Paylaşmak güzeldir..

Bir grubun açıklamalarıyla sessizce hemfikir olduğunuzda, mutabakata varmak sizi nasıl değiştiriyor? Asıl görüşlerinizi sürdürebiliyor musunuz yoksa anlaşmaya varmak dünyaya bakış açınızı değiştiriyor mu?

Bu günlerde klasiklere olan ilgi tavan yaptı. Sahte haberler ve alternatif gerçeklerle ilgili tartışmalar ile George Orwell’in 1984’ü en çok satanlar listelerinin başına yükseldi. Ben de bu hafta bir klasiği yeniden okudum: Solomon Asch’in Studies of Independence and Conformity isimli araştırmasını. Peki, beni bu klasik psikolojik araştırmayı yeniden okumaya yönelten neydi? Washington Post’da yayınlanan bir araştırma haberi. (Brian Schaffner ve Samantha Luks, 25 Ocak tarihli)

Washington Post araştırması,Trump’ın yemin töreni ve Obama’nın 2009’daki göreve başlama merasiminde çekilmiş fotoğraflar ile ilgiliydi. Sanırım, bu fotoğrafları şimdiye kadar görmüşsünüzdür. (Ancak WaPo makalesine olan bu bağlantıya bir göz atarsanız, fotoğrafları yeniden görebilirsiniz.) Fotoğraflar, kalabalığın büyüklüğü ile ilgili çeşitli iddialara yol açtı. Açık konuşalım: Ortada nesnel bir gerçeklik var. Obama’nın 2009’daki göreve başlama törenine Trump’ınkinden daha fazla insan katıldı. Bununla başlamalı ve bir fotoğrafta diğerinden çok daha fazla insanın bulunduğunu açıkça belirtebilmeliyiz. Bu açıklamadan memnun değilseniz veya siyasi açıklama yaptığımı düşünüyorsanız bile, lütfen okumaya devam edin. Söz veriyorum, değinmek istediğim mesele, bazı politik perspektifler hakkında bir şikayetten daha genel mahiyetli bir konuya değiniyor.

Araştırmacılar, kalabalığın büyüklüğü üzerine yapılan deneyin iki farklı versiyonunu yürüttü. Birinde, insanlara her iki fotoğrafı da göstererek hangisinin Trump’ın göreve başlama töreninden bir görüntü olduğunu sordular. Trump seçmenlerinin %41’i Obama yeminindeki kalabalığın, Trump’ın törenine ait görüntüler olduğunu iddia etti -ki bu Clinton seçmenlerinin ve çekimserlerin de yaptığı bir hataydı. En azından biraz ilginç. Zira Trump seçmenleri, adayları için daha büyük kalabalık toplandığını iddia etti.

Fakat ben anketin diğer versiyonunu daha ilginç buldum. Bu versiyonda, araştırmacılar, fotoğrafları doğru şekilde etiketlediler ve insanlara hangi resimde daha büyük bir kalabalık olduğunu sordular. Neredeyse hiçbir Clinton seçmeni ya da çekimser hata yapmadı – Obama yeminindeki manzarada daha fazla insan olduğunu fark ettiler. Şaşırtıcı şekilde, Trump seçmenlerinin %15’i, Trump merasimine ait resimde daha fazla insan olduğunu belirttiler.

İnsanları bu hatayı yapmaya iten ne olabilir? Makalede, Schaffner ve Luks, bu durumun insanların kendi siyasi pozisyonlarını desteklemek için kasten yanlış cevap vermelerinden kaynaklandığını ileri sürüyorlar. Sonuçta, biri bu fotoğraflara bakıp gerçeği nasıl başka bir şekilde görebilir?

İşte tam da bu yüzden hafta sonu Solomon Asch okudum. Asch bu konuya farklı bir açıklama getiriyor.

Bağımsızlık ve riayet üzerine olan çalışmalarında, Asch, tek bir bireyin algısal muhakemesini, farklı bir kanıda hemfikir olan bir çoğunluğun takdiriyle karşılaştırırdı. Bu kanı, belirsiz bir şey ile ya da makul insanların katılmayacağı bir durumla ilgili değildi. Bu yargılar, “çevredeki basit, dolaysız ve açık mesele”lerle ilgiliydi (Asch, 1956, syf. 1). Asch insanlardan çizgilerin uzunluğunu değerlendirmelerini istedi. Asch’ın kullandığı algılamalı kararlardan birini yeniden çizdim. (Bknz. resimler). Bu durumda standart olarak 7.6 cm’lik bir çizgi vardı ve görev de bu çizginin hangi diğer çizgiyle eşleştirildiğine karar vermekti. A çizgisi 9.5cm uzunluğunda, B çizgisi 10.7 cm ve C çizgisi 7.6 cm uzunluğundaydı. Bu, kendiniz karar verirseniz, kolay bir iştir.

Ancak, bakış açınızı açıklama sırası size gelmeden önce, gruptaki herkes birbiri ardına aynı yanlış cevabı seçtiğinde kararınıza ne olur?

Asch’in bazı ‘suç ortakları’ (araştırmacıyla çalışan insanlar) da testlerin bir kısmında aynı yanlış cevabı seçtiler. Altı kişi cevabını gerçek deneysel katılımcıların önünde sözlü olarak verdi. Suç ortaklarının doğru cevabı verdikleri bir sürü test var. Asıl soru, herkes aynı yanlış cevabı seçtiğinde, gerçek katılımcıların nasıl karşılık verdiğidir. İnsanlar, çoğunluğa karşı yalnız kaldıklarında genellikle çoğunluğu takip ederek yanlış cevaba yöneldiler. Ortalama olarak, insanların yanlış çizgiyi seçme oranı %33’dü. Çok az insan da asla çoğunluğu takip etmedi.

Bu uydumculuk, kalabalığın yargısıyla yüksek oranda benzeşir. Eğer Trump seçmenleri, birkaç kişinin Trump için toplanan kalabalığın daha fazla olduğunu söylediklerini duyduysa, bu onları yanlış karara varmaya yönlendirmiş olabilir.

Asch aynı zamanda, anket sonrası mülakatlar da yaptı. Bu mülakatlar da bazı çok önemli bilgilere ulaşılmasını sağladı. Deney sırasında bazı insanlar çoğunluğun yanlış yaptığını hissettiler. Bu, onların rahatsız hissetmesine neden oldu. Olayları neden aynı şekilde görmediklerini merak ettiler. Bir yanılsama içinde olmaktan endişe ediyorlardı. Bu kişilerden bazıları kendi yargılarından şüphe etmeye başladıklarını belirttiler. Yanlışı seçen bir kalabalığın içinde hatasız olan birey olmak insanları çoğu kez mutsuz etti.

Birçokları ne gördülerse onu bildirdiklerini belirttiler. Bu da kalabalığa uymaktan çok daha derin bir şeye delalettir. Onlar yanlış cevaba inandılar. Hata yaptıklarını düşünmediler.

Bu hata, esas itibariyle, neyin doğru olduğuna dair kendi anlayışınızı koruduğunuz halde yanlış cevap vermekten farklıdır. İnsanlar bazen, kendi gözlerinin gördüğü şeyler yerine, tamamıyla yalan söyleyen suç ortaklarına inandılar. Diğerlerinin yargılarının, direkt görsel bilginin yerini almasına izin verdiler.

Asch, yanlış bilgileri kabul etmenin uzun vadeli sonuçlarını araştırmazken, diğer araştırmacılar tam da bunu yaptı. Basitçe açıklamak gerekirse: İnsanlar gerçek olan yerine yanıltıcı bilgileri hatırlar. Birçok kişi, daha önce fotoğraf kanıtlarına bakmış olmalarına rağmen, Trump’ın açılışına muhtemelen daha fazla kişinin katılmış olduğuna ikna oldular. Bu, çoğunluğun tekrarladığı yalanlar karşısında riayetin (uyumun) gerçek gücüdür.

Bu uyumluluk örneği Trump seçmenleriyle ilgili olmasına rağmen, araştırmanın sonucu tüm insanların muhafazakârlar ve liberaller; Cumhuriyetçiler ve demokratlar yargısını etkileyecektir. Riayet, bilişsel bir başarısızlıktır. Çoğunluk görüşleri, özellikle de tekrarlandıklarında, herkesin zihnini etkileyecektir. Bu nedenle, eleştirel düşünceyi sürekli öğretmek ve pekiştirmek zorundayız. Akılcı düşünce ve söylemle meşgul olmak istiyorsak, gerçekleri kabul etmeliyiz. Alternatif gerçeklere dair olguları gösterebilecek insanlara sürekli olarak seslenmeliyiz.

Bu yüzden klasikleri tekrar okudum. Bilişsel bir psikolog olan Solomon Asch’ın eseri, şu anda insana inanılmaz derecede modern gelen bir klasiktir.

Bibliyografi
Asch, S. E. (1956) Studies of independence and conformity: !. A minority of one against a unanimous majority. Psychological Monographs: General and Applied, 70.

Yazar: Ira Hyman
Çeviren: Zeynep Şenel Gencer
Kaynak: Psychology Today

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.


Paylaşmak güzeldir..

İÇERİK SAĞLAYICI

11 Ekim 1980’de Antalya’da doğdu. Mühendis bir baba ve doktor bir annenin tek kızıdır. Eğitim öğretim hayatını İstanbul’da tamamlayan Gencer, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümünü bitirdikten sonra, eğitimine New York Film Akademi’de devam etti. 2008 yılından beri çeşitli platformlarda çeviri ve sinema eleştirileri ile yer almakta. Evli ve bir çocuk annesi olan Gencer, David Guetta hayranı. Gerilim ve cinayet romanları okumaktan hoşlanıyor.