar içerisindeki yaratılış ve yayınlanma sürecini takip eder. Hikaye ve senaryo  üzerindeki çeşitlemeleri değerlendirir ve inceler, prodüksiyon sırasında gelişen değişimleri not eder, önizleme için yaratılan filmden alınmış çeşitli kareler ile yapılan görüntüleri araştırır, teatral sürümü, tekrar kurgulanmış sürümleri, televizyon ve video versiyonları ve daha sonra “tamamlanmış” yönetmen versiyonu.

Bir izleyici bu eleştirel yaklaşımlardan bir veya farklı kombinasyonlarını kullanarak yönetmenin filminde ne demek istediğini anlamaya çalışabilir. Farklı yaklaşımlar, filmin ne demeye çalıştığı hakkında benzer veya tamamen zıt fikirler üreten diğer yaklaşımları kabul edebilir veya tamamıyla reddedebilir. Birçok eleştiri olduğu gibi birçok farklı çeşit yorumlama da bulunabilir filmler hakkında ama filmi birçok farklı yaklaşımlarla incelemek, ilk izlendiğinde farkedilemeyecek öğeleri ortaya çıkarabilir. Tabii ki varolan tüm yaklaşımları kullanarak filmi incelemeye çalışmak bir kitap uzunluğunda olabilecek bir çalışmaya sebep olabilir. Herhangi bir film bir veya iki belirli yaklaşım çeşidine detaylı olarak kendini sunabilir. Bir veya daha fazla sayıda yaklaşımı göz önünde bulundurmak gerekir. Kısa bir eleştirel analiz yazarken, beş veya yirmi beş sayfa olsun, araştırmanızın size film ile ilgili en önemli gelen taraflarını ve en çok üstüne tartışmaya değer yanlarını belirleyerek, analizde daraltma yapmanız gerekir.

Yazar: Christopher P. Jacobs
Çevirmen: Gökhan Çuhacı
Kaynakwww.und.edu

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.