Paylaşmak güzeldir..

Başlığın sadece gerginlik içerdiğini düşünüyorsanız. . . bu basit düşünmek olur. Kimsenin bunun haklılığını inkâr edeceğini düşünmüyorum gerçi. Alfred Hitchcock, Sigmund Freud’un büyük bir fanı. Kendinize bunu hatırlatın.

Oh, evet. . . tabi ki burada bazı spoilerlar göreceksiniz. Minimum tutmaya çalıştım ama. . . Bilirsiniz işte.

Vertigo temel olarak duygusallık veren ve iki (teknik olarak üç) ilişkiyi, işlevsiz hisleri, takıntıları yok eden kötümser bir ders. Ve tabi ki bir alametifarikası var, Scottie’nin fobisi. Scottie’nin dengeli bir hayatı olsaydı, durumuna yardım edilebilirdi. Neyse, Watson ve Hitch Lady ile dersten sonra konuştuğumuz fikirleri daha derinlemesine düşünmeye karar verdim. Yani bu benim Freudyen psikolojiden anladığım kadarıyla filme bakışım, artı olarak Vengeful Cynic’in bazı eğlenceli katkıları var. (Filmin sonu ile ilgili anlaşamadık ama yine de onun görüşlerine yer verdim çünkü Freud da onun gibi düşünürdü)

Filmin en başında Scottie’nin çatılardan çatılara atladığını görüyoruz. Polisle beraber bir adamı yakalamaya çalışıyorken yüksekten korktuğunu öğreniyoruz. Tabi ki Scottie’nin kastrasyon anksiyetesi* var. Bir erkek olarak rolüne tam uyan şekilde kendini gerçekleştirmek için suçluları kovalaması, işinin önemli bir parçası (evli değil… bunu biliyoruz). Eğer bunu layığı ile yerine getiremiyorsa, bu iktidarsız olduğunun işareti. Onu kurtarmaya çalışan polisin düşüşünü engelleyemeyişi de hadım edildiği anlamına geliyor.

Bu noktada hayatında bir kadın var ve daha sonra ikincisi de oluyor. İlki Midge, Scottie’nin bastırılmış cinselliğini tetikliyor ama onunla olan ilişkisi bu tehdidi desteklemiyor. Çoğunlukla bir anne figürü gibi görünmeye çalışıyor (filmin sonraki kısmında direk olarak kendini: “Anne burada.” şeklinde tanımlıyor) ama aynı zamanda hikâyedeki özgür kadın da o. Kendine yeten, geçimini kendi sağlayan ve pek çok yönden hayatla Scottie’den daha iyi başa çıkabilen biri. Üniversitedeyken nişanı atan o olmuş (şimdi yeniden denemek istese de) ve belki Scottie bu reddedilişin etkilerini hiç atlatamamıştır. Ciddi bir sorunu yok ve onun filmdeki en düzgün karakter olduğunu düşünüyorum. Tabi ki -penis kıskançlığı- dışında. Burada kadınlar ile Freud’un teorilerini baş başa bırakıyorum.

Sonra Madeleine sahneye çıkıyor. Birbirlerinin yüzlerini bile görmeden önce, ilişkilerinin en başında Scottie’den onu takip etmesi ve koruması isteniyor. Madeline onun cinselliğini tetiklemekten öte, ona bu hadım deneyiminden kurtulmak için başka bir şans veriyor. Başlarda işinin önemli kısmı aralarındaki mesafeyi korumak. Bu onu güvende hissettiriyor. Görevini tamamlaması için verilen bu ikinci şansın önemini kadının ne kadar yardıma muhtaç olduğunu görünce anlıyor ve Madeleine’in San Francisco körfezinden kendini atışında doruğa ulaşıyor. İşte bu Scottie’nin baş edebileceği bir olay ve ediyor da. Kendini gerçekleştirmek için adım atıyor ve tatlı, yardıma muhtaç bir kadını kurtararak erkekliğini geri kazandığını hissediyor. Ve onu soyup kendi yatağına yerleştiriyor. Bu direk kadının varlığı ile bağlantılı olan ruh durumunun veya cinselliğinin mi belirtisi? Ya da ona körkütük aşık mı oldu?

Ama kadın hala güvende değil, adam da tam olarak kendini gerçekleştirebilmiş değil. Aralarında bu çekim olduğu sürece onu korumak zorunda ve kadının deliliğine sebep olan şeyi öğrenmeye kafayı takmış halde. Ve felaket geliyor. Erkekliğini geri kazanma savaşına hazır olmadan önce kadın ondan çabuk davranıyor ve çan kulesine çıkıyor. Ve evet kule uzun ve ince. Yani penisin doğadaki bir karşılığı gibi. Onu tepeye kadar takip edemiyor ve kadın ölüme atlıyor. Scottie şimdi tamamen harap ve kadının ölümünün soruşturmasını (veya her ne ise) yapan yaltakçı adam onun ne durumda olduğuyla kesinlikle ilgilenmiyor.

Ve Scottie kendini tamamen dünyaya kapalı bir akıl hastanesinde buluyor. Midge de onun duvarlarını yıkamıyor ve hala Madeleine’e ”aşık” olduğunu anlıyor. Depresyondan çıkışı bilmediğimiz bir süre içinde yavaşça gerçekleşiyor. Madeline’le daha önce karşılaştığı yerleri ziyaret ettikçe “fallik bağımlılık” belirtilerini güçlü bir biçimde göstermeye başlıyor (biraz sembolik biraz tıbbi olarak). Sonra Judy ile tanışıyor, benzerliği hemen fark ediyor ve bağımlılığın dozu anlaşılıyor. Kaybettiği erkekliği geri kazanmak adına, onu Madeleine’e benzetmek uğruna duygularını hiçe sayarak Judy’e bir obje gibi davranışı, bu savaşının onu nasıl obsesif depresif bir hale soktuğunu gösteriyor.

Ve bir şok ile onun aslında Madeleine olduğunu öğrendiğinde, onu acil bir şekilde tutup kolundan götürüyor. Aralarında az ama öz bir arzu patlamasının olduğu çan kulesine kadar sürüklüyor ve tepeye çıkmaya zorluyor (onun rızası olmadan). Rahibenin gelişi ile (kadın iffetinin sembolü) kadın bu yüksekliğe dayanamıyor ve aşağı atlıyor. Scottie de en uca kadar geliyor. Artık yükseklikten korkmuyor ve arkasındaki iffetli kadının varlığından da çekinmiyor. Bu koşuşturmadan yoruluyor ama aynı yanındaki çanın çalışı gibi o da sonunda -tatmin oluyor-. Filmin sonunda o da kazandığı zaferle birlikte dimdik ayakta.

Hay ben böyle işin… Bir daha hiçbir Hitchcock filmini bu gözle izleyemeyeceğim. Bu cidden canımı yakıyor. . .

*Kastrasyon Anksiyetesi: Freud’a göre küçük erkek çocuk, annesine karşı duyduğu ödipal istekleri nedeniyle, penisinin kesilmesi korkusunu bilinçdışında yaşar. Buna psikanalitik dilde kastrasyon (hadımlık) endişesi denmiştir.

Yazar: Jared Wheeler
Çeviren: Ömer Murat Urhan
Kaynak: moviegoings.com

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

Düşünbil Portal, bilim, felsefe ve psikanaliz alanlarında yazılı ve görsel içerikli makale, deneme ve çeviri yayınlayan çok içerikli bir portaldır. Genel okur-yazar kitlenin bilinçlenmesini ve farkındalık kazanmasını amaçlamaktayız. “Düşünen her insan gençtir” vizyonu ile her genç insana hitap etmeyi amaçlayan Düşünbil Portal, dergi ve etkinliklerle bu amacını geliştirmektedir.

Comments are closed.