I. yüzyılda, Bath şehrinde, yıkanırken kıyafetlerinin çalınmasının utancını yaşayan kişiler, yardım için kimi çağıracaklarını tam olarak bilememişlerdi. Roma hamamlarının sıcak ve soğuk banyoları ile pırıl pırıl havuzlarını yöneten tanrıça Sulis, iyileştirme yeteneğiyle tanınmasına rağmen aynı zamanda dikkate değer bir intikam alma gücüne de sahipti. Kazılar sırasında yüzden fazla antik lanetleme tableti çıkarıldı ve bunların birçoğu, tanrıça Sulis’in diğer insanların mallarını çalanları cezalandırması için güçlü sözlerle yazılmış yalvarışlardan oluşuyordu. Hırsızlar, dikkat edin!

Sulis, Londra’daki British Museum’da Feminine Power adlı yeni [19 Mayıs 2022 – 25 Eylül 2022] ve iddialı bir sergide yer alan bir dizi tanrıçadan sadece biriydi. Binlerce yıl boyunca altı kıtadan gelen tanrıçaların ve saygın figürlerin öneminin incelendiği bu sergi, ilahi yüzlerde olduğu kadar kapsam bakımından da zengindi. Mısır tanrıçası Sekhmet [1]’ten Hindu Kali [2]’e, Japon Kannon [3]’dan Meksika tanrıçası Coatlicue [4]’ye kadar hepsi, galeriyi Roma tanrıçası Minerva [5]’nın yerel bir tezahürü olan Sulis ile paylaşıyordu.

Bu tanrıçalardan kaçına görünüşte çelişkili nitelikler için tapınıldığı ise oldukça çarpıcıdır. Tıpkı Sulis’in intikam alma gücünün yanı sıra iyileştirici güçlerle de tanınması gibi Antik Mezopotamya’dan Inanna da hem cinsellik hem de savaş tanrıçası olarak görülüyordu. Eski bir ilahi, onu savaş alanındaki insanlara ölüm ve onların geride bıraktıkları hanelere yas getiren korkutucu bir tanrıça olarak tanımlarken diğer yazılarda ise Inanna, tercih ettiği ölümlülerde ilham verdiği cinsel gücü ile ünlüydü. Sümer kralları, savaşta Inanna’nın korumasını almak için kendilerini onunla yatar gibi hayal ederek her iki dünyanın da en iyilerini birleştirmek için ellerinden geleni yaptılar. Bu, belki de kısmen, onun otoritesine karşı duydukları korkularını azaltmanın bir yoluydu.

Tanrıçaların yeryüzündeki cinsiyetler arasında kurulan toplumsal sınırları aşma yeteneği, onları çoğu ölümlü kadına üstün kılan başlıca şeylerden biriydi. Erkekleri kadına, kadınları da erkeğe dönüştürme gücüne sahip olduğu söylenen Inanna’nın, bazen kendisi de erkek olarak tanımlanırdı. Sergiye katkıda bulunan beş konuktan biri olan Profesör Mary Beard [5], serginin kataloğuna yazdığı önsözde, Yunan bilgelik tanrıçası Athena’nın benzer şekilde “Yunan dişil cinsiyet kavramlarıyla temelde çelişen dövüş özelliklerine” sahip olduğunu gözlemlemişti.

Roma tanrıçası Venüs [6] ise kabul görmüş olan sınırları belirli bir özgüven ile aşmıştır. Inanna gibi o da savaş alanında ve yatak odasında erkeklerin kalbinde bir yer bulmuştu. Mary Beard, bu durumu şöyle açıklıyor: “Roma’nın bir şekilde askeri zaferler elde etmesini sağlayan; önlenemez, durdurulamaz bir arzu gücü ve Venüs’tür.” Julius Sezar, Truva Savaşı’nın sonradan mülteciye dönüşen kahramanı ve Venüs’ün oğlu olan Aeneas aracılığıyla Venüs’ün soyundan geldiğini iddia ediyor ve tanrıçayı belirgin bir şekilde bazı sikkelerinin üzerine basıyordu. Daha sonraki liderler de Roma tanrıçalarına neredeyse otoritelerinin bir işareti olarak baktılar. Minerva’nın, Wellington [8] ile Napolyon’un yanı sıra Kraliçe I. Elizabeth’in huzurunda da tasvir edildiği görülmektedir.

Dişi iktidar figürlerinin tarih boyunca kadınlar için erkeklerden daha önemli olduğu fikri kesinlikle yadsınamaz. Mısır’daki 18. hanedanın bir firavunu olan Amenhotep, salgın hastalık ve vebadan kurtulmaya yardımcı olacağı inancıyla Nil’deki kendi cenaze tapınağı için Sekhmet’in çok sayıda heykelini yaptıracak kadar ileri gitmişti. Ve bugün, hâlâ varlığını koruyan tanrıçaların kült heykellerinden ve sanat eserlerinden en azından bazılarını yapmakla sorumlu insanlar var.

Serginin baş küratörü Belinda Crerar, BBC Culture’a şunları söyledi: “Çoğu durumda, nesneleri kimin yaptığını tam olarak bilmiyoruz. Bunların erkekler tarafından yapıldığını varsayabiliriz, ancak bu kesin değil. Serginin ilk bölümünde, muhtemelen Birmingham’da yapılmış ve kadınlar tarafından dekore edilmiş bronz bir tabak var.”

Korkulan ve Saygı Duyulan

Birçok tanrıçanın çocuk sahibi olma ve doğurma konusunda kadınlara destek verdiği düşünülürken bunun tam tersini yapma gücüne sahip olanlar da vardı. Dişi iktidar figürleri, kadınların aslında onların yardımlarına en çok ihtiyaç duydukları alanlarda, kendileri için bir kaygı kaynağına dönüşebilir. Sümerler arasında, aslan başı ve eşek çenesine sahip bir tanrıça olan Lamashtu’nun, doğum sancısı çeken kadınların evlerine bebeklerini çalmak için gizlice girdiğine inanılıyordu. Meksika’da, doğum sırasında ölen anne adaylarının ruhları olan Cihuateteo’nun (“ilahi kadınlar”), yeni doğan bebekleri beşiklerinden kaçırmak için Aztek yılına göre beş gün içinde geri döneceği söyleniyordu. Lilith, Âdem’in ilk karısıydı ve bebek ölümü ile kısırlığı getiren kişi olarak tanınıyordu. Çağdaş sanatçı Kiki Smith [9]’in büyüleyici Lilith heykeli, serginin bir duvarına monte edilmişti. Lilith’in vahşi mavi gözleri, sizi hazırlıksız yakalayabilir.

Bu tanrıçalar, gerçek insan korkularının derin tezahürleriydi. Kaygının, dişi iktidar figürleri hakkında gelen hikâyelerin birçoğunu şekillendirmeye yardımcı olduğunu söylemek doğru olacaktır.

Birçok eski kültürde, Dünya’nın kendisinin dişi olduğu veya tanrıçalarının davranışları etrafında döndüğü görülmüştür. Örneğin, Antik Yunan’da Demeter ve Persephone miti, mevsimlerin varlığını açıklamaktaydı. Kızı Persephone’nin Yeraltı Dünyası’nın tanrısı Hades [10] tarafından kaçırıldığını duyan Demeter, genellikle koruduğu mahsullerin harap olmasına neden olacak bir yas tutmuştu. Persephone’nin biraz nar tohumu tüketmiş olması, onun sadece yılın bir bölümünde karanlıkta kalmasına sebep oldu. Yeryüzündeki dünyaya dönüşü ise annesini neşelendirip baharın gelişini ve meyvelerin oluşmasını müjdeliyordu. Benzer şekilde Hindu metinlerinde, tanrıça Shri-Lakshmi [11], biraz acı çektikten sonra dünyadan ayrıldığı ve böylece tarlalarda yıkım yarattığı şeklinde tasvir edilir.

Bu hikâyelerin bir manası vardı çünkü dişil iktidar, insanın gezegenimize bakış açısının özünde yer alıyordu. Hinduizm’de, Shiva’nın karısı Sati’nin öldükten sonra fiziksel evrenin bir parçası olduğuna inanılıyordu. Sati’nin vücudunun parçaları yeryüzüne doğru savrulurken Assam’daki Kamakhya Tapınağı’nın inşasına ilham veren yer, tam da onun vulvasının yerleştiğinin söylendiği yerdi. Muson [12] mevsimi dönemlerinde, günümüzde hâlâ burada düzenlenen bir festivalde, tapınanlar şaşkınlıkla doğal kaynağın demir oksit sızıntısıyla kırmızıya dönmesini izlerler. Sanki tanrıça adet görüyormuş gibidir.

Bu ibadet biçimleri ne kadar önemli olsa da niçin dünyadaki dişil egemenliğin bir felakete dönüşeceğini göstermek için erkeklerin tanrıçalara ölümlü kadınların ötesinde güçler bahşettiğini düşünmeden edemiyoruz. Mısırlı Sekhmet de tıpkı Shri-Lakshmi ve Demeter gibi hayat verme potansiyeli için desteklenirken aynı zamanda yıkıma da neden olabiliyordu. Onun, ölümlüler babasına yani güneş tanrısı Ra’ya isyan ettikten sonra dünyayı yağmalamak için gönderildiği söylenir. Sekhmet, her ne kadar söyleneni yapmış olsa da kendini çok kaptırmıştı. Ra, kızının kana susamışlığından o kadar utanıyordu ki onu geri çağırdı. Sekhmet ise vazgeçmedi. Ra’nın onu durdurabilmesinin tek yolu, alkolü kan kılığına sokup onu devam edemeyecek kadar sarhoş etmesiydi.

Bugün hâlâ, iktidardaki kadınlar genellikle saygı gördükleri kadar korkulurlar veya en azından en üst pozisyona çıkma başarılarında ve yeteneklerinde tehditkâr olarak görülürler. Geçmişin örnekleri bir şey ortaya koyuyorsa o da otoritenin dişi figürlerinin her zaman ayağa kalkmaya ve beklentilere meydan okumaya hazır olduğudur. İnsanların onlar için aksini düşündükleri her şeyde harikalar yaratıyorlar.

Dipnotlar:

  1. Antik Mısır mitolojisinde savaş, yıkım ve mutlak gücün tanrıçası. (ç.n.)
  2. Hint mitolojisinde ölüm, zaman ve kıyamet tanrıçası. (ç.n)
  3. Japon mitolojisinde merhamet tanrıçası. (ç.n)
  4. Aztek mitolojisinde ateş ve yeryüzü tanrıçası. (ç.n)
  5. Roma mitolojisinde savaş tanrıçası, Antik Yunan’daki ismi Athena’dır. (ç.n.)
  6. Cambridge Üniversitesi klasik bilimler profesörü. (ç.n.)
  7. Roma mitolojisinde aşk, cinsellik ve zafer tanrıçası, Antik Yunan’daki karşılığı Aphrodite’dir. (ç.n.)
  8. Wellington Dükü Arthur Wellesley, savunmacı savaş tarzıyla tanınır. (ç.n.)
  9. Cinsiyet, doğum ve yenilenme konularını ele alan Amerikalı sanatçı. (ç.n.)
  10. Yunan mitolojisinde yer altı ve ölüm tanrısı. (ç.n.)
  11. Hint mitolojisinde zenginlik, güzellik ve doğurganlık tanrıçası. (ç.n.)
  12. Haziran gibi başlayıp ekime kadar süren muson yağmurlarını getiren mevsim. (ç.n.)

©® Düşünbil (2022)

Yazar: Daisy Dunn
Çeviren: Öznur Uçan Ateş
Çeviri Editörü: Selin Melikler
Kaynak: bbc.com