Bilimsel çalışmalara göre; pozitif tutumlar, insanları planlanmamış olaylarla başa çıkabilmesi için daha donanımlı yapıyor. Mutlu değilseniz beyninizi pozitif düşünebilmesi için eğitebilir misiniz?

Sizi mutlu olmaya iten nedir? Çoğu insanda mutlu olma arzusu vardır. Sosyal normlar, hedeflere ulaşmak için iyi çalıştığımızda mutluluğun kendiliğinden geleceğine inandırır. Bir kez bunu yaptığımızda beynimiz mutlu kalmak yerine, başarının neye benzediğinin parametrelerini değiştirir. O zaman daha da mutluluk getirecek umuduyla sonraki başarı için çalışma zamanı gelir. 

Nörobilim ve pozitif psikoloji araştırmacılarının son yirmi yıldır insan memnuniyetine dair yaptığı bilimsel çalışmalarda,  başarı sonucundan ziyade başarı habercisinin mutluluk getirdiği bulunmuştur. Bir kişi doğal olarak mutlu değilse ne olur? Bilim, uzun ömürlü mutluluk yaratmak için beynin eğitilebileceğinin mümkün olduğunu söylüyor. İnsanlar daha çok motive olarak daha yaratıcı ve üretken olabilir. Karşılarına çıkan beklenmedik olaylarla daha iyi başa çıkabilir, hatalardan ve trajik olaylardan kurtulabilir.

Beyin egzerisizlerinin çoğu çevremizdeki iyi olan şeyleri tanımlar ve geleceğe dair olumlu bir bakış açısı barındırır. Uzmanlar bu özelliklere konsantre olanların okul, iş ve sosyal yaşamlarında daha başarılı olduğunu söylüyor. En iyi satanlar listesindeki ‘The Happiness Advantage and Before Happiness’ kitabının yazarı psikolog Shawn Achor şöyle diyor: “Beyin negatif olduğu zaman, kaynakları önünüzdeki sorunlar ve hissettiğiniz olumsuz duygular olmak üzere ikiye ayırır.”

Bu ayırma işlemi önemli bir evrimsel amaca hizmet etmiştir; kavga etme ya da kaçma tepkisi, olumsuz duygular tarafından tetiklenen stres veya algılanan tehditle ortaya çıkar. Ancak Achor ve diğerlerine göre; olumsuz duygular yaratıcılığı bastırır ve kişinin farklı seçeneklerle gelmesini kısıtlayabilir.

Sorun çözümleme için beyin yakıtı

Genişlet ve yapılandır teorisine göre, pozitif duygular kişinin işleyebileceği şeylerin sayısını artırır. Pozitif duygular beyindeki serotonin ve dopamin kimyasallarının salınımını tetikler. Bunların kişinin motivasyonunda motor kontrolü ve yönetici işlevler gibi  çok önemli rolleri vardır. Örneğin; sorun çözümleme, dikkat ve aynı anda birden fazla kavram hakkında düşünebilme gibi.

Bu sinir taşıyıcılarının artışı insanların daha hızlı ve yaratıcı düşünmesini sağlar. Kişinin sorunları çözme ve karmaşık analizleri kullanabilme yeteneğini geliştirir. Bu kimyasallar aynı zamanda insanların sosyal ilişkilerini, entelektüel ve fiziksel becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur.

Achor’a göre bu çalışmalar, pozitif insanların teste girmek gibi stresli bir durumda bile neden daha sakin olduklarını gösterir. Pozitif insanlar çalışma ortamında genellikle daha üretkendir, liderlik pozisyonlarında daha fazla yer alır, iş güvencesi daha iyidir ve iş yerinde hasta olma olasılığı daha azdır. Achor’a göre pozitif düşünceli insanların negatif düşünceli iş arkadaşlarına göre iki yıl içinde promosyon alma oranları % 40 daha fazladır  ve ortalama olarak % 31 daha fazla verimle çalışırlar.

Beyin kaslarını yapılandırma

Bütün bunların söylenmesi yapılmasından daha kolaydır. Ancak pozitif kalmanın anahtarı özellikle olumsuz yaşanan bir  olaydan sonraki dirençlilikte yatar. Psikolojide dirençlilik, kişinin pozitif duruma adapte olma yeteneğini ifade eder. Stresli deneyimlerde beynin nasıl kodlandığını araştıran psikiyatrist ve nörolog  Alex Dranovsky şöyle diyor: “Beyin size devam etmenizi söyler”, “Eğer bir zorluğun üstesinden gelirseniz, bunun nedeni dirençliliktir; beyindeki farklı yapılar bunu yapmanıza izin verir.”

Dranovsky’e göre insanların bir çoğu dirençlilik ölçeğinde ortalarda bir yerde yer alır ama bu geliştirilebilir. Araştırmalara göre; beyin, kişinin yaşamı boyunca yeni sinirsel bağlantılar kurma yeteneğine sahiptir. Bu kapasiteye Nöroplastisite denir (Çeşitli iç ve dış uyaranlara bağlı olarak beyindeki nöronların ve bunların oluşturduğu sinapsların yapısal özellikleri ve işlevlerindeki değişiklikler olarak tanımlanabilir). Beyin hasarından kurtulma olayından entelektüel gelişmeye kadar birçok şey üzerinde geniş çaplı etkileri vardır.

Beyin kaslar gibi çalışır; eğitilirse daha güçlü hale gelebilir. İnsanlar bir beceri öğrenip kullandığı zaman, beyinde o beceri ile ilgili kısım çalışır. Beyinde mutlulukla ilgili bölümü eğitebilen, anlık veya uzun soluklu pozitif tutuma götüren yollar vardır. Bunlardan bazıları; pozitif günlük tutmak, meditasyon yapmak, rastgele iyilik eylemleri ve sağlam sosyal ilişkiler sürdürmektir.

Pozitif günlük tutma yöntemlerden biridir; 21 gün boyunca her gün minnettar kaldığınız üç yeni şeyi yazmaktır. Bu, sürekli takdir edilecek şeyleri aramak için beynin uyanık olmasını eğitir. Pozitif psikolojinin babası olarak kabul edilen Martin Seligman, minnettarlığın iyimserliğin düzeyini, mutluluğu ve memnuniyet duygularını arttırdığını bulmuştur.

Rastgele iyilik eylemleri de beyni eğitir. Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, her gün farklı kişiler için onları öven kısa bir e-posta yazmak göndericiyi mutlu kılıyor ve onların sosyal iletişim yüzdelerini arttırıyor. Sosyal bağlılık büyük bir mutluluk belirleyicisidir ve sağlık anlamında faydaları vardır.

Colorado Boulder Üniversitesi’nde sevgi nörolojisini inceleyen Yoni Ashar şöyle diyor: “Diğer insanlara bağlı olma sevinci biz insanlık için esastır ve beyin bu bağlantıları desteklemek için güçlü bir biçimde organize olur.”, “Birbirine bağlı olmak; refahın, pozitif duyguların, fiziksel ve ruhsal sağlığının önemli bir kaynağıdır.”

Yazan: Julianne Chiaet
Çeviren: Meltem Çetin Sever
Kaynak: The Guardian

Please complete the required fields.