Site icon Düşünbil Portal

Klein ve Lacan’da Kaygı ve Travma

Paylaş

Klein’ın kapsayıcı teorisi gelişimsel bir modeldir. Teorinin belirleyici özelliklerinden birisi, gelişimi hayat boyu tekrarlayan biçimde döngüsel olarak görmesidir. Dolayısıyla ruhsal travma, bu süreçte gerçekleşen bir Engel veya Kesinti olarak görülür. Klein teorik metinlerinde “ruhsal travma” terimini nadiren kullanır. Travma, klinik metinlerde tanımlanır ve araştırılır. Bu eksikliğin sebebi ise ruhsal travma konseptinin Melanie Klein’ın ürettiği ve W.R.Bion’un genişlettiği genel ruhsal gelişim teorisine dahil edilmiş olmasıdır. Klein’in gelişim hakkındaki görüşlerinde, travmatik deneyimin yaşanması her zaman an meselesidir ve bundan kaçınmanın ya da bunu etkisiz hale getirmenin yolu ebeveyn sevgisi, özen ve anlayıştır.

Dikkatli bir Freud okuyucusu olan Lacan, psikanalizde doğum travması ve cinselliğin keşfi travması olmak üzere iki çeşit travma olduğu bakış açısından yola çıktı. Freud’un erken dönem travmaları iki ayrı anı kapsar: ilki çocuğun bir yetişkin tarafından baştan çıkarılmasıdır, bu olay çocukta cinsel bir heyecan uyandırmaz; ikinci an latens döneminden (Gizlilik dönemi 6-12 yaş) sonra gerçekleşir; ilk olayla belli ortak özellikler taşımasına rağmen, önemsiz görünen ancak birincisinin hatırasından dolayı travmatik bir hal alması ve psikolojik bir baskıya yol açmasıdır. Böylece birinci an yalnızca ikinci anın geriye dönük devinimi travmatik bir hal alır – bu şimdilerde sıkça konuşulan “après-coup” yani “ertelenmiş eylem” kavramıdır.

Klein, “Kaygının ilk dış kaynağı doğum deneyiminde bulunabilir” yazar ve “öyle görülüyor ki, tıpkı döl yatağı içindeki mevki kaybı gibi, çektiği acı ve duyduğu rahatsızlık kişi tarafından akraba güçler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı olarak hissedilir” diye devam ederek doğumun rolüne katılır (Klein, 1952, pp. 61-62). En başından beri doğuştan gelen bir korkunun varlığını öne süren Klein, daha da ileriye giderek şöyle yazar, “analitik gözlemlerimin tanıklığına göre, bilinçdışında hayatın sonra ermesi korkusu yatar” (p. 29). Kendisi bu konudaki kararlığında son derece ısrarcı olmuştur ve kariyerinin ilerleyen aşamalarında, küçük çocuklarla ilgili yapmış olduğu “içselleştirdikleri bazı nesnelerin korkutucu karakteri” yorumuyla paralellik göstermiştir (Klein, 1958, p. 241). Bu arkaik canavarlar “ayrıldılar… ve bilinçdışının daha derin katmanlarına düştüler” (p. 241).

Lacan için de travma ile dayanılmaz olan arasında bir bağlantı vardır: Travma Gerçek ile karşılaşmadır – bu hem konuşma hem de yazı dilinde simgeleştirilmesi imkânsız bir deneyimdir. Gerçek, düşünülmesi mümkün olmayan, sembolleştirmenin dışında kalandır. Dolayısıyla; travmatik Gerçek, tanımı gereği, ruh tarafından sindirilemez.

Klein’ın tarif ettiği klinik fenomen, doğuştan gelen bir yok olma korkusudur ve Klein bunu, Freud’un ölüm içgüdüsü teorisine bağlamıştır. Ortada bir yok olma korkusu ve doğuştan gelen yıkıcı bir dürtünün varlığı oldukça açıktır ve her ikisini de Freud’un ölüm içgüdüsü kavramından yola çıkarak türetmiştir. Bion, “önleme” başarısızlığıyla sona eren facia olasılığının, esas ruhsal deneyime veya değişime aralıksız uygulandığını söyleyerek ekleme yapmıştır.

Mesela Lacan, Freud üzerinden giderek, savaş ya da diğer fiziksel faciaların aksine, günlük yaşam travmalarını için bir model önerir. Erken çocukluk döneminde, çocuğun ilk travmatik anını ifade edebileceği kelimeleri henüz kullanamaz, tam da bundan dolayı bu an, temsile dahil olmaz ama daha sonrasında, bu ilk etki iğdiş edilmenin keşfine yol açacaktır. Çocuk bu keşfin Gerçeğini, bir fantezinin hayaliyle örtbas etmeye çalışacaktır. Bu tekrarlayan ezberler daima çalışacak ve böylece ustalaşma ve henüz simgeleşmemiş olanı simgeleme çabasını temsil edecektir: kavraması imkânsız olan Gerçeği. Buna kalkışmak sonunda mutlaka başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Lacan şunu da söyler, “Fantezi tamamıyla birincil bir şeyi, belki de tekrarlanmanın işlevini belirleyen ilk etmeni saklayan bir örtü dışında bir şey olmadığından, gerçeğin yeri travmadan fanteziye döner” (Lacan, 1964). Bir başkasının kusurluluğunu ve eksikliğini gösteren iğdiş edilmeyi keşfetmek, çocuk için kolay değildir. Ayrılığın ve ölümün ihtimalini düşünmek, Ötekinin anlaşılmaz olduğunu fark etmek, ne kişinin istediğinin ne olduğunu bilmesi ne de Ötekinin bize sunduğu alanı bilmemiz durumu, kaygıya sebep olan ana kaynaklardır.

W.R. Bion’un önleme teorisi, özünde ruhsal travmanın olduğu kadar gelişimin de teorisidir. Onun teorisinde, algı aracılığıyla elde edilen dış kaynaklı ya da arzu, kaygı veya öfke gibi iç kaynaklı ham deneyimin kapsama girmesi: yani, adlandırma yoluyla dönüşmesi ve kapsanması gerekir. Bu, onun dilindeki beta, ham, akli olmayan somatopsişik elementlerin imgelem ve hatta düşünce olarak adlandırabileceğimiz ruhsal yapılanmaya hazır hale gelen alfa elementlerine dönüştüğü bir süreçtir. İlk yenidoğan alfa süreci yansıtmalı özdeşleşme aracılığıyla bebekle etkileşim haline giren anne tarafından sağlanır. Çocuksu ham ölüm korkusunu adlandırma ve dönüştürme sürecinde yapılan hata, bebeğe adlandırılamayan bir korku ve kaygı bırakır. Bu, simgeleştirilmemiş deneyimin diğer türlü kaotik dünyasında Lacan’ın dil –imleyen– formülasyonunun ustalaşmasına çok benzer.

Son zamanlarda Lacancı analistler, özneyi Gerçek’ten koruyan şeyin Sembolik alan olduğunu ileri sürmeye başladılar. Gerçek özneden ayrı tutulmadığı zaman, imleyenler arasındaki artikülasyonu bozarak Sembolik olanı “ihlal eder”. Bunun etkisi olarak ise ruhun bünyesinde büyük bir yara açılır. Gerçek tarafından yapılan “ihlal” ruhun meydana getirmek için var olduğu şeyleri yapmasını sekteye uğratır ve engeller: bunlar anlam ve betimlemedir. Analitik tedavi sembolleştirilemeyeni (Gerçeği) sembolleştirme girişiminde özneye yardımcı olacaktır. Bu imkansız bir görevdir ancak, özneyi travmatik tekrar lanetinden kurtaracak olan şey, bu girişimin tam da kendisidir.

Kaynakça:

Klein, M. (1952). Some theoretical conclusions regarding the emotional life of the           infant. In: Envy and Gratitude and Other Works, 1946- 1963 (pp. 61-93). London: Hogarth, 1975

Klein, M. (1958). The development of mental functioning. In: Envy and Gratitude and   Other Works, 1946- 1963 (pp. 236-246). London: Hogarth, 1975.

Lacan, J. (1964). Four Fundamental Concepts of Psychoanalysis, The Seminars of           Jacques Lacan book XI. London: Norton, 1981.

©® Düşünbil (2020)

Yazar: Lionel Bailly
Çeviren:
 Lara Şahin

Çeviri Editörü: Elif Arslan
Kaynak: Klein-Lacan Dialogs, Book, 13.Bölüm


Paylaş
Exit mobile version