Suriye, 4. ve 5. yüzyıllarda, amacı antik Yunan felsefi öğreniminin Hristiyan değerler çerçevesinde entegrasyonu olan önemli bir çeviri hareketine ev sahipliği yapıyordu. Bu girişim karakteristik olarak çoğunlukla Aristocu olsa da Platon’un metinleri ve genel olarak Platoncu geleneğe ait metinler de ilgi gördü. Süryaniceye çeviriler, Yunan felsefesinin Arap dünyasında yayılması için kullanılan araçlar haline geldiler.

İskenderiye, yüzyıllardır Yunan kültürünün merkeziydi ve antik çağın en önemli felsefi okullarının bazılarına ev sahipliği yapıyordu. Aristocu çalışmalar, Yeni-Pisagorculuk ve Yeni-Platonculuk, Atina’da felsefi okulların kapanmasından sonra bile, İskenderiye’de yeşermeye devam ettiler. Yaklaşık olarak aynı dönemde, Suriye, Yunan düşünce şeklini yeni bir kültürel ve entelektüel zemine adapte etmek bağlamında İskenderiye’nin ezeli rakibi olarak ortaya çıktı. 4. yüzyıla doğru, erken Yunan kilise yazıları, Edessa ve Nisibis ilahiyat okullarında Süryaniceye çevriliyordu. Bunları 5. yüzyılda açık bir şekilde Aristocu ve Yeni-Platoncu akımları açık bir şekilde yeğleyen felsefi metinlerin çevirileri takip etti, o kadar ki sonraki, Aristocu metinlerin yorumlanmasını sağladı. Persler de Sassanid hanedanlığı döneminde (224-651), antik Yunan felsefi metinlerini çevirmeye çalıştılar. Süryaniceye çevirilmiş en önemli antik Yunan metinleri arasında, nihayetinde Aristocu mantığı anlama ve yorumlama çabasını temsil eden, Aristo’nun mantık üzerine olan çalışmaları ve Yeni-Platoncu bir filozof olan Porphyry’nın Giriş (Isagoge) adlı eseri bulunmaktaydı.

Süryanice çeviri hareketinin en önemli figürlerinden biri, aynı zamanda İskenderiye’de yaşayan Yeni-Platoncu filozof Ammonious Hermiae’nin öğrencisi olan Sergius of Rehania’idi (536). Ammonius uzun bir süre boyunca Atina’da Proclus’un himayesinde çalıştı. Sergius, Porphyry ve Galen’in çalışmaları üzerine yoğunlaştı, onlar tarafında yazılan bir sürü metini ve aynı zamanda Paltoncu felsefe üzerine çalışan ve yorumlayan diğer antik yazarların metinlerini de çevirdi ve yorumladı. Batı Avrupa’da Boethius’un yapmaya çalıştığıyla benzer olarak ve aşağı yukarı aynı zamanda Sergius da Platon’un tüm eserlerini Süryaniceye çevirmeyi tasarladı.

Suriye bölgesi Araplar tarafından ele geçirildiğinde, Araplar Suriyeli çevirmenlerin antik Yunan hakkındaki bilgilerinden yararlandılar ve onları çalışmalarına devam etmeleri için teşvik ettiler. Bağdat’ta, Nestorian Hristiyanı Hunayn ibn Ishaq ve oğlu Ishaq ibn Hunayn önderliğinde, Platoncu ve Yeni-Platoncu metinler dahil olmak üzere antik Yunan edebiyatının önemli bir bölümünü Arapçaya ve Süryaniceye çevirildi. Daha spesifik olmak gerekirse, Timaios, Kanunlar ve Sofist eserlerini çevirmekle kalmadılar, aynı zamanda Devlet’i özetleyip, yorumladılar. Timaios’un siniopsisini ve büyük bir olasılıkla Platon’un Sofist, Parmenides, Cratylus, Euthydemos, Devlet Adamı, Devlet ve Yasalar’ını (hepsi esasen Galen tarafından derlendi), Galen’in medikal-filozofik tezleri ile birlikte aynı zamanda Porphyry, *Iamblichus, Proclus, *John Philoponus, Nemesius, *Olympiodorus‘un ve diğer birçok yazarın çalışmalarını çevirdiler. Bu sayede Süryanice ve Arapça konuşan okurlar Platoncu felsefe ile tanıştılar. Daha az bilinen diğer gruplar, –her biri geç antik dönem Atina ve İskenderiye okullarında önemli filozoflar olan– Plotonius‘u, Enneads‘ı ve onlarla birlikte Syrianus, Simpicius, David, Elias ve Stephanus‘un felsefi yorumlarını çevirdiler. Platon’un ve Platoncu çalışmaların Süryaniceye çevirileri Arap dünyasının felsefi eğitimine açık bir şekilde katkı sağladı ve Arap felsefesinin platoncu bakış açısını yoğun bir şekilde benimsemesine ön ayak oldu.

Metinsel Kaynaklar

Bir sürü insan farkındadır ki Yunan felsefi bilgisi Arapça aracılığıyla Müslüman İber yarımadası üzerinden Ortaçağ Batı Avrupa’sına geçmiştir. Çok az bilinen bir başka gerçek ise, Yunan felsefesi, tıbbı ve biliminin Arap dünyasına direkt olarak ulaşmasındansa, Süryaniler aracılığıyla Arap dünyasında yer edindiği gerçeğidir. Aristoteles ve diğer düşünürlerin eserlerinin Süryanice’ye çevirilerinin izini 5. yüzyıla kadar sürebiliriz; ama çoğunlukla, o zamanlar Abbasilerin başkenti olan Bağdat’ta çalışan Hristiyan Süryanilerinin 9. yüzyılda yaptıkları çalışmalar sayesinde bu alışveriş gerçekleşmiştir. Bu çevirmenler arasında en ünlülerinden biri, nasıl çalıştığıyla ilgili ilginç bilgiler vermiş olan Hunain ibn Ishaq’dır ( -873): Hunain, en iyi ve eski Yunan el yazmalarını topladıktan sonra ilk başta çevirileri Yunancadan Süryaniceye ancak bundan sonra Süryaniceden Arapçaya yapardı. İlk bakışta fazla ağır işler gözüken bir yönteme başvurmasının sebebi, Süryanicenin arkasında sahip olduğu 500 yıllık bir çeviri geleneğinden kaynaklanıyordu. Oysa ki, Arapçada böyle bir gelenek mevcut değildi, bu da Hint-Avrupa Yunancasını Semitik Arapçaya çevirmenin en kolay yolunun, başka bir semitik dil olan Süryanicenin kullanılması anlamına geliyordu… Böylece şu ortaya çıkıyor ki Süryanice bilgisi, Araplar arasında Aristocu felsefenin çalışılması için arka planda vazgeçilmez bir yere sahipti.

Bu çevirmenlerin çalışmaları sayesinde hem Arapça hem de Süryanice, orijinal metinlerin kaybolduğu göz önüne alındığında, Yunan filozofik ve tıbbi eserlerinin günümüze kadar korunmasını sağlamıştır.

Yazan: Georgios Steiris
Çeviren: Eran Erarslan
Kaynak: Encyclopedia of Plato

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. Düşünbil Portal’da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.

Please complete the required fields.