Beynin oyunu

Shakespeare’in 1587 ile 1612 yılları arasındaki çeyrek asırda yazdığı edebi eserleri, İngilizcenin dil olarak büyük bir gelişme aşamasından geçtiği bir döneme rast geldi. Erken Modern İngilizcenin epey akıcı olması, Shakespeare’in yeniliklerine muazzam bir alan sağlamıştı. 

Shakespeare tüm oyunları, soneleri ve anlatı şiirlerinde 17.677 sözcük kullandı. Bu sözcüklerin yaklaşık 1.700’ü, yani neredeyse yüzde 10’u kendi uydurduğu sözcüklerdi. Shakespeare yeni sözcükler üretirken sözcüklerin cümle içindeki kullanımlarını değiştirdi, ön ekler ve son ekler kullandı, sözcükleri birleştirdi, yabancı dillerden sözcükler aldı ya da günümüzde Snoop Dogg gibi rapçilerin yaptığına benzer şekilde hiç yoktan sözcükler uydurdu (Bir diğer örnek de HBO’nun The Wire isimli dizisindeki günlük dile yedirilen argodur).

Parlak Fikir Ne?

Eskiden yapılan beyin deneylerinin çoğu kusurlar üzerindeki çalışmalardı ve beyindeki bir sağlık sorunu kullanılarak bu sorunun etkileri gösterilirdi. University of Liverpool İngilizce Fakültesi’nden Profesör Philip Davis ise beyin araştırmalarına farklı bir açıdan yaklaşıyor. Profesör Davis, “işlev kaymaları” adını verdiği bir olgu üzerinde çalışıyor; bu çalışmalar Shakespeare’in yaratıcı hatalarının “zihindeki yolları değiştirdiğini” ve beynin yapabileceklerine dair “olasılıklar yarattığını” gösteriyor. Shakespeare’in yaratıcılığı – özellikle bir sözcüğün cümle içindeki kullanımını değiştirmek gibi kasıtlı söz dizimi hataları – kafamızı karıştırmak yerine bizi heyecanlandırır.

Davis, beyin görüntüleme ile ilgilenen bilim insanlarının da yardımıyla, beynin cümleleri nasıl işlediğini anlamak için nörolinguistik deneyleri yapmış. Deneylerde beyinleri görüntülenen insanlara dinletilen cümle türleri değiştikçe insanların tepkileri de farklı olmuş. 

Beynin ölçülen tepkilerinden birine N400 adı veriliyor ve bu tepki, beyinden bir düşünce ya da algılama geçtikten 400 milisaniye sonra ortaya çıkıyor. Bu tepki olağan kabul ediliyor. Öte yandan P600 tepkisinde, beyinden oldukça farklı bir düşünce ya da algı geçtikten 600 milisaniye sonra beyin faaliyetinde bir yükselme görülüyor. Davis, P600 tepkisini, “Hayret Etkisi” olarak tanımlıyor; o anda beyin heyecan duyuyor ve “tereddütlü bir bilinç durumu”na geçiyor.

Shakespeare’in P600 tepkilerini ortaya çıkarmada usta olduğunu ya da, Davis’in Big Think’e söylediği gibi, Shakespeare’in “Elizabeth Çağı edebiyatında bunun belirgin bir örneği” olduğunu söylesek kimse şaşırmaz herhalde. Deney aşağıdaki gibi görünüyor:

brain-functional-shiftkjh

Peki, şiirsel dil sıradan dilden ne kadar farklı ki? Shakespeare’in sözcüklerin cümledeki görevlerini değiştirdiği aşağıdaki örneklere bakalım:

Sıfat, fiil yapılmış: ‘Thick my blood’ (Kış Masalı’ndan) (ç.n. – dizenin anlamı “kanımı koyult”. Aslen sıfat ve Türkçe karşılığı “koyu” olan “thick” sözcüğü hiçbir ek kullanılmadan fiil gibi kullanılmış)

Zamir, isim yapılmış: ‘the cruellest she alive’ (On İkinci Gece’den) (ç.n. – dizenin anlamı “yaşayan dişilerin en zalimi”. Aslen zamir ve Türkçe karşılığı dişil “o” olan “she” sözcüğü, “dişi” anlamında isim gibi kullanılmış)

İsim, fiil yapılmış: ‘He childed as I fathered‘ (Kral Lear’dan) (ç.n. – dizenin anlamı “Ona kızları yaptı yapacağını, babam da bana”. Aslen isim ve Türkçe karşılıkları sırasıyla “çocuk” ve “baba” olan “child” ve “father” sözcükleri fiil gibi çekimlenmiş)

Davis’in deneylerinin gösterdiği gibi, beyin bu “söz dizimi ihlalleri”ni reddetmek yerine kabul ediyor ve bu “dil bilgisi gariplikleri” deneyimi beyne heyecan veriyor. Beynin hangi bölümlerinin isimlerden hangi bölümlerinin fiillerden sorumlu olduğu henüz tam olarak bilinmiyorsa da Davis’in söylediğine göre kendi araştırması, işlev kaymasının uyarıcı etkilerinin sebep olduğu “tereddüt anında” beynin “ilgili sözcüğü hangi bölüme göndereceğini” bilmediğini gösteriyor. 

Neden Önemli?

Davis’e göre “beyni canlı tutmak için” yaratıcı dile ihtiyacımız var. Günümüzde, ister madde madde yazılsın ister basit cümleler şeklinde, dilimizin büyük ölçüde tahmin edilebildiğine dikkat çekiyor. “Biri daha cümlesini tamamlamadan ne söyleyeceğini genellikle anlarsınız,” diyor. “Bu da beyninizin yavaş yavaş köreldiğini gösteriyor.”

Davis, araştırmasının diğer alanlardaki uygulamalarından da söz ediyor; örneğin bunama tedavisi. “Depresyon ve bunama hastaları için yüksek sesle bir şeyler okumayı içeren tedavi yöntemleri bulabilmeyi umuyorum.”

Hal böyle iken Davis öncelikle bir edebiyat profesörü sayılır. Deneylerinde tespit ettiği beyin tepkilerinde görülen zihinsel faaliyet artışının, Shakespeare’in oyunlarının okuyucular ve seyirciler üzerinde neden bu kadar etkili olduğu sorusuna verilebilecek yanıtlardan biri olduğunu savunuyor. Shakespeare’i Shakespeare yapan, diyor Davis, şairin “yıldırım hızıyla” mecaz üretip “beyin oyunları” yazma yeteneği.

Dersimiz:

Kafanıza birkaç tane elektrot yerleştiremiyorsanız aşağıdaki dört cümleyi okuyun ve en çok hangisini sevdiğinize karar verin.

  1. O yaşlı, o mübarek adamı çileden çıkardınız.*
  2. O yaşlı, o mübarek adamı kömrettiniz.*
  3. O yaşlı, o mübarek adamı taşırdınız. *
  4. O yaşlı, o mübarek adamı delittiniz.*

Bu deney işe yaradıysa sonuçlar şöyle olmalı: Birinci cümle olağan beyin tepkisine neden olmalı. Beyin bu cümlenin anlamlı olduğunu fark ediyor; ikinci cümleyi ise beyin reddediyor. Üçüncü cümle, (“kömrettiniz”) hem N400 hem de P600 tepkilerini ölçüyor çünkü hem dil bilgisi hem de anlam hataları olan bu cümle saçmalıktan başka bir şey değil. Dördüncü cümle ise Kral Lear metninden işlev kaymasına bir örnek. Beyniniz artık Shakespeare gibi düşünüyor. 

* Uyarlanarak çevrilmiştir.

Yazar: Daniel Honan
Çeviri: Burçin İçdem
Kaynak: Big Think 

Please complete the required fields.