Yazdığı bazı mektupların ortaya çıkması ile Heidegger’in bir Nazizm taraftarı olduğu doğrulanmış oldu, gerçi zaten buna hiç şüphe yoktu…

Martin Heidegger, Nazi’leri desteklediğine binaen asla özür dilememiştir. Nazi partisine 1933 yılında katılmış ve 1945’te partinin kapatılmasına kadar üye olarak kalmıştır. İlk zamanlarda, Hitler’in yönetimde muhafazakâr bir devrim yapma fikrinden yana olduğunu açık açık söylemiştir. 1935’ten sonra Heidegger, kendi hedefleri hakkında hayal kırıklığına uğramış ve bir süre sessiz kalmayı tercih etmiştir. Savaştan sonra Nasyonal Sosyalizm ile haşır neşir olmasını hayatındaki en büyük hata olarak nitelendirse de suç işlediği için değil, yakalandığı için üzüntü duymuştur.

Tabi, Heidegger özür dileyecek diye bir kaide de yoktu. 70 yıl boyunca, Heidegger’in savunucuları ve yardımcılarının, Heidegger’in felsefi külliyatının, anlık bir fırsatçılıktan bağımsız olduğunu anlatmak için yapmadıkları kalmamıştır. 2014 yılında, Fransız filozoflardan oluşan bir grup, Heidegger’in felsefi günlükleri olan Black Notebooks adlı eserin basımını engellemeye bile çalışmıştır. Heidegger’in felsefesindeki Yahudi aleyhtarı referanslar üstü kapalı da olsa, bazıları göre onun modernliğe olan eleştirilerinin rastlantısal olduğunu da düşünse, Notebooks adlı eserde bu denli iyimser bir okuma yapmak gerçekten zor. Savaştan sonraki yıllarda Heidegger, Yahudilerin bir intikam duygusuna kapılarak “Almanları tarihten silmeye ve kimliklerini yok etmeye” çalıştıkları hususunda üzüntülerini dile getirmiştir.

Hal böyleyken, Black Notebooks kıta felsefesinde ortaya çıkan en can sıkıcı tartışmaları körüklemektedir. Heidegger’in, kendisine hayat boyu yoldaşlık eden kardeşi Fritz ile yaptığı mektuplaşmaların yayımlanması belki de bu tartışmalara bir son verecektir. Uzun yıllar boyunca bu mektupları saklayan Heidegger’in varisleri, Black Notebooks’un yayımlanmasından sonra ortaya çıkan baskılar karşısında pes etmişlerdir. Die Zeit ve Le Monde tarafından yayımlanan seçilmiş bölümler, Heidegger’in aslında kim olduğunu göstermektedir: Hitler’in düşünce yapısına tamamiyle kapılan koyu, has bir Nazi. Yapısökümün babası, mektuplarında Volk ve Führer’e olan tutkulu inancından, hep süregelen Alman mağduriyetinden, Yahudi halkından, Bolşevizm tehdidinden ve Amerika’nın çöküşünden bahsediyor.

Okuyacağınız cümleler uygunsuz gözüküyor olabilir, fakat öyle çok şaşılacak şeyler değil. Heidegger, Nazi partisinin bir üyesi olmakla beraber, bir Naziydi de. Yalnızca “doğa ötesi bir Yahudi aleyhtarı” olmakla kalmayıp, Yahudileri gerçekten de sevmiyordu. Umarım bu, kafadanızdaki soru işaretlerini kaldırır.

İlk olarak Die Zeit’te Adam Soboczynski ve Alexander Cammann tarafından yayımlanan Heidegger’in mektuplarını, Türkçe’ye çevrilmiş halde aşağıda bulabilirsiniz.

18 Aralık, 1934
Sevgili Fritz, sevgili Liesl, sevgili çocuklar…

Yılbaşınızı içtenlikle kutlarız. Muhtemelen sizin oralara kar yağıyordur. Yılbaşı’nın sahih büyüsünün tekrar yayılacağının işaretidir bu. Eskiden yaşadığımız küçük kasabadaki evimizde geçirdiğimiz yılbaşlarını düşünürüm sık sık. O ortamı, ihtişamı, coşkuyu ve beklentiyi tam anlamıyla yaşamak için sanatsal ruhun beni ziyaret etmesini isterdim.
[…]

Görünüşe göre Almanya sonunda kendi kaderini fark etmiş, anlamaya ve ona sahip çıkmaya çalışıyor.
Umarım Hitler’in kitabını okursun. Kitabın ilk birkaç otobiyografik bölümü fazla iyi değil. Bu adam, dikkate değer ve mutlak bir siyasi yeteneğe sahip. Bizlerin zihni bulanıkken de o bu yeteneğe sahipti, bu inkâr edilemez. Nasyonel Sosyalist hareketi, yakında bambaşka bir güç kazanacaktır. Sırf parti siyaseti ile alakalı bir durum değil bu. Avrupa ve batı medeniyetinin kurtulması veya düşmesi ile alakalı. Bunu anlamayan biri kaos tarafından ezilmeye mahkumdur. Bu düşünceler, yılbaşı ruhunun yaşanmasına bir engel değildir. Kendi kimliğimize ve bir Alman olarak görevlerimize; yani bu güzel kutlamanın kökeninin bulunduğu yere döneceğimizin bir işaretidir.

13 Nisan, 1933
Sevgili Fritz, sana ve sizinkilere mutlu bir paskalya bayramı dilerim!

Uzun mektubun için teşekkür ederim. Her geçen gün Hitler’in ulusal liderliğe yaklaştığını görüyoruz. Volk ve Reich dünyamız dönüştürülmek üzere. Gözleri olan herkes bunu izleyecek, kulakları olan dinleyecek, kalbi olan onu teşvik edecektir. Herkes hakiki ve derin bir coşkunun içinde bulacaktır kendini. Bir kez daha, muhteşem bir gerçek ile yüz yüzeyiz ve bu gerçeği Reich ruhuna ve Alman varoluşunun gizli görevine inşa etme tutkusu ile […]

18 Ağustos, 1941
Sevgili Fritz, sevgili Liesel ve sevgili çocuklar!

Dünyaya bozgun getirecek olan Rusçuluk değil, Amerikancılıktır. Sadece İngilizler değil, Avrupa’nın tümü, fenalığı ve şerri içinde çağdaşlığı temsil eden bu şeye yem olmuştur.

23 Temmuz, 1945
Sevgili Fritz, Liesel ve Franz!

Yazdıklarınız için teşekkür ederim. Burada durum çok da iyi değil. Toplama kampından insanları misafir etmek zorunda kaldık. Fransızların ne yapmak istediği anlaşılmıyor. Fakat benden vazgeçmek istiyorlarmış gibi gözükmüyor. Tüm Tanrıbilimcilerin ve her mantıklı insanın karşı çıktığı Merkez Partisi bana karşı bir tavır almış durumda. Parti, Nazilerin elinde olduğu dönemden daha kötü ve perişan durumda. Bir saat bile çalışamadım, şehrin durumu ve olan bitenler kalbime zarar veriyor, kulübeye uğrayamıyorum.

Mektuplar Almanca’dan İngilizce’ye Luisa Zielinski tarafından, İngilizce’den Türkçe’ye Burak Avcı tarafından çevrilmiştir.

Yazar: Luisa Zielinski
Çevirmen: Burak Avcı
Kaynak: The Paris Review 

Please complete the required fields.