Son zamanlarda, birçok arkadaşımla baş başa kalınca, kimsenin hakkında konuşmaması gereken “küçük kirli sır”dan bahsediyoruz. Hani şu utanç var ya, insanların iş bulamadıkları, faturalarını ödeyemedikleri, dişçiye gidemedikleri, tekrar aileleriyle yaşamaya başladıkları veya çocuk sahibi olmak için yeterli paralarının olmadığı zamanlarda hissettikleri…

Bireyselliğe dayalı olan bu kültürde, hepimizden bunların tek suçlusuymuşuz gibi davranmamız beklenir. Bu noktada itiraz sona erer. “Yaşamdaki başarısızlıklarımdan ben sorumluyum.”

Tabii ki bu alenen yanlış. Biz, geç dönem kapitalizm sürecini yaşıyoruz ve ne yazık ki ebeveynlerimiz bizi bu konuda önceden uyarma öngörüsünden yoksunlardı. Nüfus patlamasının sonucunda sosyal kurumlar her bakımdan aşırı kalabalıklaşır. Bu noktadan itibaren her şey yalnızca birer sayı oyunudur.

Kapitalizm-23

Şu mükemmel işi mi istiyorsun? Öz geçmişini, aynı işe başvuran yüzlerce diğer insanın öz geçmişlerinin yanına istifle. Üniversiteye gitmeyi mi umuyorsun? Öğrenci kredilerini öderken kazıklanmak zorundasın (tabii başvuruları atlatabilecek kadar şanslıysan). Ev almayı mı planlıyorsun? Emlak piyasasının tavan yapmış fiyatlarını karşılamak için aldığın krediyi ödemekle meşgul olacaksın.

Ama elbette kendini suçlamalısın. Besbelli ki hata senin.

Gerçekten, bunun gelişini önceden görmeliydik. Kıtlık varsayımı ve servet istifçiliği üzerine kurulu bir ekonomik sistem inşa et, istediğini elde edersin. Sistem tam olarak tasarlandığı şekliyle işlemeye devam ediyor. Batı dünyasında maaşların son 30 senedir aynı kalmasının sebebi bu. 62 insanın malvarlığının 3.7 milyar insanınkinin toplamıyla eşdeğer olmasının sebebi de bu. Politikacıların en yüksek teklifi sunanlarca satın alınmasının ve yasaların toplum zararına, hâlihazırda zengin olanlara hizmet etmesinin nedeni de tam olarak bu.

Servet istifçiliği üstüne kurulu, derinden yozlaşmış bu sistemin inanılmaz ironisi; arkadaşlarımızla muhabbet ederken kendimizi nasıl hissettiğimizin bir “tercih silahı” oluşu. Elitler bizi susturmak zorunda değiller. Biz aslında bunu kendi kendimize, bize neler olduğunu oturup konuşmayı reddederek yapıyoruz. “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de.” Bu, tam da toplumun sunduğu az sayıdaki gerçek fırsatların içinde kendine yer edinmiş ve çoktan başarıya ulaşmış insanların bize verdiği bir tavsiye. Bizi birbirimize düşürme amacı taşıyan ve çökmekte olan bu politik sistemden kendimizi sorumlu tutmalıyız.

Geç dönem kapitalizmin akıl hastalığı, fırsatlar diyarında yaşıyorken kendimizi hayal kırıklığına uğratmış olmanın yıkıcı duygusu; yani utancıdır.

Mental-Kriz

Kendimize fısıldadığımız bu büyük yalan bizi nasıl da kontrol ettiklerini söyleyip durmamızdır. Korkumuz; yoksullaştırılmış diğer insanların (ki artık çoğumuz bu durumda) bizi de yoksullaştırılmış olmaktan ötürü hor görecekleri düşüncesi. İşte bu düşüncelerle, onlara bizi aşağılamaya devam etme gücünü veriyoruz.

Bu duygusal karmaşa ile ilgili daha fazla konuşmayacağım. Eğer hayattaki akıbetimden kendim sorumlu tutulacaksam, bu, kalkıp savaşmayı, ekonomik ve politik sistemin bu sistematik yozlaşmışlığına sebep olan servet istifçiliğinin küresel yapısını yıkmaya yardımcı olmayı seçtiğim için olsun.

Şimdi, ruhsal iyileşmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Kapitalist sistem kendini yok ederken kenara çekilebilir, dürüst ve korkusuzca yaşayarak iyileşmenin yollarını bulabiliriz. Onlar, bize nasıl yaşayacağımızı söyleyemezler. Acımızı ailemiz ve arkadaşlarımızla paylaşabiliriz. Sosyal medyadan yayınlayabilir, dünyaya dilediğimizce haykırabiliriz. Hissettiğimiz acı, kapitalizmin ölüyor oluşundan. Acı veriyor; çünkü hala onun içinde yaşıyoruz.

Fakat o hilekâr milyarderler bana, arkadaşlarımla neleri konuşmam gerektiğini söyleyemezler. Eğer finansal olarak zorluk çekiyorsam, bu ekonomik sistemin ahlaksal açıdan yozlaşmasındandır. Bu bir iksir. Bunu, zihninin “tüm bunların senin hatan olduğunu” fısıldama alışkanlığı her nüksettiğinde kendine tekrarla.

Diğerlerinin servet istifçiliği için suçlanması gereken sen değilsin. Bu, artık taşımak zorunda olmadığın bir yük. İyileş. Gücünü keşfet. Doğru bildiklerini haykır. Değişimin toplumda katlanarak yayılmasına izin ver.

Eski ekonomik sistemlerin mental prangalarından kurtulmadıkça, yenisini inşa etmeye başlayamayız. Yani, utancını yen. Bir şeyler öğrenirken, bir birey olarak yetişirken, hayatı ve başkalarını severken, arkadaşlarınla vakit geçirirken, hayallerinin peşinden koşarken hissettiğin gururu hatırla. Geleceğin geçmişten farklı olması gerektiğine dair net fikirlerini oluştururken, işte bu hislere sıkıca tutun.

Daha iyisini yapabiliriz. Daha iyisini yapmak zorundayız. Bildiğimiz kapitalizmin tarihe karışma yolunda ilerlediği doğru olabilir. Ben buna “çok şükür kurtulduk” diyorum. İlerleme acı verici bir süreç olacak. Her birimizin bu süreçte içimizdeki hislere odaklanması gerek. Şu anda, biz kapitalist sistemin ta kendisiyiz. Ama bu uzun sürmeyecek.

Duyduğumuz acı, deri değiştiren bir yılanın duyduğu acıdır. İçimizde bir yerlerde insanlığımız uyanıyor ki bu, mağazadan satın aldıklarımızdan veya bankadaki paramızdan çok daha fazla anlam ifade ediyor. Kendimizi doyurulamaz açlığın ahlaktan yoksun ekonomik ideolojisinden sıyırırken, asıl tabiatımızı hatırlayalım ve iyileşmeye başlayalım.

İlerleyelim insan kardeşlerim!

Yazar: Joe Brewer
Çeviren: Hazal Murat
Kaynak: Medium