Eğer şu an Ichiran restoranlarından birinde yemek yeseydiniz, bu makaleyi okuyor olmazdınız. Aynı şekilde yemekte size eşlik eden biriyle sohbet ediyor ya da başka bir işle daha ilgileniyor olamazdınız. Tek yaptığınız şey, kendi tek kişilik bölmenizde bir başınıza noodle’ınızı ağzınızı şapırdata şapırdata yemek olurdu.

Zen yaklaşımını müşterilerine benimsetmeye çalışan minimalist ramen (Japon mutfağında erişte çorbası) dükkanlar zinciri Japonya ve Hong Kong’da oldukça popüler. 60 farklı yerde günde 24 saat hizmet veriyorlar. 19 Ekim’de Ichiran ABD’deki ilk şubesini açtı ve bütün New Yorklular’ı Bushwick’in hipster bölgesine çekti. Burda koca bir kalabalık depoların gölgesinde bir kase domuz suyuna çorbayla zaman geçirebilmek için bekledi.

Düşünce tam olarak şu: Odaklanmak, yemekten alınan keyfi arttırır. Ichiran “lezzete odaklanma bölmeleri”nde “az etkileşimli yemek yemek” şansını sunuyor. Ichiran bunun “konukları tek başlarına yemek yemeye ve sadece önlerindeki noodle kasesine odaklanmalarına teşvik ettiğini” dile getiriyor.

Yemek yemeye gelen müşteriler geldikleri sırada ya da sipariş verirken dahi hiç kimseyle konuşmuyorlar. Bir ışık paneli uygun olan bölmeleri gösteriyor ve yemek seçenekleri kasıtlı olarak sınırlı tutuluyor. Menüde uzun süre kaynatılmış domuz kemiği çorbası var ve başka da pek bir şey yok. Et suyuna sebze çorbası üç farklı kuvvet derecesinde geliyor ve et suyuna çorba da isteğe göre çeşitli miktarlarda sıvı yağ damlatılarak beş farklı seviyeye kadar zenginleştirilebiliyor. Noodle’lar ise tam önünüzde hazırlanıyor ve beş farklı yumuşaklık seviyesinde yanında birkaç ek malzemeyle servis ediliyor. Müşteriler yaptıkları tercihleri yemek çubuğu kılıfının üzerine basılmış menüden kontrol ediyorlar ve bu kılıf sonra her masada bulunan elektronik göze yerleştiriliyor.
Bir anda, bir kaseyle bir çift el esrarengiz bir biçimde beliriveriyor. Yüzlerde hiç bir ifade yok, buyurunlar ya da teşekkür ederimler yok.

13-ichiran-lede-w710-h473
Eleştirmenler, yemeğin gerçek kalitesi üzerine farklı görüşlere sahipler. Eater’ın uzman yemek eleştirmeni
Robert Sietsema, konuyla ilgili şu sözleri kaleme alıyor: “Burda yediğimiz şey, içinde başka hiç bir şey olmayan, sade bir kase dolusu noodle.” Öte yandan Forbes dergisinde yazan Geoffrey Morrison, Ichiran’ın dünyadaki en iyi ramen yapan yer olduğunu belirtirken, Japonya’daki birçok şubesinin önünde öğlen ve akşam yemek saatlerinde kuyruklar oluştuğuna da dikkat çekti.

Tabi ki ne Asya’da ne de New York’ta ramen dükkanlarının eksikliği gibi bir şey söz konusu değil ve ayrıca birçoğu müşterilerine Ichiran’dan daha fazla seçenek sunuyor. Yani başarılarını perçinleyen sebep muhtemelen sadece noodle’larının ve et suyuna çorbalarının sadeliği değil; aşırı telaşlı dünya içinde sakince içe dönme fırsatı veren, az rastlanır bir imkan sunmaları.

Temmuz’da yayımlanan bir Nielsen Research çalışmasının sonuçları gösterdi ki; yetişkin Amerikalılar için ekran başında geçirilen süre giderek artmakta. Artışlarla bu süre günde ortalama 10.5 saatlere kadar varıyor; bu da geçen yıla göre bir saatlik bir artış demek. İnsanlar haftada 168 saatin üçte birinden fazla bir kısmını bir ekrana bakarak geçiriyorlar ve cihaz alımları da gitgide artıyor. Bu durum yakın zamanda değişecek gibi de durmuyor. Bu arada, Amerikalılar zamanlarının yaklaşık %20’sini sosyal medyada diğer insanlarla doğrudan veya soyut bir şekilde etkileşim halinde geçiriyorlar. Görünürde yalnız olsak dahi, sürekli birileriyle temas halindeyiz.

Belki de durum böyleyken, insanların yemek yemek için bir yandan verimliliğe duyulan postmodern ihtiyacı karşılayan, bir yandan da günün belli bir kısmında tek seferde sadece bir şeyi yapma imkanı bulabilecekleri bir yerin arayışında olmaları çok da şaşırtıcı gelmiyor.

Aslında Ichiran’da öğle yemeği yerken tek bir şey yapıyor gibi değil de aynı anda farkındalık egzersizi de yapıyor gibi oluyorsunuz.

Yazar: Ephrat Livni (@el72champs)
Çevirmen: İrem Tanyeli
Kaynak: Quartz 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Please complete the required fields.